3Puan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3Puan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

"Beyaz Gemi"


Kitabın Adı: Beyaz Gemi
Orijinal Adı: Ak Keme
Yazarı: Cengiz (Çıngız) Aytmatov
Çeviren: Refik Özdek
Yayınevi: Ötüken Yayınları
Türü: Dram, Yaşam, Mit, Efsane
Sayfa Sayısı: 174
Satın Al: D&R

Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
Beyaz Gemi, Aytmatov’un, edebiyat aleminde geniş akisler uyandıran, verilmek istenen mesajla yaratılan tiplerin büyük bir uyum sağladığı eserlerinden biridir.

Romanın kahramanı yedi sekiz yaşlarında bir çocuktur. Çocuk, saflığın, bozulmamışlığın ve geleceğin sembolüdür. Aytmatov, çocuğun saf ve temiz dünyasından, hayatın acı ve çıplak gerçeğine uzanan bir roman kurgusunu meydana çıkarmayı başarır. Ona göre; çocukluk, gelecekteki insan karakterinin tohumudur. Çocukluk gerçek ana dili öğrenmeye ve çevresindeki insanlarla, tabiatla ve özellikle kültürle bağlarını hissetmeye başladığı dönemdir.

Aytmatov, Beyaz Gemi ile destan, efsane ve masal gibi çoğu şifahi edebiyat unsurlarını eserlerine sokmaya başlar. Geçmişi temsil eden dede ile geleceği temsil eden çocuk arasında dramatik bir ilişki kurarak insan duygu ve düşüncelerine kendine has yorumlar getirir.

Yorum 

Beyaz Gemi kitabı şöyle başlıyor:
“Onun iki masalı vardı. Biri kendisinindi ve başka kimse bilmezdi. Ötekini ise dedesi anlatmıştı ona. Sonra ikisi de yok olup gitti.”

Giriş cümlesinden de anlayacağınız gibi eserimiz iki hikaye üzerine kurulu. Bunlardan biri Mümin adlı dedemizin uruusu, yani boyu hakkındaki hikayedir. Kırgızlar kırk boydan oluşmaktadır ve Mümin dedemizde kendi boyunun yani Buguların (Maral) hikayesini torununa anlatır. -Onların boyunun nasıl ortaya çıktığını, Issık Göl’e nasıl geldiklerini-
Diğer hikaye ise; yedi sekiz yaşlarındaki küçük çocuğun hikayesidir. Onun hikayesi annesi ile babasının onu terk etmesiyle başlamıştır. Annesi şehirde kendine yeni bir hayat kurmuştur, babası ise; başka bir kıyıda kendi hayatını kurmuştur. Issık Göl’ün ortasında Beyaz gemi’de çalışmaktadır küçük karakterimizin babası. O yüzden küçük çocuk her zaman dağın tepesine çıkarak dürbünden gemiyi gözetlemeye başlar. Hayali bir balık olmak ve babasına ulaşmaktır. Bu arada küçük karakterimiz dedesiyle, üvey nenesiyle, eniştesi Orozkul ve eşi Bekey Teyze’yle  ve birkaç aile üyesiyle yaşamaktadır.
Bekey Teyze kısırdır ve bu yüzden Orozkul’dan sürekli şiddet görmektedir. Orozkul ise oldukça gaddardır. Tek Bekey Teyze’ye değil çevresindeki diğer insanlara da zarar vermektedir. Onun bu durumu çocuğu olmamasından kaynaklıymış gibi görünse de bence doğasında vardır.

Bu kısımda kitaptan bir alıntı paylaşmak istiyorum:
“ Bir eşeğe eşek olduğunu ispat edemezsin ki…” (Sayfa: 98)

Kitap hakkında genel düşüncelerime gelirsem eğer; bence Orozkul evlat özlemini küçük çocukla sağlayabilirdi. Böylelikle etrafına karşı tutumu da iyi olurdu ama onun gözünde mal mülk o kadar önemliydi ki kendi kanından birine kalmalıydı.
Küçük çocuk geleceğin ve hayallerin sembolüydü. Onun hayal alemine dalışı ve bir taşı bile tank olarak düşlemesi onun karakterini çok iyi yansıtmıştı.

Kitabın yayınevi kısmı  hakkında konuşacak olursam eğer: bazı yerlerde Kırgızca sözcükler kullanılmıştı ve bunları ben Kırgızca bildiğim için anladım ama eminim bazılarınız anlamamışsınızdır diye düşünüyorum. Bunun dışında yine bazı yerlerde hatalar mevcuttu çeviri hususunda.

Genel olarak güzel olsa da, beni biraz sıktı açıkçası. Bunun da en büyük etkisi her zaman söylediğim gibi hikayenin bazı kısımlarında kendi yaşamımdan kesintiler bulmam. Anlayacağınız Cengiz (Çıngız) Aytmatov hikayedeki her şeyi çok iyi tasvir etmiş, sanki kitabı okuyor gibi değil de olayın içinde yaşıyor gibisiniz. Bu arada kitabın birde filmi mevcut. Benim gibi Kırgızca bilenler YouTube’den filmini izleyebilirler.

Şimdilik söyleyeceklerim bu kadar. Bir dahaki yazımda görüşmek dileğiyle…

Puanlama:


"Lanet İşleyiciler: Beyaz Kedi"



Kitabın Adı: Lanet İşleyiciler – Beyaz Kedi
Orijinal Adı: The Curse Workers / The White Cat
Yazarı: Holly Black
Çeviren: Yiğit Değer Bengi
Yayınevi: Dex Yayınları
Türü: Fantastik, Gizem
Sayfa Sayısı: 290
Seri Adı: Lanet İşleyiciler I. Kitap

Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
Bazı insanlar, sadece genetik yolla kazanılan bir yeteneğe sahip: tek bir dokunuşla duygularınızla, anılarınızla oynayabiliyor, size şans verebiliyor, sizi öldürebiliyorlar ve buna Lanet İşleyiciliği deniyor.

Lanet İşleyiciliği tehlikeli olduğu için bu kişiler toplumdan dışlanmışlar, en ağır işlerde çalıştırılıyor ya da yasadışı yollara zorlanıyorlar. Üstelik büyülü dokunuşlarının kontrol altında tutulabilmesi için daima eldiven giymek zorundalar.

