Kitap Tiryakileri ile Blog Turları 4. Blog Turu 1.Gün || Manastır "Yorum"

Kitabın Adı: Manastır
Orijinal Adı: The Abbey
Yazarı: Chris Culver
Çeviren: Meryem Karadağ
Yayın Evi: Olimpos Yayınları
Sayfa Sayısı: 421
Tür:  Polisiye, Gerilim, Gizem

Tanıtım Yazısı:
750.000 kopyadan fazla satan ve satış rekorları kıran bir kitap fenomeni.

Ash Rashid, artık cinayet soruşturması yürütme düşüncesine dayanamayan eski bir cinayet masası dedektifidir. Önümüzdeki yıl işinden tamamen ayrılacaktır.
Planı budur, en azından yeğeninin cesedi şehrin en varlıklı insanlarından birinin evinde bulunana kadar. Adli tabip, ölüm nedeninin aşırı doz olduğunu söyler ama bu pek de mantıklı bir açıklama değildir. Ash, yeğeninin katilini bulmak için emirlere karşı gelerek bir soruşturma başlatır ancak, araştırmaya devam ettikçe en yakınlarını giderek daha çok tehlike altına soktuğu, karmakarışık bir davanın içinde bulur kendini.
Eğer davayı çabucak çözmezse toprağa vereceği tek aile üyesi yeğeni olmayacaktır.

“Chris Culver, önümüzdeki yıllarda takip edeceğimiz bir yazar.”
-C. J. Box

“Ash Rashid sert fakat merhametli bir kahramandır. Chris Culver, polisiye romanlarda cüretkâr yeni bir ses.”
-Jeff Abbott

Yorumum

Kitap Tiryakileri ile Blog Turları olarak bu ayki son blog turumuzda sizin için Olimpos Yayınları sponsorluğu ile gelen ve Chris Culver’ın yazmış olduğu “Manastır” kitabını yorumluyoruz.

Chris Culver’ın yazmış olduğu “Manastır”, Ash Rashid polisiye serisinin ilk kitabı. Polisiye kitaplarda az bir cinayet unsuruna veya cinayetlere yüzeysel olarak değinilmesi açıkçası beni çok sıkar ki bu eserde ikisi de vardı. Konusuna gelirsek eğer:

Ash Rashid, emekli olup işinden ayrılmak isteyen ve aynı zamanda üniversitede okuyan bir polistir. Emekliliğine sayılı günler kala, evlilik yıl dönümünü kutlayacağı gün, kız kardeşinin kızının cesedinin şehrin en varlıklı ailelerinden birinin evinde bulunduğunu öğrenir. Ash Rashid, yeğeninin bir cinayete kurban gittiğini düşünmektedir ve bunu destekleyen bazı unsurlar vardır ama adli tıp raporu bu ani ölümün nedeninin uyuşturucu olduğunu söylemektedir. Bu yüzden de dava kapatılır ama Ash Rashid yeğeninin ölümünün asıl nedeni araştırmak için savaşacaktır. Her bir delil ailesini de gittikçe ölüme yaklaştıracaktır.
 

Lütfen yorumlarınızı bizden esirgemeyin...

Puanlama:


Kitap Tiryakileri ile Blog Turları 3.Blog Turumuz 2.Gün || Kayıp Mürekkep "Alıntılar"

Kitap Tiryakileri ile Blog Turlarının 3.Blog turunun 2.Gününden tekrar merhabalar. Bugün sizlere yazarımız Gazi Karasu sponsorluğuyla elimize ulaşan ve yazarımızın çıkarmış olduğu ilk kitap olan "Kayıp Mürekkep" kitabından ufak, tadımlık alıntılar sunmaya çalışacağım. Gün içerisinde Matmazeella ve Obur Kitaplık bloglarından da eserimiz hakkındaki yorumlarını okuyabilirsiniz. ^_^










~~İletişim Adreslerimiz~~

E-mail Adresimiz: kitaptiryakilerii@gmail.com
Facebook Adresimiz: facebook.com/tiryakikitap
Twitter Adresimiz: twitter.com/tiryakikitap


Kitap Tiryakileri ile Blog Turları 3.Blog Turu 1.Gün || Kayıp Mürekkep "Yorum"

Kitabın Adı: Kayıp Mürekkep
Yazarı: Gazi Karasu
Yayın Evi: Sokak Kitapları Yayınları
Sayfa Sayısı: 112
Tür:  Deneme, Şiir, Öykü

Tanıtım Yazısı:
DÜŞLERİNİ YAZ ÇOCUK

   Sana bir kağıt bir de kalem verdim düşlerini yaşman için, daha ne verebilirdim ki? Söyle çocuk, düştüğünde kanayan dizlerini öpmedim mi, kanayan yaralarına üflemedim mi? Söyle çocuk, gönül mülkünü uğruna viran eylemedim mi? Göz bebeklerimde uçurtmalar uçurmana izin vermedim mi?
   Geceleri beraber korkmadık mı gölgelerden? Geceleri uyu diye anlattığım masalların kahramanı olmadım mı düşlerinde? Sana bir kâğıt verdim, bir de kalem hayallerini yaz diye. Söyle çocuk, daha ne verebilirdim ki sana? Düşlerinin peşi sıra gitmelisin çocuk. Tutkular ki esaretten kurtulmanın tek yolu. Adalet bekleme bu dünyadan, bu dünyada adil olan tek şey herkesin ölecek olmasıdır. Düşlerini yaz bana çocuk. Uğruna gözyaşları döktüğün düşlerini…
Yorumum

Bu ay düzenlemiş olduğunu 2.Blog turu olma özelliği taşıyan “Kayıp Mürekkep” yazarımız Gazi Karasu’nun katkılarıyla incelediğim bir kitap.