Cassel de böyle bir aileden geliyor ve ailesinin tümü dolandırıcılıkla geçimini sağlıyor. Cassel hariç. Kuşaklar boyunca genetik yolla geçen lanet yeteneği Cassel’de yok. O, yozlaşmış bir ailede, dürüst kalmaya çalışan bir savaşçı. Ancak Cassel de, üç yıl önce en yakın arkadaşı
Lila’yı öldürdü.

O günden beri normal bir hayat sürmeye çalışıyor. Ancak her şey bir gece gördüğü bir kâbustaki beyaz kedinin ona bir şeyler anlatmaya çalışmasıyla değişiyor. Ailesindeki tuhaflıklar, uyurgezerliği ve hafıza kaybı, tek bir şeye işaret ediyor: ailesi, Cassel’e çok fena bir oyun oynuyor. Cassel’in şimdi bu oyunu bozması gerek –bir de kâbuslarındaki beyaz kediyi bulması.
Yorum

Mart ayının ilk kitap yorumundan merhabalar. Bugün sizlerin karşısına fantastik bir seri olan, “Lanet İşleyiciler Serisi” ile çıkıyorum. Açıkçası seriden çok umutluydum ama maalesef serinin ilk kitabı bana çok durgun geldi açıkçası. Yani beklentilerimi tam olarak karşılayamadı diyebilirim. Bu arada maalesef kitabın içerisindeki basım hataları ise bu kitaptan iyice soğumamı sağladı. Bir anda 26’dan 59’a atladık ve ondan sonra aynı bölüm tekrar basılmıştı. Elinde bu kitaptan bulunanlardan bende eksik olan sayfaların fotoğraflarını instagram hesabımdan çekip göndermeleri için istekte bulunmalar ve ondan sonra bir sayfada birden fazla yazım yanlışı, yani açıkçası bu kitap beni bitirdi. Açıkçası kitabı şubat başında okumaya başladım ama ancak bitirdim yani. Neyse artık. Olmuşla ölmüşe çare yok. Kitabın konusuna gelirsek eğer;

Her ailenin bir sırrı vardır ama, Cassel’in ailesinde belki bu sırlar daha fazladır. Zira onun ailesindeki herkes bir lanet işleyicidir. Kimileri ölüm işlerken, kimileri ise; duygu işlemektedir. Cassel mi? – O sıradan biridir. Ta ki bir gün kendini okulunun çatısında aşağıya düşmek üzere bulana kadar. Yanında ise beyaz bir kedi vardır. O günden sonra herkes Cassel’e bir farklı bakmaya başlar ve intihar eğilimli olarak gözüktüğü için de  kısa süreliğine okuldan uzaklaştırılır. Şimdi onun eski normal yaşamına dönmesi için geçmişiyle yüzleşmesi ve saklı kalmış olanlarla baş etmesi gerekecektir.

Tanıtım Videosu

"Hasret zayıf duyguları söndürür, güçlü olanları hatırlatır." (Sayfa: 212)

"Söylenmesi en kolay yalanlar doğru olmasını istediklerimizdir." (Sayfa: 273)

Puanlama:


"Bir Delinin Güncesi"



Kitabın Adı: Bir Delinin Güncesi
Yazarı: Aslı Erdoğan
Yayınevi: Everest Yayınları
Türü: Yaşantı, Dram, Haber, Günce, Deneme
Sayfa Sayısı: 166
Satın Al: D&R

Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
Merkezin, tüm merkezlerin dışına kaçan, yalnızca kendi çekim alanlarında savrulan, sık sık kendi kara deliklerine düşen yazılardı bunlar. Hayatta her şeyi acemice yapan, ölçü ve stratejiden anlamayan, bir türlü “dediğim dedik” (köşe yazarlarına çok yakışan “kodum mu oturturum!” tavrı) olamayan, travmalarını fazlaca ele veren birinden beklendiği gibi…
Aslı Erdoğan

Yorum

Aslı Erdoğan’ın yazmış olduğu “Bir Delinin Güncesi” adlı kitabını okurken aynı okumuş olduğum “Mucizevi Mandarin” kitabındaki gibi ikilem arasında kaldım. Bu ikilemim ise tamamen yazar yüzünden. Yazar bir şeyleri gün yüzüne çıkarıp yüzümüze çarpıp gözümüze mi sokmak istiyor yoksa, provokasyon mu yapmak istiyor tam olarak anlamış değilim. Belki bunda son günler ve kitabın yazarının da şu anda cezaevinde tutuklu bulunmasının da bir etkisi vardır, bilemiyorum. Yazarımız bu kitabında 80’li yıllara, öncesine ve 90’lı yıllara bolca değinerek cezaevlerinde bir bahane üreterek işkence uygulanan mahkumların sesi oluyor ve o mahkumların ailelerinin de neler yaşadığına değinmeden edemiyor. Bu yazıların hepsi aslında yazarımızın köşe yazılarından alınmış zannedersem. Çünkü belli bir arşiv sırası ile olaylar birbirini takip ediyor. İçimi sızlatan ve lanet ettiğim yazılara şahit oldum ama, okuyup okumamak konusunu size bırakıyorum. Eser deneme, günce nasıl derseniz öyle yazılmış.

 Puanlama:

~Alıntılar~

“İnsanın içindeki her şey hayvandır ama hayvanın içindeki her şey insan değildir.” (Sayfa 66 – Çin Atasözü)

“Bir eliyle öldürürken, diğer eliyle gözünü kapayan tek canlıdır insan” (Sayfa 68)

“ Sonuç’ta değil, Yol’dadır Erdem.” (Sayfa 69)

“Yazan herkese sorulur: Neden yazıyorsun? Kolayca kabul gören yanıtlar şunlardır: Bu bir yaşama biçimi –varoluş biçimi- varoluş mücadelesi. Benim “ezberim” ise şöyle: Kendi sesimi duymak için.” (Sayfa 77)

“Kabala’nın söylencelerinden birini, Meyrink’in romanına konu olan Golem’i biliyor musunuz? Tanrı ilk toprağa üfleyerek can verir ve ilk Golem’i, Adem’i yaratır. Eğer bir haham Tanrı’nın gizli adını çamurdan bir insan heykelciğine söylerse, heykel canlanıp Golem’e dönüşür. Bir yoruma göre, Golem’in alnında EMET yazılıdır, yani GERÇEK. İlk harf silinirse, MET olur, yani ÖLÜM.” (Sayfa 93)


"Mucizevi Mandarin"



Kitabın Adı: Mucizevi Mandarin
Yazarı: Aslı Erdoğan
Yayınevi: Everest Yayınları
Türü: Anı, Deneme
Sayfa Sayısı: 142
Satın Al: D&R

Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
Dünya okurlarınca “geleceğe kalacak elli yazar” arasında sayılan Aslı Erdoğan’ın il öykü kitabı: Mucizevi Mandarin. Yalnızca Türkçe’de değil çevrildiği yabancı dillerde de aynı ilgiyi uyandırmış bir kitap. Hoyratlığın karşısında ince ve güçlü bir direnç…



Yorum

Herkese yepyeni beğenmediğim, bunaldığım bir kitap yorumundan daha merhabalar. Aslında o kadar büyük bir hevesle başlamıştım ki anlatamam, ama kitapta beğendiğim birkaç söz ve ilk üç sayfalık giriş bölümü dışında kitap beni kendinden oldukça uzaklaştırdı. Arka kapak yazısında öykü kitabı demesine de bakmayın, çünkü; bildiğiniz deneme türü bir kitap. Ben okurken bazı sözlerin gücünü de hissettiği söylemeliyim yalnız. Alıntı yapmak isterken bile yapamayacağınız şekilde metine kök salmış sözler. Biraz okurken de kızlara yönelik olduğunu hissettim bu kitabın ki bu da yazarın bize kendini unutturamaması yüzünden gerçekleşti. Metinden kopmalıydı bence. Bir diğer unsur yazarın cinselliği bir haz unsuru gibi sürekli yazması ve Türk insanını olabildiğince yerden yere vurmasıydı. Kısası mı? – Bazı kitaplar vardır ki göz alabildiğine kalındır ama, bir çırpıda okunur. Bazı kitaplar vardır ki, ince görünür, gönül coşturur, ama bu kitap gibi içiten içe seni doldurur. Yani ben pek beğenmedim. Bu arada ilk kısım belki öykü sınıfına girer. Nedeninin bir türlü yazılmadığı bir gözü kör veya kör olmak üzere bir kızın hikayesini anlatmakta. Kızımız Türk bu arada!?

Puanlama:

~~Alıntılar~~

"Çocukluğuma ilişkin bir noktanın daha açıklığa kavuşması gerekiyor; o da, daha o zamanlarda bile içimde bir tutam delilik taşıdığım. Şu çileli, bereketli, köhne dünyamızın düş düş kırıklıklarına dayanamayıp da deliliğin acıya dayanıklı avuntusuna sığınanlardan değilim, sonradan görme delilerden yani." (Sayfa 7)

"Bir şehir, ancak içinde sevdiğiniz biri olunca yaşamaya başlar." (Sayfa 9)

"Bir erkek, karşına kurulmuş, sanki sen onun kaburga kemiği bile etmezmişsin gibi bir tavırla, senin hakkında, geçmişin, geleceğin, ne olduğun, ne olamayacağın hakkında ahkam kesmeye kalkışınca onu sakın dinleme. Sana kalçalarının fazla yağlı, göğüslerinin sarkık, gözlerinin daima uykulu olduğunu, kafanın pek hızlı işlemediğini söylüyorsa, edebiyat zevkini bayağı bulup, lisansüstü çalışmana ya da acemiliklerle dolu ilk şiirlerine, bestelerine bıyık altından gülüyorsa anında bırak onu. Hele hele, bir de tutmuş senin asla mutlu olamayacağını ileri sürüyorsa, haddini bilmez bir alçaktır, burnunun üzerine bir yumruk hak etmiştir." (Sayfa 25)

"Kaçmanın ağır cezasıdır sürgün, geçmişini bir kez terk eden, ona bir daha hiç geri dönemez." (Sayfa 71)

"Köşeye sıkıştırılan hayatın çığlığını duyar ve alayla gülümser ölüm. O herkese farklı bir yüzünü gösterir ve yüzü maske gözleri kadar sır doludur." (Sayfa 96)

"İnsan karanlık, dipsiz bir kuyudur. Acısının derinliklerinde boğulur." (Sayfa 97)

"Topraklar, sahip olmak için değil, hatırlanmak içindir." (Sayfa 107 - Don Juan'ın Sözü)

"Gökyüzü yaşayanlarınca, toprak ölülerindir." (Sayfa 107)

" 'İstanbul, yorgun ve alımlı bir kadın,' diye düşündüm, 'onca hor kullanılmış olmasına karşın güzel kalmayı başarmış, kalbi yaralı bir yosma. Değerini hiç bilmeyen erkeklerle yatmış; güzelliğini, her defasında azar azar yitirerek sunmuş onlara ve bğışlamış. Kolayca ele geçirilen ama hiç ulaşılamayan mağrur, benzersiz bir kadın.' "(Sayfa 118)

"Bir insanı gerçekten sevmek, onun tuhaflıklarını, hiç kimsenin, kendisinin bile benimseyemediği, hatta fark etmediği huylarını sevmektir. İnsanların en esaslı yönleri uyumsuzluklarında saklıdır çünkü." (Sayfa 122)

"İnsan anlatacak bir şeyi kalmayınca susmalıdır." (Sayfa 127)


"Kapital [Manga] #1 - #2"



Kitabın Adı: Kapital Manga
Orijinal Adı: Zoku Şihon-ron
Yazarı: Karl Marx, Friendrich Engels (II. Kitap)
Çeviren: H. Can Erkin
Yayınevi: Yordam Kitap Yayınları
Türü: Politika, Dram, Yaşantı, Sömürge
Sayfa Sayısı: I. Kitap (192 Sayfa), II. Kitap (192 Sayfa)
Seri Adı: Kapital Manga Serisi I. ve II. Kitap
Satın Al: D&R

Tanıtım Bülteni / Arka Kapak I. Kitap
Bu kitapta, bilimsel sosyalizmin kurucusu Karl Marx'ın başyapıtı Kapital, manga (Japonlara has çizgi roman) formunda öyküleştiriliyor. Kapital'in özü ve temel kavramları, bir peynir fabrikasındaki üretim süreçleri etrafında gelişen çarpıcı bir öyküyle iç içe anlatılıyor ve böylece genellikle göz korkutan bir eser olarak görülen Kapital çok geniş bir okur kitlesinin ilgi odağı haline geliyor.