 Kitabımız 112 sayfa ve deneme türünde olmasının yanısıra şiirsel yönü ağır olan bir kitap. Yazarımız kimi yerlerde bir takım unsurları eleştirirken, kimi yerde de övüyor ve bizi bazen de geçmişe taşıyor. Ama tabi ki yazarımızın yayımladığı ilk kitap olduğu içinde bize acemiliğini hissettiriyor. Birde bir olumsuz yanı var benim için bunu da paylaşmadan edemeyeceğim. Yazarımızın bazı şiirleri okurken sıralama olarak şarkı sözleri ve melodileri üzerine kurulmuş olduğu için olur olmaz şiirden sapmalar söz konusu oluyor.

 Şimdi ben iyi bir okur olabilirim ama eleştirisel olarak zayıf olduğumu biliyorum ama şunu da belirtmeliyim ki ben bu eserde yazarımız Gazi Karasu’nun bundan sonra yazarlık hayatında seçebileceği iki yol gördüm. Ya öykücülüğü seçip eserin ilk sayfalarında yer alan kendi anısını, çocukluğunu anlattığı gibi geçmişe dönük hikâyeler yazacak, ya da şiirsel yönü üzerinde daha çok çalışıp başarıya ulaşacak. Ama şunu söylemeliyim ki ilk yöntemi seçip karakterine şairane bir yön yüklemesi daha iyi olur bence.

 Dediğim gibi bu bir deneme türü olduğu için bu seferlik puanlama yapmayacağım çünkü adaletsiz davranabilirim. Yazarımıza bundan sonraki hayatında başarılar diler ve edebiyat dünyasına katkıda bulunup bize “Kayıp Mürekkep” adlı eserini kazandırdığı için Teşekkür Ederim…


Lütfen yorumlarınızı bizden esirgemeyin...

~~İletişim Adreslerimiz~~

E-mail Adresimiz: kitaptiryakilerii@gmail.com
Facebook Adresimiz: facebook.com/tiryakikitap
Twitter Adresimiz: twitter.com/tiryakikitap


Kitap Tiryakileri ile Blog Turları || 2.Blog Turu 6.Gün || Yorum "Baba Segi ve Dört Eşin Gizli Yaşamı"

Kitabın Adı: Baba Segi ve Dört Eşin Gizli Yaşamı
Orijinal Adı: The Secret Lives of Four Wives
Yazarı: Lola Shoneyin
Çeviren: Aslı Tümerkan
Yayın Evi: Feniks Yayınları
Sayfa Sayısı: 290
Tür:  Cinsellik, Genç-Yetişkin, Dram, Gizem

Tanıtım Yazısı:
Ben bu odaya rastgele gelmedim, buraya varmadan önce buranın su yeşili duvarlarının hayalini kuruyordum.

Geçmişindeki sırlardan kurtulmak isteyen üniversite mezunu genç kadın Bolanle, kendisini hiçbir şey sormadan olduğu gibi kabul eden cahil tüccar Baba Segi ile evlenmeyi kabul eder. O artık pahalı giysilerin, bol yiyeceğin, cömert aylık ödeneklerinin olduğu büyük bir aileye en genç ve en eğitimli dördüncü eş olarak dahil olmuştur. Eşlerden Iya Femi paraya tutkuyla bağlı, huysuz ve bencil bir kadındır; Iya Tope ise yumuşak başlı ve iyi niyetlidir, ama diğer eşlerin teröründen sinmiş bir haldedir; ilk eş olan Iya Segi ise acımasızdır ve ölümcül sonuçlara meydan verecek hırslara sahiptir.

Genç ve eğitimli Bolanle kısa sürede Baba Segi’nin gözdesi olur. Onun varlığını diğer eşler bir tehdit olarak algılamakta ve güzel rakiplerinden kurtulmak için entirikalar düzenlemektedirler. Ama herkesin hayatı sırlarla doludur ve bunlar, Bolanle’ın bilmeden de olsa ortaya çıkaracağı güne kadar eşlerin sessiz ortaklığı ile gömülü durmaktadır. Aile içi günlük çekişmeler ve hırslar herkesi adım adım bir trajediye doğru sürüklemektedir.

Nijerya’da kadının aile içindeki yerine, geleneklere ve günlük hayata dair ipuçları veren roman aynı zaman da binlerce kilometre uzakta da olsa kadının toplum içinde yaşadığı zorlukların nasıl da aynı olduğunu gösteriyor.

Yorumum

“Derler ki, gerçek kendini sonsuza dek saklayamaz. Kendini bir kuyunun dibine bile saklasa, bir gün, kuraklık onu açığa çıkarır.” (Sayfa 252)

Ne güzel bir söz değil mi? Kitabımızda aslında bu söz üzerine kurulu diyebiliriz. Genç ve güzel Bolanle’miz, Üniversite mezunu olmasına rağmen geçmişindeki sırları hiçbir şekilde sorgulamayan Baba Segi ile evlenip kendisine dördüncü eş olmayı kabul ediyor ama Baba Segi’nin evine adım atar atmaz diğer eşler ve Baba Segi’nin çocukları tarafından dışlanmaya başlıyor. Bundan sonrasını anlatmak aslında bir nevi spoiler vermek olur çünkü: hikaye eşlerimizin sırları üzerine kuruludur.