Dünyada bir ilk olma özelliği taşıyan bu çalışmanın özgün basımı Aralık 2008'de Japon yayınevi East Press tarafından gerçekleştirildi. İçeriği ve kurgusu kadar görselliğiyle de ilgi çeken eserin yayını dünya çapında büyük yankılar yarattı, satış rakamı kısa sürede 100 bini geçti. Japonca aslından özenli bir çeviriyle Türkçeye kazandırılan kitapla Kapital'in teorik özü ve kavramları rahat okunur bir tarzda okurların dikkatine sunuluyor.

Kapital Manga, zevkli bir okuma vaat ediyor: Hem Kapital'in pasajları içinde gezinirken aylarını tüketmiş olanlar için, hem Kapital'i okuma hayalini hayata geçirememiş okurlar için... Hem Kapital'in en temel kavramlarıyla tanışmak isteyen gençler için, hem de genç-yaşlı çizgi roman ve manga tutkunları için...

Yorum

Karl Marx’ın dünyaca ünlü eseri bu sefer özetlenmiş manga versiyonuyla kapılarını aralayıp size göz kırpıyor. Kapital dünyada ezenler ve ezilenler her zaman olduğu gibi vardır. Haftada bir gün çarşıya uğrayıp babasının yaptığı peynirleri satan Robin’de artık zengin olmak istemektedir ve ezilen olmaktan sıkılmıştır. Tam da bu sırada, karşısına Daniel diye bir adam çıkar ve kendisine sermaye vermeyi teklif ederek bir peynir fabrikası kurmasını teklif eder. Tabi Robin bu teklifi babasının tüm karşı çıkışlarına karşı kabul edecek ve kısa sürede ezenler tarafına geçiş yapacaktır.

Puanlama:


Tanıtım Bülteni / Arka Kapak II. Kitap
Bu ikinci ciltle tamamlanan Kapital Manga, bilimsel sosyalizmin kurucusu Karl Marx'ın başyapıtı Kapital'i manga (Japonlara has çizgi roman) formunda öyküleştiriyor. Kapital'in özü ve temel kavramları, bir peynir fabrikasındaki üretim süreçleri etrafında gelişen çarpıcı bir öyküyle iç içe anlatılıyor ve böylece genellikle göz korkutan bir eser olarak görülen Kapital çok geniş bir okuyucu kitlesinin ilgi odağı haline geliyor.

Dünyada bir ilk olma özelliği taşıyan bu çalışmanın özgün basımı Japon yayınevi East Press tarafından gerçekleştirildi. İçeriği ve kurgusu kadar görselliğiyle de öne çıkan eserin yayını dünya çapında büyük yankılar yarattı. Eserin Ekim 2009'da Türkçeye kazandırılan ilk cildi, Japonya'da olduğu gibi Türkiye'de de ilgiyle karşılandı.

Kapital Manga'nın ikinci cildinde, Marx'ın ölümünden sonra Kapital'in ikinci ve üçüncü ciltlerini yayına hazırlamış olan Friedrich Engels, anlatıcı olarak çıkar okur karşısına. Engels, meta, para, kullanım ve değişim değeri, değişmeyen ve değişen sermaye, artık değer gibi kavramları tanımlayarak sömürünün nasıl gerçekleştiğini, kapitalist üretim sürecinin nasıl kaçınılmaz olarak bunalımlara yol açtığını, peynir fabrikası örneği üzerinden çarpıcı ve anlaşılır bir dille özetler.

Bu arada kahramanlarımız Robin ve Daniel, işlerini büyütmenin keyfini yaşamaktadırlar. Piyasaya sundukları yeni peynir çeşidi çok tutulur, satışlar artar. Patlayan talebi karşılamak için krediler alınır, fabrikanın kapasitesi artırılıp makineleri yenilenir... Her şeyin tıkırında gittiği sanılırken, genç fabrika sahipleri, kendilerini bunalımın ortasında bulurlar. Gerisi çok tanıdıktır: Kapanan fabrikalar, kapı dışarı edilen işçiler, batık bankalar... Günümüz dünyasının gerçekleri, bizim hikâyemiz!

Kapital Manga, zevkli bir okuma vaat ediyor: Hem Kapital'in pasajları içinde gezinirken aylarını tüketmiş olanlar için, hem Kapital'i okuma hayalini hayata geçirememiş okuyucular için... Hem Kapital'in en temel kavramlarıyla tanışmak isteyen gençler için, hem de genç-yaşlı çizgi roman ve manga tutkunları için...

Yorum

Karl Marx’ın ölümünden sonra Karl Marx’ın notlarıyla yazılan “Kapital” in 2. ve 3. cildinin mangası olan bu kitapta, bolca 2. ve 3. cildi yazan Friendrich Engels’ı görmekteyiz. Hikayemiz daha bilimsel terimler yüklü ve daha politik olduğu için biraz sıkıcı, ama yinede ilk hikayeye devam edilmekte. Peynir fabrikası sanayileşmeyle beraber büyümüştür. Bu büyümeyle birlikte insan gücünün yerini alan makineler halkı işsizliğe ve haliyle açlığa sürüklemiştir. Halk gitgide hırsızlığa yönelmiş ve ellerinde para olmadığı içinde boğazından daha kısmaya başlamıştır. Hal böyle olunca büyük fabrikalar da borçlanmaya ve batmaya mahkum olmuştur.
Açıkçası ilk cilt daha bir güzeldi.
Puanlama:


"Thanatos"



Kitabın Adı: Thantanos
Orijinal Adı: Lethal Rider
Yazarı: Larissa Ione
Çeviren: Gül Melis Taze
Yayınevi: Arunas Yayınları
Türü: Gerilim, Fantastik, Romantik, Erotik, Savaş
Sayfa Sayısı: 506
Seri Adı: Mahşerin Dört Atlısı III. Kitap
Satın Al: D&R

Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
Yaşam Ölümden Gelecek…
Salgın, Kıyamet’i getirmek için çabalarken, Thanatos’un Kıyamet’i durdurmaktan daha önemli bir sorunu vardı artık: Baba olacaktı. Regan, Thanatos’tan hamile kalmayı başarmıştı.