Yorumumla birazda konuya dair bilgi vereyim. İlk önce şunu belirtmeliyim ki kitabın sonucuna direk 70.sayfadan sonraki sayfalarda  ulaşabilirsiniz. Bir diğer hususta öncelikle kitaba başlarken bir aile ağacı var ki onu mutlaka hafızanıza kazıyın çünkü karakterlerden kim kimdi gibi sorular yaşayabilirsiniz.

Karakterimiz Baba Segi’ye tam anlamıyla sinir oldum. Eşleri ile yaşadığı cinselliği gidip de Öğretmen diye nitelendirdiği adama ve onun çevresindeki insanlara anlatması beni resmen çileden çıkardı. Bolanlemiz ise bana biraz güçsüz geldi. Zira başından bir çok şey geçmiş bir karakterden daha tutarlı bir yol (Bu tam olmadı sanki?) beklerdim.


Ama bir sitemimde çeviri unsuruna. Kitapta gerçekten çok fazla yabancı kelime vadı. Tamam bunları sayfa altına not olarak eklemişlerdi ama ben gerçekten çok zorlandım okurken.
Genel olarak ama şunu söyleyebilirim ki cinsellik içeren kitaplar okumaktan çekinmezseniz eğer kesinlikle tavsiye edebileceğim bir kitap. Nijerya halkının yaşayış tarzını, Nijeryalı bayanların toplumdaki yerini ve gelenekleri çok güzel anlatan bir eser. Ayrıca finaliyle de sizi çok şaşırtacak kadar müthiş bir kitap.
Lütfen yorumlarınızı bizden esirgemeyin...

Puanlama:

~~İletişim Adreslerimiz~~

E-mail Adresimiz: kitaptiryakilerii@gmail.com
Facebook Adresimiz: facebook.com/tiryakikitap
Twitter Adresimiz: twitter.com/tiryakikitap


Kitap Tiryakileri ile Blog Turları || 2.Blog Turumuz 6.Gün || Yazarımız Lola Shoneyin'in Eserleri

Kitap Tiryakileri ile Blog Turları'nın 6. ve Son gününden Merhabalar.

Bugün malum açıköğretim üniversitesi sınavım olduğu için biraz erken kalkmam ve sınava gireceğim yeri bulmak zorunda kaldım. Birde yanlış yere gidip yarım saat kadar yürüyünce yorgundum ve biraz dinlenip sizlerle öyle yazımı paylaşmak istedim.

Neyse. Bugün sizlere 2.Blog Turumuzun 2.Gününde yorumladığımız "Baba Segi ve Dört Eşin Gizli Yaşamı" adlı eserin yazarı Lola Shoneyin'in yazmış olduğu eserlere hep birlikte göz atacağız. Hafta içerisinde; Pazartesi günü Obur Kitaplık blogu sizin için Tanıtım Videomuzu hazırlarken; Salı günü Konuk Yorumcumuz Cadının kozmetik Kazanı blogu sizin için "Baba Segi ve Dört Eşin Gizli Yaşamı" kitabından tadımlık bir Ön Okuma, Çarşamba günü Kitap Maceraları blogu sizin için kitabı okumaya başlamadan önce Karakterleri Tanımanızı sağlayan bir tablo, Perşembe günü Matmazella blogu sizin için eserimizden Alıntılar, Cuma günü ise Kanalizasyon Balığı blogu ise "Kim Bu Lola?" temalı Lola Shoneyin'in hayatını ele alıp yayınladı.
Yazılarını konu linklerine tıklayıp okuyabilirsiniz. Şimdi yazarımız Lola Shoneyin'in eserlerine bir göz atalım.


Woman in Her Season
Post Express adlı gazetede 1996 yılında yayınlanan kısa hikâyemiz yazarımızın kendini duyurma çabası olarak nitelendirilebilir sanırsam. Yazarımız bu kısa hikâyeden sonra çeşitli şiir kitapları yazmış ve ardından roman yazma hayatına başlamıştır.

So All the Time I Was Sitting on an Egg
Yazarımızın ilk olarak 1998 yılında yayınlamış olduğu eserimiz 3.50 gibi bir Goodreads puanına sahip. 68 sayfadan oluşan eserimiz içerisinde şiirler yer almakta.

For the Love of Flight
Yine şiir türünde yazılmış olan eserimiz ilk olarak 2010 yılında yayınlanmış bulunmakta ve yine yazarımızın diğer şiir kitabı gibi 3.50 gibi bir Goodreads puanına sahip.

Song of a river bird, Ovalonion
2002 yılında Nijerya’da yayınlanan eserimiz bir şiir kitabı. Eserimiz hakkında Goodreads’ta hiçbir bilgi bulunmamakta.

The Secret Lives of Baba Segi’s Wives
Tur dâhilinde yorumlamış olduğumuz ve Feniks Yayınları imzasıyla yayınlanan kitabımız ilk olarak 2009 yılında yurt dışında yayınlanmış bulunmakta. Aynı zamanda 3.71’lik bir Goodreads puanıyla yazarımızın en popüler kitabı. Novelleri de bulunan eserimiz tek Türkiye’de değil birçok ülke de yayınlanmış ve çeşitli ödüller kazanmış bir eser aynı zamanda.

Mayowa and the Masquerade
Yazarımız Lola Shoneyi’in şu anda yazmış olduğu son eser olan Mayowa and the Masquerade, Temmuz 2010’da yayınlanmış bulunmakta. Eserimiz çocuklara yönelik bir kitap.



Evet. Bugün sizlerle turumuzun 6. ve son gününde yazarımız Lola Shoneyin’in yazmış olduğu eserlere göz attık. Kitap Tiryakileri olarak 3.Blog turumuzda buluşmak dileğiyle…


Dekoratif Bantlarda İndirim Var!

Uzun zamandır maalesef blogumla pek ilgilenmiyorum ve bunlardan biri internet arızamken bir diğeri ise yaklaşan üniversite sınavım. Bunların arasından dün bir boşluk yaratıp iş başvurusu yapmak için Esenyurt Torium AVM'ye gittim ve gitmişken de içerisinde bulunan Migros'a uğramadan edemedim. Malum yeni yılda yaklaşmakta olduğu için yine her yer hediyelik eşyalar ve yılbaşı süsleri ile doluydu ama süslerin arasında bir bölüm vardı ki benim özellikle ilgimi çekti. Tabi ki orası başlıktan da anlayacağınız üzere dekoratif bantlara ayrılmış özel raftı. Sizin için hemen görselledim. Maalesef şunu belirtmeliyim ki bütün hepsi de bu görsellerde gördüklerimiz. :(
Bunlardan çok güzel kitap ayracı olur değil mi? Evet bu yukarıda görmüş olduklarınız hediye paketleme için kullanılabilecek bant ve fiyatı da 6,50 TL. Fotoğrafta güzel görünmeyebilir ama yakından görünce resmen aşık oluyorsunuz.


Bunlarda yine yıl başı temalı ve renkleriyle de yılbaşını yaşatan koli bandı şeklinde dekoratif bantlar. Fiyatları 6.90 TL idi sanırsam.

Evet, bana göre fiyatlar bu genişlikteki bir dekoratif bant için oldukça normal seyrinde. Her Migros'ta bulunabileceğini sanıyorum.

Bir daha ki yazımda görüşene kadar bol mutluluğun olduğu kitaplarda esenle kalın. ^_^


Kitap Tiryakileri ile Blog Turları'ndan Son Haberler...

Sevgili Okuyucularım,

Uzun zamandır blogumla ilgilenemiyorum ve bunun da nedeni internetimden dolayı meydana gelen bir arıza. Şöyle ki; blog yazılarımı yazabiliyorum, facebook ve twitter adreslerimi kullanabiliyorum ve mesaj yazıp cevap verebiliyorum ama hiçbir şekilde başka web sitelerine giremiyor ve dolayısıyla yeni yazılarınızı okuyamıyorum. Bir diğer hususta yazdığınız yorumlara cevap yazamadığım için yayınlamıyor ve biriktiriyorum. Bir gün boş vaktimde internet cafe'ye gidip hepsine tek tek cevap yazacağım. Lütfen yorumlarınızı sildiğimi düşünmeyin çünkü; yorumlarınız benim için çok değerliler.

Evet, açıklamamı yaptıptan sonra asıl başlık konusuna gelebilirim sanırsam. Bildiğiniz üzere ben ve dört blog yöneticisi arkadaşım,kardeşim Kitap Tiryakileri adını verdiğimiz bir blog turu düzenledik ve tüm dünya da ilklere imza attığını belirttik. İşte bu hususta yazacaklarım var size.
Kitap Tiryakileri ile Blog Turları Tarafından hazırlanan "Tiryaki Dergisi", ilk sayısı olan Aralık sayısını yayımladı. Dergimizi BURADAN okuyabilirsiniz. Bu arada bu bağlantının altına görüşlerinizi ve önerilerinizi bildirmeyi unutmayın.

Bu arada Kitap Tiryakileri ile Blog Turları bu ay içerisinde 3 (ÜÇ) blog turu düzenleyecek bunu da belirtmek isterim.

Bunlardan ilki de Feniks Yayınları sponsorluğunda gerçekleşecek. Kitabımızın ismi: "Baba Segi ve Dört Eşin Gizli Yaşamı". Bu turda ve bir başka turumuzda bize Cadının Kozmetik Kazanı blogu da katılacak. Malum konuk yorumcu sistemimiz mevcut birde değil mi? Cadının Kozmetik Kazanı blogunun iki blog turu içerisinde yer almasının sebebi ise; kendisini hem uzun süredir bekletmiş olmamız, hem de okuyacağımız bir diğer eserin 122 sayfa olması.

Evet, sizde eğer konuk yorumcumuz olmak isterseniz bize kitaptiryakilerii@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey bu mail adresine blog linkinizi ve blog turumuzda yer almak istediğinizi yazmak. Blogunda en az beş tane kitap yorumu yayınlamış ve en az 1 yıl blog yazmış herkes blog turumuzda bizimle konuk yorumcu olarak sponsor yayınevlerimizin katkısıyla kitap okuyabilir. Sıralama olarak mesajların önceliği göz önünde bulunacaktır.

Çok yakında ikinci blog turumuzla görüşmek dileğiyle...

Sosyal Ağlarımız:


"Obsidiyen"

Kitabın Adı: Obsidiyen
Orijinal Adı: Obsidian
Yazarı: Jennifer L. Armentrout
Çeviren: Bilge N. Zileli Alkım
Yayın Evi: DEX Yayınları
Sayfa Sayısı: 354
Tür: Komedya, Paranormal, Genç-Yetişkin
Seri: LUX Serisi I.Kitap

Tanıtım Yazısı:
Her şeye yeniden başlamak çok berbat.

Annemle birlikte Batı Virginia’ya taşındığımızda, kendimi sıkıcı işlere adamıştım, ta ki tüyler ürpertici yeşil gözleri ve kaslı vücuduyla yan komşumuz karşımda dikilene kadar. Ama işler tahmin ettiğimiz gibi gitmedi.

O, ağzını açtı

Daemon hem kabaydı hem de kendini beğenmiş bir pislikti. Birbirimizden hoşlanmıştık. Tam hikaye burada bitiyordu ki bir kazaya uğradım ve Daemon zamanı dondurarak beni kurtardı.