Salgın, kendi sonunu hazırlamıştı. Beş bin yıldır yanlış yorumladıkları kehanet, Kıyamet’i durdurmalarına yardım edecekti. Tek sorun doğru anda doğru kalbe hançeri saplamaktı.

***

Larissa Ione, Mahşerin Dört Atlısı serisindeki üçüncü kitabında da aşk, günah, cazibe, kan, ölüm ve Kıyamet ile sayfalarını doldururken, soluksuz okuyacağınız Thanatos’u sizlere sunuyor.

Yorum

Mahşerin Dört Atlısı serisi kaldığı yerden devam ediyor. Amigortusu kırıldıktan sonra Salgın’a dönüşen Reseph, bu seferde kafayı Thanatos’a takmıştır. Bir Aegis üyesi olan Regan’ı kandırmış ve onun beş bin yıldır bekaretini koruyan Thanatos (Ölüm) ile birlikte olup hamile kalmasını sağlamıştır. Bunun üzerine Thanatos sinirine hakim olamayınca kardeşleri tarafından sekiz – sekiz buçuk ay uyutulmuştur. Regan ise; annelik içgüdüsüne rağmen oğlunu Salgın’dan korumak ve kıyameti engellemek derdindedir. Yalnız bu hiçte kolay olmayacaktır. Bir yanda çocuğunun ölürse kıyametin geleceğini düşünen kötü insanlar, bir yanda çocuğu ölürse kıyametin son bulacağını düşünen sözde iyi insanlar ve bir tarafta da Regan’ı korumak isteyen küçük bir grup ve kısa bir süre önce uykudan uyanıp Regan’ı öldürmek istese de doğacak çocuğu için öldüremeyen Thanatos. Bu arada vampirler, melekler, iblisler ve daha niceleri…

Kitap genel olarak güzel olsa da belki hakaret seviyesinde olacak iki eleştirim var. Affınıza sığınıyorum. Ya Arunas Yayıncılık, kusura bakma da güzelim Türkçemizin içine etmişsiniz resmen. Bir özel ad kısaltmasında son harfe göre yanına ek geleceğini de mi bilmiyorsunuz? O kadar çok hatanız vardı ki saymakla bitmez. Bu işin editörü yok mu sizde? Çevirmene mi bırakıyorsunuz bu işi? Gerçekten rezillik seviyesinde hatalar vardı. Bence siz yayınlamadan önce bir kitapları okuyun ve ilk olarak da bu kitabın yeni baskısını düşünüp bundan başlayın bence.

Diğer bir husus yazarımıza. Daha öncelerde bu yazarın cinsellik delisi olduğunu yazmıştım, ama bu kitapta biraz cinsel unsur azdı. Yalnız, yazarın yine bir manyaklığı tuttu ve hamile bayana seks yaptırdı ki, bu da nasıl bir iğrençliktir anlatılmaz. “YUH” diyorum kısaca…

Puanlama:


"Yokyer"



Kitabın Adı: Yokyer
Orijinal Adı: Neverwhere
Yazarı: Neil Gaiman
Çeviren: Evrim Öncül
Yayınevi: İthaki Yayınları
Türü: Fantastik Macera, Gizem
Sayfa Sayısı: 371
Satın Al: Arkadaş || D&R

Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
Genç ve iyi kalpli Richard Mayhew’un sıradan hayatı, bir kaldırımda karşısına çıkan yaralı genç kızın hayatını kurtarmasıyla sonsuza dek değişir. Bu iyilik Richard’ı var olduğunu hayal bile etmediği bir dünyayla –şehrin altındaki terk edilmiş Metro istasyonları ve kanalizasyonlarda gelişmiş karanlık bir yaşamla- tanıştırır. O, yarıklardan düşen insanların yaşadığı ve Aşağıtaraf’ın bir parçasıdır artık… ve eğer bildiği dünyaya dönmek istiyorsa, gölgelerin ve karanlığın, canavarların ve azizlerin, katillerin ve meleklerin şehrinde yaşamayı öğrenmek zorundadır…

Yorum

Yine bir Neil Gaiman kitabından herkese merhabalar,
Bu kitapla birlikte hem elimde okumayı bekleyenler arasındaki İthaki kitapları hem de, Neil Gaiman kitapları bitmiş oluyor. Aslında bu kitap hakkında iyi yorumlar yazmak isterdim, belki bir çoğunuz bana kızacak, ama ben biraz sıkıldım açıkçası. Bu kitap beni boğdu. Şöyle ki, kitapta içi içe geçmiş o kadar çok karakter vardı ki, kim kimdir, nereden çıktı hiç anlamıyorsunuz. Bunun da en büyük nedeni Gaiman’ın karakterleri bölüm bölüm sokmak yerine, her paragrafta bir karakterin hikayesini anlatması (Yalnız karakterler başka yerde, geçmişi hatırlamıyor, karışmasın yani.) ve hikayeyi filmleştirme çabası diyebiliriz. Bu arada bazı sorularda havada kaldı yine bir Neil Gaiman klasiği olduğu üzere ki, böylelikle 'Yazarımız devamını mı yazmayı düşünüyor?' diye de düşünmeden edemedim. Size kısaca şunu söyleyebilirim ki, bu kitabı uzun vadede okuyun, yani bir-iki gün içerisinde bitirmeye çalışmayın. Konusuna gelirsek eğer, Richard’ın normal bir işi, nişanlısı, güzel bir evi ve hayatı  vardır, ama bir gün kaldırımda kanlar içindeki Door ile karşılaşıp ona yardım etmek ister. Bu arada yanında olan nişanlısı Jessica, o gün patronu ve nişanlısıyla bir yemek buluşması ayarladığı için buna nişanı atmak pahasına karşı çıkar ve ikili o gün nişanlarını atarak ayrılır. Bu arada Richard, Door’u evine götürüp pansuman eder ve ona aradığı adamı bulmasında da yardım eder. O gün Door, teşekkür ederek ve özür dileyerek ortadan adamla birlikte kaybolur. Daha sonra ki gün, kimse Richard’ı görmemeye başlar. Richard Londra’da bir görünmez gibidir çünkü, o artık yer altında Aşağıtaraf denilen yere aittir. Şimdi tekrar eski günlerine dönmek için Door’u bulmalı ve bir maceraya atılmalıdır. Hem de ne macera! –Devler, cüceler, cinler, yılanlar, sıçanlar, melekler, avcılar ve daha niceleri bu kitapta.