Yakışıklı uzaylı komşum üzerimde bir iz bırakmıştı.

Yanlış okumadınız. O, bir uzaylı. Daemon ve kız kardeşinin yeteneklerini çalmak isteyen düşmanları vardı ve Daemon’ın bıraktığı iz bütün düşmanları başıma toplamıştı.

Bu korkunç durumdan canlı kurtulmak içinse tek yapmam gereken üzerimdeki izi etkisini yitirene kadar Daemon’ın yanından ayrılmamaktı.

***

“Obsidiyen’e bayıldım. Romanı bir gecede bitirmeye, kendinizi Daemon’a kaptırmaya ve serinin ikinci kitabı için sabırsızca beklemeye hazır olun.”
-Deborah Cooke, The Dragon Diaries

“Daemon ve Katy, ateşle barut gibi. Her bölüm nefesinizi kesecek ve dahası için yalvaracaksınız.”
-Jus Accardo, Touch

“Armentrout’un yeni serisinin ilk kitabı başından sonuna hiç azalmayan bir heyecanla akıp gidiyor.
-RT Book Reviews

Yorumum

Seksi, Öküz ve aynı zamanda Uzaylı. Kimden mi bahsediyorum? Daemon Black’ten.
 Katy, babasının ölümünden sonra yaşadıkları evde annesinin artık yaşayamayacağını anlamıştır ve annesi de Batı Virginia’da iş bulunca mecburen taşınırlar. Bu yerde bir takım farklılıklar vardır ama bunlarla birlikte birde Katy’in seksi ve aynı zamanda ÖKÜZ birde komşusu olan Daemon ve onun tam zıttı tam bir iyilik meleği ve Katy’in en yakın arkadaşı olan ikiz kız kardeşi Dee vardır.
Katy her şeye rağmen sıradan bir şekilde hayatını sürdürmeye çalışırken Daemon ile kavga eder ve yanlışlıkla hızla gelen bir kamyonun önüne atlar ve bu durum Daemon’ın zamanı durdurarak Katy’i kurtarmasına neden olur. Katy böylelikle, Daemon’ın uzaylı yanını da keşfeder.  Ama… Ne zaman ki bir uzaylı gücünü kullanırsa bu orada bulunan insanların üzerinde ancak uzaylı olanların görebileceği bir ışık huzmesi bırakmaktadır. Bu insanlar için önemli olmayabilir, Daemon gibi olan Luxenler için de önemsiz olabilir ama Luxenlerin gücünü emen ve kötü uzaylılar olan Arumlar için çok önemlidir. Çünkü; bu iz onları ruhlarını ve güçlerini emecekleri Luxenlere götürebilecek bir ipucudur.

 Baştan sona eğlenceli, içten bir anlatıma sahip sıradan bir blog yazarı olan Katy ve Öküz Daemon’ın yaşamı beni gülmekten yerlere yatırdı. Ayrıca bu kitaptaki Daemon karakteri o kadar seksi anlatılmış ki bende kendi kendime bu insansa ben hayvanım dedim. Allah’tan uzaylı çıktı da rahatladım anlayacağınız. ^_^

 Her an canınız sıkıldığında, bunaldığınızda elinizin altında bulunması gereken bir kitap. Tek bir sayfa bile sizi gülmekten kırıp geçirecek.
Lütfen yorumlarınızı bizden esirgemeyin...

Puanlama:


"Harry Potter ve Ateş Kadehi"

Kitabın Adı: Harry Potter ve Ateş Kadehi
Orijinal Adı: Harry Potter and the Goblet of Fire
Yazarı: J.K. Rowling
Çeviren: Sevin Okyay – Kutlukhan Kutlu
Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları (Y.K.Y.)
Sayfa Sayısı: 859
Tür:  Gerilim, Korku, Macera, Gizem, Fantazya
Seri: Harry Potter Serisi IV.Kitap

Tanıtım Yazısı:
Büyücülük okulunda dördüncü sınıfa geçen Harry, yaz tatilinde Dursley’lerden izin koparıp arkadaşlarıyla birlikte Quidditch Dünya Kupası finalini izlemeye gider. Bu yıl Hogwarts’taki en büyük yenilik ise, Üçbüyücü Turnuvası’dır. Üç rakip okulun katılımıyla gerçekleşen bu etkinlik yüz yıldan beri ilk kez düzenlenmektedir. Harry, istemediği halde, yaşı bile tutmadığı halde, kendini bu Turnuva’nın içinde bulur. Oysa onun tek istediği, büyücülük standartları içinde olabildiğince “normal” bir yaşam sürmek, yeni büyüler öğrenerek kendini geliştirmek, Cho’yla ilgili hayaller kurmak, Ron ve Hermione’yle hoşça vakit geçirmektir. Ancak, alnındaki yara izinin ikide bir acıması, korkunç olayların yaklaşmakta olduğunun habercisidir…

Harry Potter ve Ateş Kadehi’nde J.K. Rowling, dizinin önceki kitaplarında olduğumuzdan hem çok daha eğlenceli, hem çok daha ürkütücü bir büyücülük dünyasının kapısını açıyor bizlere.

Yorumum:

Woah! Uzun zamandır yaşamadığım kadar bir macera duygusunu Harry Potter serisinin bu dördüncü kitabında yaşadım. Gerçekten olağanüstüydü benim için. Filme göre konuşacak olursam J.K. Rowling senaryoda baya bir değişiklik yapmış diyebiliriz. Ama açıkçası film güzeldi ama kitapta ben daha fazlasını buldum diyebilirim. Açıkçası bulunmayacak gibi de değil! Malum kitap 859 sayfa ki bu da benim bu zamana kadar okuduğum en kalın kitaptı.

 Konusuna gelirsek. Lord Voldemort her geçen güç kazanmaktadır ve Harry bunu yara izinin acımasından fark ederken, Dumbledore da bunu bir şekilde meydana gelen olaylardan ve kaybolan insanlardan hissetmektedir. Bu yıl, Harry Potter ve arkadaşlarını bir sürpriz beklemektedir. Bu sürpriz: Üçbüyücü Turnuvası’dır ve bu turnuvaya tek Hogwarts öğrencileri değil iki rakip okulda katılmaktadır. Yalnız turnuva çok tehlikeli olduğu için bu sene ciddi önlemler alınmıştır ve 17 yaşından küçük olanların bu turnuvaya girmesi yasaklanmış ve bu sınırlama bir takım sihir ve büyülerle de engellenmiştir. Yalnız her nasılsa Harry Potter’ın adı kadehe atılmadığı halde kadehten fırlar ve Harry de istemediği halde turnuvaya katılmak zorunda kalır. Asıl macera, heyecan ve gerilimli dakikalar da bu dakikadan sonra başlayacak olan Üçbüyücü Turnuvası’nda yaşanacaktır.

 Son olarak bu seriyi gerçekten okumanızı tavsiye ederim. Emin olun hiç pişman olmayacaksınız. Seri gerçekten muhteşem ötesi ve filmden daha farklı ve heyecanlı sahneler barındırıyor içerisinde.
Lütfen yorumlarınızı bizden esirgemeyin...
              

Puanlama:


"Sisteki Yakut"

Kitabın Adı: Sisteki Yakut
Orijinal Adı: The Ruby in the Smoke
Yazarı: Philip Pullman
Çeviren: Nesli Türk
Yayın Evi: İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı: 213
Tür:  Gizem, Macera

Tanıtım Yazısı:
ALTIN PUSULA DİZİSİ’NİN ÖDÜLLÜ YAZARINDAN

Sally Lockhart on altı yaşında bir öksüzdür ve her ne kadar bir silahı ve muhtemelen onu kullanacak cesareti olsa da, bir adamı silahsız öldürmüştür. Sally, Bay Higgs’i yalnızca üç kelime ile öldürür.

YEDİ KUTSAL İŞARET

Ne yazık ki, bunların ne anlama geldiği ve neden boğulmuş olan babasının iş ortağının bu kelimeleri duyduğunda korkudan öldüğü hakkında hala hiçbir fikri yoktur. Tek bildiği şey, gerçeği ortaya çıkaracak bir şeyler yapması, bir şeyler söylemesi, bir şeyler olması gerektiğidir…

Tuhaf mektuplar, farelerin cirit attığı sokaklar ve ölümcül afyon dumanı ile dolu dehşetengiz bir sır –ve tüm bunların merkezinde kana bulanmış bir mücevher…

Philip Pullman’ın televizyona da uyarlanan ve BBC’nin en popüler filmlerinden birine dönüşen SALLY LOCKHART maceralarının ilk kitabı, bizi sisteki yakutun gizemine davet ediyor.

“Philip Pullman. Tüm zamanların en iyi hikâye anlatıcısı mı?”
-OBSERVER

VİKTORYA DÖNEMİ İNGİLTERESİ’NİN DERİNLİKLERİNDEN NEFES KESİCİ BİR GİZEM
Yorumum

“Philip Pullman. Tüm zamanların en iyi hikâye anlatıcısı mı?” diye sormuş ya OBSERVER... Ben cevap vereyim. –Hayır, hiç iyi bir hikâye anlatıcısı değil.Bu ne ya? Ne bir macera var, ne de heyecan. Tamamen can sıkıntısı oldu benim için. Biraz fantazya bekledim o da yok. Yani sıradan, küçük bir yakutun peşinden koşan insanlar ve ne olduğunu bilmeden peşindekilerden kaçmaya çalışan Sally Lockhart. Tüm hikâye bu kadar.

 Karakterlerin fazla olması ve bir mekândan bir başka mekana geçerken bölüm oluşturulmayıp da bir paragraf ile ayrılması sadece sizin konuyu karıştırmanıza neden oluyor. Kusura bakmayın ben normalde sevmediğim bir seri olmasa da seriyi tamamlamaya çalışırım ama bu eser tam bir felaketti benim için, onun için de tamamlamayı düşünmüyorum.

 Kesinlikle tavsiye etmem. Okuyanlar da okusun engelleyemem.


Puanlama:


"Saklanmış"

Kitabın Adı: Saklanmış
Orijinal Adı: Hidden
Yazarı: P.C. Cast – Kristin Cast
Çeviren: Sevinç Seyla Tezcan
Yayın Evi: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 413
Tür:  Gerilim, Korku, Savaş
Seri: Gece Evi Serisi X. Kitap

Tanıtım Yazısı:
IŞIĞIN OLDUĞU YERDE KARANLIK SAKLANAMAZ

Sonunda Zoey istediğini elde etmiş ve Vampir Yüksek Konseyi, Neferet’in gerçek yüzünü görmüştür. Bu sayede Zoey ve çemberi kendilerini ve çok sevdikleri okullarını her geçen gün biraz daha güçlenen karanlıktan korumak için yardım almaya başlamıştır. Güvensizlik tohumlarının filizlendiği ve karanlığın karmaşa yarattığı Gece Evi’nde herkesin birlik olması gerekmektedir ama bu, son derece zor görünmektedir… Gerilim gittikçe artarken Zoey ve çemberi karanlığın galip gelmesini çok geç olmadan engelleyebilecek midir?