Kısa da bir alıntı
“İyi bir yer ve hoş bir şehirdi, ama her iyi yer için ödenmesi gereken bir bedel ve her iyi yerin ödemesi gereken bir bedel vardır.” (Sayfa:18)

 Puanlama:


"Frankenstein"


Kitabın Adı: Frankenstein
Orijinal Adı: Frankenstein
Yazarı: Mary Shelley
Çeviren: Orhan Yılmaz
Yayınevi: İthaki Yayınları
Türü: Bilim-Kurgu, Dram
Sayfa Sayısı: 227
Satın Al: D&R

Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
Ah! Hiçbir ölümlü o görüntünün dehşetine dayanamazdı. Hayat verilmiş bir mumya dahi o ucube kadar iğrenç olamazdı… Hayal kırıklıklarının en acısını duyuyorum.

“Bilginin ne garip bir doğası var! Bir kez yakaladı mı, yosunun kayaya tutunduğu gibi tutunuyor akla.” 
(Sayfa: 119)

“Arkadaşsız olmak gerçekten talihsizlik, ama insanların kalpleri, çıkar yüzünden önyargılı olmadığı zaman, kardeşçe sevgi ve yardımseverlikle doludur.” (Sayfa: 132)
Yorum 

Mary Shelley’nin yazmış olduğu “Frankenstein” kitabı beklentilerimin altında bir kitap oldu maalesef. Okurken sanki büyük bir spoiler yemişim gibi hissettim ve ben bunun finalini biliyorum dedim resmen. Bunun nedeninin de, filmlerinden kaynaklı olduğu düşünüyorum. (Gerçi son çıkan filmleri izlemedim.) Kitabın eski bir tarihte yazılmış olması o dönemin şartlarına göre “Vaoh!” dedirtmiş olabilir belki, ama günümüz edebiyatına göre müthiş bir hayal gücü, ama zayıf bir kurgu diyebilirim.
Konusuna gelirsek; buzulların arasında sıkışmış bir gemiye buzulların üzerinden yürüyerek bir adam yaklaşır. Bu adam Viktor Frankenstein’dır. Gemi kaptanı olan Walton’u kendisi gibi bilime meraklı gören Frankenstein yine kendisi gibi bilimi kullanarak yanlış şeyler yapmaması için canavarını yaratış ve onu terk ediş ve daha sonra canavarının nasıl felaketler zincirine neden olduğunu anlatmaya başlar. Hikayemiz bu şekilde anlatımlar ve daha sonra yaşananlar üzerine kurulu. Beni pek tahmin etmedi. Zannedersem bu da, benim bilim-kurgu edebiyatına uzak olmamdan kaynaklanıyor. Yine de, bilim-kurgu sevenler için güzel bir kitap olabilir sanırsam.
Puanlama:



"Görünmez Adam"



Kitabın Adı: Görünmez Adam
Orijinal Adı: The Invisible Man
Yazarı: Herbert George Wells
Çeviren: Ali Kaftan
Yayınevi: İthaki Yayınları
Türü: Bilim-Kurgu, Polisiye, Gizem
Sayfa Sayısı: 218
Satın Al: D&R

Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
Kapıları kapatın, pencereleri kapatın, her yeri kapatın!
Görünmez Adam geliyor!

“Yarı saydam olsa da, özü kara topraktır” (Kitaba başlarken)

“Gerçek, kitabımdan bir sayfa kopardı ve yapıtlarımın yerine kendisi geçti.” (Önsöz- Sayfa: 7)

Yorum

Herkese tekrar ‘Merhaba’. Önceki yorumumda H.G. Wells’in “Zaman Makinesi” kitabını sevmediğimi, ama yazara elimdeki diğer kitabı olan “Görünmez Adam” ile şans vermek istediğimi belirtmiştim. Sonunda “Görünmez Adam”da bitti. Görünmez Adam, adlı kitabımız yazarında bu kitabın ön sözünde yer verdiği gibi “Zaman Makinesi” kitabına göre daha hafif bir kitap. Yalnız bilimsel terimler ve kelime açıklamaları kitap sonunda yer aldığı için de, biraz bunaltıcı.
Konusuna gelirsek eğer; Bir kış gecesi hanlardan birisinin kapısı açılır ve içeri gizemli, burnundan başka hiçbir yeri görünmeyen bir adam girer. Han sahibi için bu kış ayında bir müşterisinin olması bile onun için nimettir. Daha sonra adamın yüzünün tamamen sarılı olması, agresif tavırları ve handakilerin bu adam hakkında hiçbir şey bilmemeleri onları çok geçmeden meraka sürükleyecektir. Adamın gerçekte ne olduğu ortaya çıkınca da, bir kovalamaca başlayacaktır, ama görünmeyen bir şey nasıl yakalanır ki?

Puanlama:


"Zaman Makinesi"



Kitabın Adı: Zaman Makinesi
Orijinal Adı: The Time Machine
Yazarı: Herbert George Wells
Çeviren: Volkan Gürses
Yayınevi: İthaki Yayınları
Türü: Bilim-Kurgu, Distopya
Sayfa Sayısı: 121

Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
O gün hiçbirimiz zaman makinesine inanmadık galiba.