Gece Evi’nde kaos ve karmaşa artıyor…
Yorumum

Gece Evi Serisi’nin onuncu kitabında işler çığırından çıkılamaz bir hal alıyor. Zoey kime güveneceğini artık bilemiyor. Çemberinden biri ve dostu Erin gitgide karanlığa yaklaşırken; karanlıktakiler de aydınlığa yakınlaşıyor. Neferet artık ne yapacağını bilmez bir halde hem intikam almak için, hem de kaçmak için öldürmekten hiç çekinmiyor. Hepsi ve daha fazlası Gece Evi Serisi’nin onuncu kitabı “Saklanmış”da.
 
Açıkçası şunu söylemeliyim ki seri uzadıkça bende dizi izlermişim de haftaya yeni bir bölümü gelecekmiş izlenimi oluşturmaya başladı bu seri. Hele ki kitabın finali bana Örümcek Adam animasyonunu anımsattı. Bilemiyorum ama bu seri bence çok uzadı. Serinin 11.Kitabı olan “İntikam” da 32.Uluslararası İstanbul Tüyap Kitap Fuarı’nda satışa sunuldu. Bu arada serinin 11.Kitabı sondan bir önceki kitabı ki bunu da belirtmeden edemeyeceğim.

 Kitaptan Alıntılar:
*Bu kitap hata yapanlarınız, o hataları düzeltecek kadar cesur ve hatalarından ders alacak kadar bilge olanlarınız için. -Yazar İthafı

 *Ölüm, ona inananlar ile başka tanrılara inananlar arasında ayrım yapmaz. Ölüm bütün ölümlülere gelir. –Sayfa 193
Lütfen yorumlarınızı bizden esirgemeyin...


Puanlama:



"Tepedeki Ev"

Kitabın Adı: Tepedeki Ev
Orijinal Adı: The Haunting of Hill House
Yazarı: Shirley Jackson
Çeviren: Dost Körpe
Yayın Evi: Siren Yayınları
Sayfa Sayısı: 228
Tür:  Korku-Gerilim

Tanıtım Yazısı:
“Tepedeki Ev’e adım atmak, bir delinin zihnine adım atmak gibi… Ürkmeye başlıyorsunuz.”
-STEPHEN KING


“Shirley Jackson’ın dünyası ürkütücü ve unutulmaz.”
-A.M. Homes

“Kanınızı donduruyor, tüylerinizi ürpertiyor.”
-The New York Times Book Review

“Gelmiş geçmiş en iyi perili ev öyküsü.”
-The Wall Street Journal

Amerikan edebiyetının efsanevi yazarlarından biri olan Shirley Jackson’dan zamanının ötesinde bir klasik: Tepedeki Ev. Hayata dair ürkütücü detaylara ilgisi, insan ruhunun kuytularına teklifsizce girebilmesi ve okurun zihnini ustaca ele geçirmesiyle tanınan Jackson, Tepedeki Ev’le delilik ve dehşetin karanlık köklerine iniyor.

Tepedeki Ev’e ilk adımdan itibaren bastırılmış tüm duygular yavaş yavaş su yüzüne çıkıyor. Perili olduğu söylenen bir evde iddiaları araştırmak için bulunan kişilerin kesişen yaşamları bu garip tecrübeyle şekilleniyor ve onları hiç ummadıkları bir noktaya getiriyor. Evin suretindeki karanlık, böylesi tuhaf bir görev için evde kalan grubun üyelerini beklenmedik biçimlerde etkiliyor.

Algının tuzakları hiç bu kadar olası, bu kadar gerçek anlatılmamıştır.

Burası Tepedeki Ev… Burada her şey bir çarpık, biraz tuhaf.
Burası tekin bir yer değil.
BURASI SENİN ZİHNİN.
                                TEHLİKEDESİN.

Yorumum

İşte… Beni hayal kırıklığına uğratan bir başka kitap daha. Hayır, anlamıyorum yani bir korku kitabı yazıyorsun, bari biraz gerçekliğin dışına çık, hayal gücünü kullan değil mi? Ama nerde? Ben ki korku filminde sadece birden ortaya çıkan karakterlerden korkarım ki bunun sebebi de panik atağımdır ama bu kitap bana hiç hitap etmedi. Ne bir ölüm vardı, ne de bir cinayet. Sonu bile saçma sapandı ki, ben hiçbir şey anlamadım. Kitapta bir hayalet unsuru görürseniz öpüp başınızın üstüne koyun. Spoiler vermemek adına yazamıyorum ama korku efektleri sinema filmi çekmeyi yeni öğrenen bir insanın ilk korku sinemasını çekmesi gibi bir şey olmuş.

 Karakterler? Ben bunlara kusura bakmayın ama karakter diyemiyorum! Hangi yazar 32 yaşındaki bir karaktere çocuk ruhu vermeye çalışıp da onu Heidi gibi çimenlikte koşturup, saklambaç oynattırır ki? Saçma… Saçma… Saçma…

 Kusura bakmasın kimse ama ben, Cathy Lamb’ın yazmış olduğu “Şans Bilekliği” kitabında bile bundan daha çok gerilim ve korku unsuru görmüştüm ve artık şizofren manyağı olup resmen arkamdan biri geliyor sanıyorum.

 Bu kadar eleştirdim diye kusuruma bakmayın ama; uzun bir zamandır kitap yazan bir yazardan daha kaliteli bir eser beklerdim.
Kitabımızın Konusu:

 Çok kısaca; Felsefe doktoru olup doğaüstü olaylara ilgi duyan Dr. Montague’nin, Tepedeki Ev adlı bir evde doğaüstü olaylar yaşandığını duyması ve kendisiyle dalga geçenlere doğaüstü varlıkların aslında var olduğunu kanıtlamak için bu Tepedeki Ev’i kiralaması ve evde yaşanacak olayları bir kitap olarak yayınlamak istemesi. Bu evde ona ev sahibinin yeğeni Luke, Ressam Theodora ve annesini kısa bir süre önce kaybettikten sonra ablasının ve eniştesinin evine yerleşen Eleanor eşlik edecektir.

Puanlama:



Kitap Tiryakileri ile 1. Blog Turu 6.Gün: Şans Bilekliği "Yorum"


Kitabın Adı: Şans Bilekliği
Orijinal Adı: Such A Pretty Face
Yazarı: Cathy Lamb
Çeviren: Deniz Beril Bacaklılar
Yayın Evi: Ephesus Yayınları
Sayfa Sayısı: 437
Tür:  Dram, Aşk, Genç-Yetişkin, Komedi

Tanıtım Yazısı:
Uzun zamandır obeziteyle mücadele eden Stevie Barrett, neredeyse hayatını kurtaracak bir operasyon geçirmek üzere, tekerlekli sandalye eşliğinde ameliyathaneye götürülür. Operasyonun ardından hırıldamadan yürümeyi başarabilen, kendi kendini iyileştirmek için bir bahçe yetiştiren ve tahtadan muhteşem sandalyeler yaparak onları boyayan yepyeni bir Stevie doğar.

Fakat hayatında değişen onca şeye rağmen, aynı kalan ufak birkaç detay vardır. Stevie’nin utangaçlığı, yakasını bırakmaya pek niyetli değildir. Bu nedenle, yakışıklı komşusuna duyduğu ilgiyi gizlemek zorundadır. İşler tıpkı onu küçük bir kızken yanına alan ailesinde olduğu gibi, çalışmakta olduğu hukuk bürosunda da yolunda gitmemektedir. Üstelik bir zamanlar en iyi arkadaşı olan kişi, verdiği kilolar yüzünden kendisine farklı davranmaya başlamıştır.

Stevie’nin yeni hayatında karşılaştığı en zorlu mücadele kendisini tanımayı öğrenmek olacaktır. Kendisinin aslında kim olduğu, kim olmak istediği ve eski Stevie’nin bu günlere nasıl geldiği hakkında şaşırtıcı cevaplarla karşılaşmaya başlayacağı bu içten ve eğlenceli yolculuk sizleri bekliyor.

Kitap Tiryakileri ile Blog Turumuzun bugün itibari ile sonuna gelmiş bulunmaktayız. 1  Aralık'ta yayınlanacak olan dergimizde yazarımızla ilgili, Ephesus Yayınlarıyla ilgili ve bizi bekleyen sürprizlerle ilgili yine karşınızda olacağız. Yeni bir blog turunda görüşmek dileğiyle...

Yorumum

Stevie Barrett’in annesi Helen şizofrendir ve durmadan tuhaf sesler duyup, saçma sapan hareketler yapmaktadır. Hatta Stevie’nin kardeşini ve kendisini de öldürmüş ve Stevie’yi de öldürmeye çalışmıştır. Bu olaydan sonra Stevie kendini yemek yemeye verir ve bu baskıların üzerine kötü muamele gösteren eniştesinin evinde yaşamaya zorlanması da yeme isteğini arttırır. Bu durum bir gün kalp krizi geçirip kötü evliliğini de bitirmesiyle son bulur ama bu sefer de eski günlere dönmeye, annesiyle olanları hatırlamaya başlar ve kardeşini kurtaramadığı içinde pişmanlık duymaya başlar.
Ama Stevie kararlıdır. Midesini taktırdığı kelepçe ve geçirdiği ameliyatlara karşılık azminden hiçbir şey kaybetmeyecek ve kendini Sandalye yapımına ve bahçe dizaynına verecektir. Bir de aşık olduğu komşusu Jake var tabi…

 Kitabın konusu 200.sayfadan sonra anlaşılıyor ve asıl hikâye bana göre oradan başlıyor. Romanın karakterlerinin gerçekten eğlenceli ve bazen küfürlü ve bazen de genç-yetişkin esprileriyle sizi güldürmeyi başarması da ayrı bir eğlence…Roman da sevemediğim hususlar ise;

 *Dini öğelerin (Tanrı’nın ve Peygamberlerinin) alay konusu olması.
*Stevie kardeşi Sunshine’nın ölüm şekillerinin rüyalarında farklı farklı görürken saçmalanması.
*Stevie’nin yaptığı sandalyelerin abartılığı. Biz bir testere okuyoruz dalı kesen ama sonra ne hikmetse… (Spoiler vermemek istediğim için yazmayacağım.)

 Genel olarak bakacak olursak ama kitabı gerçekten tavsiye ederim. Şizofren bir anne ile yaşayan Stevie beni gerçekten çok etkiledi. Çevremde veya akrabalarımdan biri böyle olsaydı ne olurdu diye gerçekten düşünüp hayatımı sorguladım.
Rabbim böyle bir yaşamı kimseye layık görmez inşallah. Âmin!

Lütfen yorumlarınızı bizden esirgemeyin...

Puanlama:

İşte bize ulaşabileceğiniz Sosyal Ağlarımız ve iletişim Adreslerimiz:

E-mail Adresimiz: kitaptiryakilerii@gmail.com
Facebook Adresimiz: facebook.com/tiryakikitap
Twitter Adresimiz: twitter.com/tiryakikitap

Ephesus Yayınları'na Katkılarından Dolayı Teşekkür Ederiz.