"Güç ihtiyacın ürünüdür; güvenlik güçsüzlüğü arttırır." (Sayfa: 51)

"Zengin varlık ve konforundan, emekçi ise yaşam ve işinden emin kılınmıştı. Şüphesiz oradaki o kusursuz dünyada çözülmemiş hiçbir işsizlik problemi, hibir toplumsal sorun kalmamış ve bunu büyük bir sessizlik izlemişti." (Sayfa: 105)

Yorum

H.G. Wells, “Zaman Makinesi” kitabı ile sizleri geleceğe bir yolculuğa çıkarıp 802.701 (sekiz yüz iki bin yedi yüz bir) yılına götürüyor.
Zaman yolcusu diye adlandırdığımız karakterimiz yazarımıza, bir psikologa ve dostuna zamanın dördüncü bir boyutu olduğuna inandıramıyor ve icat ettiği makineyi kabul ettiremiyor. Aradan sekiz gün geçtikten sonra karakterimiz dostlarının kapısında belirir ve durumu perişan, aç ve yaralı bir haldedir. Ertesi gün, hikayesini dostlarına anlatmaya başlar. O, zamanda bir yolculuk yaparak önce ilk insanların zamanına (mağara devrine) ardından da, geleceğe, yani, 802.701 yılına gider. Burada tam bir kargaşa ve yıkım hakimdir. Güneş aşırı yakıcıdır ve artık canavarlaşmaya başlamış insan ırkı yer altında mağaralarda yaşamaya başlamış ve kör olmuştur. Kısacası, insanlar maymunlardan değil de, köstebeklerden gelmiş gibidir. Eloiler ve Marlocklar adlı iki kabile vardır ve Marlocklar Zaman Yolcusu’nun zaman makinesini çalmışlardır. Şimdi zaman makinesini bulmalı ve oradan kurtulmalıdır.

Okurken eski bir bilim-kurgu filmini izliyormuş gibi olduğum “Zaman Makinesi” kitabı  maalesef beni pek tatmin edemedi. Dediğim gibi efektleri zayıf bir film gibiydi. Yalnız şunu da söylemeliyim ki, yazarın hayal gücü gerçekten geleceği görmekte oldukça başarılıymış. Yıllar öncesinden güneşin soğumak yerine ısınacağını ve dünyaya kötü etkileri olacağını da, görebilmiş. Beni bu kitabı pek tatmin etmese de, yazar hakkındaki görüşüm elimdeki “Görünmez Adam” kitabını okuduktan sonra belki değişebilir.

Puanlama:



"Çağlar Boyu Quidditch"



Kitabın Adı: Çağlar Boyu Quidditch
Orijinal Adı: Quidditch through the Ages
Yazarı: Kennilworthy Whisp, J.K. Rowling
Çeviren: Kutlukhan Kutlu, Gül Sarıoğlu
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları (Y.K.Y.)
Türü: Araştırma, Fantazya
Sayfa Sayısı: 55
Seri Adı:  Harry Potter Serisi Ek Kitabı II
Satın Al: D&R

Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
Şimdiye kadar kendinize Altın Snitch’in nereden geldiğini, Bludger’ların nasıl ortaya çıktığını ya da Wigtown Wanderers’ın cüppelerinde niye kasap satırı resmi olduğunu sorduysanız, size Çağlar Boyu Quidditch gerekiyor demektir. Bu sınırlı basım, Hogwarts Okul Kütüphanesi’nde duran ve hemen hemen her gün genç Quidditch hayranlarının başvurduğu kitabın bir kopyası.

Bu kitaptan elde edilecek kazanç Comic Relief’e gidecek, onlar da sizin paranızı hayatları kurtarmak ve iyileştirmek için kullanacaklar – ki bu 1921’de Rodrick Plumpton’ın Altın Snitch’i üç buçuk saniyede yakalamasından da daha önemli ve şaşırtıcı bir iş.

Albus Dambuldore

Comic Relief bu kitabın satışından elde edilecek geliri, dünyanın en yoksul ülkelerine yaşayan, en yoksul ve en zor durumdaki insanların bir kısmına yardımı amaçlayan projelere verecek.

Yorum

Harry Potter’ın yazarı J.K. Rowling, bu sefer de, Kennilworthy Whisp adıyla yardım amaçlı “Çağlar Boyu Quidditch” kitabını bizlere sunuyor.
Harry Potter serisini sevenlerin hayranlıkla izlediği bir oyun olan Quidditch’in tarihine bir göz atmaya ne dersiniz? Bu kitapta biraz Amerikan Futbolu’na benzeyen Quidditch’in tarihini, kurallarını, aşama aşama geçirdiği evrimi ve geçmişten günümüze kadar gelen Quidditch takımlarını görebilirsiniz. Açıkçası ben normal bir futbolu bile sevip izlemezken böyle bir maç konulu kitap benim pek hoşuma gitmedi. Kısacası, televizyondan oyunu seyretmek daha güzeldi. Güzel.

Puanlama:


"Aşkın Müziği"


Kitabın Adı: Aşkın Müziği
Orijinal Adı: Lick
Yazarı: Kylie Scott
Çeviren: Müge Hestbaek
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Türü: Romantik, Genç-Yetişkin, Erotik
Sayfa Sayısı: 318
Seri Adı: Stage Dive I. Kitap
Satın Al: D&R

Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
AŞK, SEKS ve ROCK’N’ROLL
Vegas’ta geçireceği gecenin sabahını hiç de böyle planlamamıştı…

Evelyn Thomas’ın yirmi birinci doğum gününü Las Vegas’ta kutlamak gibi büyük planları vardı. Ama kesinlikle akşamdan kalma bir halde banyo zemininde uyanmak, otel odasında son derece yakışıklı ve dövmeli yarı çıplak bir adamın varlığı ve parmağında King Kong’u korkutabilecek boyutta bir yüzük bu planlar arasında değildi. Bir de tüm bunların nasıl olduğunu bir hatırlasaydı.

Yorum

Kırgızistan’a giderken yanımda götürüp bitirdiğim dört kitaptan biri olan “Aşkın Müziği” kitabı beni tam anlamıyla hayal kırıklığına uğrattı. İlk çıktığından beri D&R’da çalıştığım sürede defalarca yanına gidip okumak istediğim ve komik bir kitap olacağını düşünüp beklentiye girdiğim bir kitaptı, ama kitapta o kadar fazla seks var ki, artık bir süreden sonra öğh geliyor yani.
Kitabın konusuna gelirsek: Evelyn Thomas,  21. doğum gününde arkadaşıyla gittiği bir barda aşırı sarhoş olur ve farkında olmadan ünlü bir müzik grubunun gitaristiyle evlenir. Sabah uyandığında parmağında kocaman bir elmas yüzük vardır ve adının David olduğunu daha sonra öğreneceği adamla evli olduğunu öğrenir ve şaşırarak yüzüğü adama verir ve ona sarhoş olduğundan böyle bir şey gerçekleştiğini söyleyerek daha sonra boşanmak üzere ayrılır, ama geri evine döndüğünde herkes ondan bahsetmeye başlar evliliği medyaya yansımıştır ve böylelikle Evelyn’ın boşanana kadar David’in evinde grupla birlikte kalması gerekir.

Puanlama:


"Karanlıklar Prensesi Vampir Carmilla"



Kitabın Adı: Karanlıklar Prensesi Vampir Carmilla
Orijinal Adı: Carmilla
Yazarı: J. Sheridan Le Fanu
Çeviren: Deniz Akkuş
Yayınevi: Kum Saati Yayınları
Türü: Gerilim, Bilim-Kurgu, Romantik
Sayfa Sayısı: 208
Satın Al: D&R

Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
Baş döndürücü cazibesi ve büyüleyici güzelliği ile çevresindekileri etkileyip ağına düşürmeyi başaran dişi bir vampir; Carmilla. Yayınlandığı dönemde kahramanı Carmilla’nın yaşadığı çarpık ilişkilerden dolayı kabullenmeyen bu yüzden de fazla ilgi görmeyen Karanlıklar Prensesi Carmilla konuk edildiği malikanenin genç kızını dahi kendine aşık edecek kadar baştan çıkarıcıdır. Kaldığı malikane ve çevresine kısa sürede dehşetin, korkunun ve ölümün bir karabasan gibi çökmesine sebep olan Carmilla vampir edebiyatının güzel olduğu kadar çekici ve kışkırtıcı örneklerinden biridir.
Yorum

Yıllar önce Can Yayınları baskısını okuduğum Vampir Carmilla’nın hikayesini bu seferde Kum Saati Yayınları’ndan okudum. (Can Yayınları baskısı yorumum için BURAYA tıklayabilirsiniz.)
Genel olarak söylemem gerekirse o zaman ki Carmilla ile, şimdi ki Carmilla aynı, ama çevirmenleri farklı olduğu için üzerine konuşma ihtiyacı duymuyorum kısaca beğendim, ama bu kitapta Can Yayınları’na nazaran J.Sheridan Le Fanu’nun yazmış olduğu beş kısa korku-gerilim hikayesi daha vardı. Hayaletler, ruhlar, şeytanlar bu hikayelerin konusuydu. Belki sizi korkutabilir, ama ben daha korku filmlerinden bile korkmazken biraz tuhaf duygulara kapıldım ve bu hikayelerden sadece “Aungier Caddesindeki Bazı Garip Olayların Açıklamaları” adlı hayaletli hikayeyi beğendim. Eğer güzel bir vampir hikayesi arıyorsanız tavsiye ederim. (Bir vampir hikayesi nasıl güzel olabilirse artık!)
Kitaptan Kareler:




   “Ölüm parayla alınabilir bir şey olsaydı eğer,
Zenginler yaşardı, ölürdü fakirler.”
Karanlıklar Prensesi Vampir Carmilla – Sayfa: 181

Puanlama:


"Hayallerimin Kitapçısı"



Kitabın Adı: Hayallerimin Kitapçısı
Orijinal Adı: Meine Wundervolle Buchhandlung
Yazarı: Petra Hartlieb
Çeviren: Sevgi Tuncay
Yayınevi: Timaş Yayınları
Türü: Yaşanmışlık, Başarı, Biyografi
Satın Al: D&R

Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
Bir kadın, bir aile, bir kitabevi ve gerçeğe dönüşen hayaller... Edebiyat eleştirmeni Petra Hartlieb, harabeye dönmüş bir "kitapçı" satın alınca, bütün ailesinin hayatı bir anda değişir... Kitapçıyı tamir ederken dostluğu, aşkı ve aileyi yeniden keşfeden Petra, küçük şeylerle yetinmenin önemini bir kez daha anlayacak ve hayallerini gerçekleştirmek için çok çalışacaktır.

Zamanla mahallenin buluşma mekânına dönüşen kitabevinin sahibi Petra Hartlieb, sessiz sedasız kaybolan mahalle yaşamının kitapçılarını ve küçük dükkânlarını anlatıyor bu gerçek öyküde... Hayallerimin Kitapçısı, hayallerin bir gün gerçekleşebileceği ümidini aşılayan sıcacık bir roman.

"Biraz gözü karalık, biraz Polyannacılık ile bir harabeyi bir kitapçıya dönüştüren kadının hikâyesi! Muhteşem!"
-Der Spiegel-

"Harika bir hikâye... Bu roman, kitap severler için bir aşk mektubu!"
-Glamour-

"Kitap okumayı seven sevmeyen herkes bu kitaba ve bu kitapçıya bayılacak!"
-S. F. Journal-

Yorum
Petra Hartlieb, Almanya’da bir kitap eleştirmeniyken aldığı eski bir kitapçıyı yeniden hayata döndürerek bir anda kitapçı oldu ve o günden sonra dostluğu ve kitapların iç dünyasını daha da keşfeden biri oldu. Bu kitap yazarın kendi yaşanmışlık hikayesi.

Açıkçası şunu söylemeliyim ki ben kitabı pek sevemedim. Çünkü, kitap daha çok yazarın iç duygusunu ve müşteriye davranışlarını ve gördükleri yönünde olmuş. Bense, daha büyük beklenti içinde kaldım sanırsam ve kitapçılık için gerekli şeyleri bekledim ama bunların hiçbirini bulamadım. Kısacası kitap pek bana hitap etmedi diyebilirim.

 ~~Kitaptan Kareler~~



Puanlama: