"Fırtına"



Kitabın Adı: Fırtına
Orijinal Adı: Tempest
Yazarı: Julie Cross
Çeviren: Barış Mol
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Türü: Fantastik, Romantik, Macera, Gizem
Sayfa Sayısı: 361
Seri Adı: Fırtına Serisi I.Kitap
Satın Al: D&R

Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
Günümüzde Jackson ve Holly birbirine sırılsıklam aşık.
Gelecekte Holly, Jackson’ın kollarında can verecek.
Geçmişte Jackson kaderi değiştirmeli.

Sene 2009. On dokuz yaşındaki Jackson Meyer üniversiteli sıradan bir gençtir… Zamanda yolculuk yapabilmesi dışında. Ama bu yolculuklar filmlerdeki gibi değildir. Zaman sıçrayışlarından sonra şimdiki zamanda hiçbir şey değişmez, uzay-zaman sürekliliği sorunları da olmaz. Sıçrayışlar eğlencelidir ve kimseye zarar vermemektedir.

Tabii yabancıların Jackson ve kız arkadaşı Holly’nin odasına daldığı ve Jackson’la mücadele ederlerken genç kızın ölümcül bir yara aldığı güne kadar. Panikleyen Jackson iki yıl geçmişe, 2007’ye sıçrar ancak bu seferki yolculuğu öncekilere benzemez. 2007’de mahsur kalmıştır ve geleceğe dönememektedir.

Üstelik 2009’da Holly’yi vuran kişiler de Jackson’ı aramak üzere geçmişe giderler ve bu “Zamanın Düşmanları”nın güçlü, genç zaman yolcusunu kendi saflarına çekmek için yapamayacakları şey yoktur. Ya onu yanlarına çekecek… ya da öldüreceklerdir.

Jackson, Holly’yi hatta tüm dünyayı kurtarmak için ne kadar ileri gitmeyi göze alacaktır?

Yorum

Temmuz ayının son kitap yorumundan merhabalar. Bir ayı bitirip yeni bir aya başlamanın arifesindeyken bu kadar güzel bir kitap okumayı gerçekten beklemiyordum. Hiç sıkmayan konusuyla, yerinde esprileriyle, senaryoya ters düşmeyen, aklınızda soru işaretleri bırakmayan konusuyla gerçekten muazzam bir eser, muazzam bir serinin ilk bu ilk kitabı hazırlanmış. Yazarımızı kesinlikle tebrik ederim.
Kitabın konusuna da değinecek olursak eğer; Jackson, bir zaman yürüyücüsüdür ama henüz en uzak mesafesi altı ay öncesine yarım saatlik bir yolculuk olmuştur ve bu durumu da bir tek oldukça zeki olan dostu Adam’a anlatmıştır bir tek ve onun tavsiyeleriyle zaman içerisinde ilerleme yeteneğini geliştirmeye çalışır ve not alır. Yalnız zamanda hiçbir şeyi değiştiremez ve yarım yürüyüş olduğu için gittiği yerde gölge gibidir. Ta ki, kız arkadaşı Holly ile birlikte olduğu geceden sonraki sabah kız arkadaşı öldürülene kadar. O gün Jackson kendinin bile şaşıracağı bir şey yaparak 2003 yılına ve ardından zaman içinde sıkışacağı 2007 yılına yolculuk edecek ve burada babasının bir FBI ajanı olduğunu, babasının aslında öz babası olmadığını ve aile doktorlarının aslında sandığı gibi biri olmadığını öğrenecektir. Jackson kimden kaçması gerektiğini sorgularken, kız arkadaşı Holly'i öldürenlerde şimdi peşinden geçmişe gelmektedir ve Jackson'ın başka şansı yoktur; gelecekteki dostu Adam’ın yardımına başvuracak ve bu arada kız arkadaşı Holly'e yeniden aşık olup, onu da kendine aşık edecektir.
Kesinlikle bu seriye başlayın derim. Hiç pişman olmayacaksınız.

Puanlama:


"Gelecek Sefere"



Kitabın Adı: Gelecek Sefer
Orijinal Adı: La prochaine fois
Yazarı: Marc Levy
Çeviren: Esra Özdoğan
Yayınevi: Can Yayınları
Türü: Romantik, Sanat, Gizem, Fantastik
Sayfa Sayısı: 212

Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
Amerikalı ünlü sanat tarihçisi Jonathan Gradner, çocukluğundan beri Rus ressam Vladimir Radskin’in yapıtlarına tutkulu bir hayranlık beslemektedir. Ressamın yüz yıldan uzun bir zamandır kayıp olduğu düşünülen başyapıtının bulunduğunu haber alınca nişanlısı Anna’yı Boston’da  düğün hazırlıklarıyla baş başa bırakıp Londra’ya doğru yola çıkar. Ama bu gizemli tablonun peşine düştüğünde, kendi yaşamının gizlerine de ışık tutacak upuzun, fantastik bir yolculuğa çıktığının farkında değildir…
Son dönem Fransız edebiyatının parlak yazarlarından Marc Levy’nin dördüncü romanı Gelecek Sefere,  Fransa’daki satış rakamıyla bir rekora imza atarak yazarını ülkenin en çok okunan romancısı yaptı. Boston’dan Londra’ya, Floransa’dan Paris ve Sankt Petersburg’a uzanan, sürükleyici ve sonu sürprizlerle dolu bu aşk masalı; gerçek sevgi ve dostluğun, usta işi gerçek sanatın zamana meydan okuduğuna inananlar için…

Yorum

Yine sevmediğim bir kitabın yorumundan merhabalar. Maalesef dediğim gibi sevemedim ben bu kitabı. Kitabın hiç ruhu, enerjisi yoktu, o kadar düz gitti ki anlatamam. Bütün heyecanı son otuz sayfaya sığdırmışlar. Fantastik öğelerde bu otuz sayfada. Yani almayı düşünüyorsanız veya aldıysanız bu kitaptan hiçbir şey beklemeyin. Şöyle ki adam uçakla Boston’dan Londra’ya gidiyor, ama iki sıra sonunda adam Boston’da oluyor. Bu adam oraya nasıl gitti veya ne oldu hiç anlamıyorsunuz. Kitabı kısaca okurken, at gözlüğü takmış gibi olacaksınız. Dümdüz ve  boş…

Kitabın konusu ise; Jonathan uzun zamandır aradığı Rus ressam Vladimir Radskin’in varlığı kanıtlanamayan beşinci resmini bulur ve bunun için düğün arifesinde müstakbel eşi Anna’yı yalnız bırakarak resmi görmeye gider. Orada Clara adlı müzayede sahibiyle tanışmasını ve bu beşinci resmin Vladimir Radskin’in imzasını taşımadığı için ressama ait olduğunu kanıtlama çabaları anlatılmakta kitapta. Bu resimle birlikte hem birbirlerine git gide yakınlaşacak olan ikili, hem de resimle olan bağlarını çözeceklerdir.

 Alıntılar
"Bir yürekteki zenginlik çoğu zaman çağdaşlarıında kıskançlık ve horgörüyü körükler. Kimi insanlar güzeli yalnızca ölmüş olanda görürler." (Sayfa 28)

"...kim olursak olalım ya da kim olduğumuzu düşünürsek düşünelim, maneviyatı vicdanımız doğurur." (Sayfa 33)

"Zaman zaman iki ruh tek bir ruhu oluşturmak üzere karşılaşır. Böylece sonsuza dek birbirlerine bağımlı olurlar. Birbirlerinden asla ayrılmaz, o yaşamdan bu yaşama hep birbirlerini bulurlar. Bu dünyevi yaşantıların sırasında bir yarı diğerinden kopup da onları bağlayan yemini bozacak olursa, ruhların ikisi de hemen ölür. Biri yolculuğunu bir diğeri olmadan sürdüremez." (Sayfa 35)

"Tuhaf şeyler itiraf edildiklerinde daha da tuhaf görünürler." (Sayfa 108)

"Nefret ruhlarmızın gücünü uzun süre besleyebilecek bir duygudur." (183-184. Sayfa Geçiçleri) 
 
Puanlama:


"4 - 4,5. Yıl Çekilişim Başlasın"


Herkese Merhabalar,
Uzun bir zaman önce (28 Şubat) blogum 4.yılını doldurdu ama ben Kırgızistan'da olduğum için bu süre zarfında maalesef bir çekiliş düzenleme imkanı bulamadım. Ne yapayım derken aklıma kendi doğum günümde (28 Temmuz) bir çekiliş düzenleme fikri geldi. Bir gün geçmiş olsa da, 4. ya da 4,5. Yıl çekilişimiz başlasın.

İşte Hediyelerim:

Çekilişim dahilinde vereceğim hediyeler şöyle:

Kitaplar:
Ben, Malala - Malala Yusufzay ve Christina Lamb
Geçit:Diriliş - Reza Hemmatirad
Seraphina Rachel Hartman

Kırtasiye Ürünleri:
2 Adet Kırgızistandan Aldığım Kalem (At başlı ve Geleneksel Giyimli Kadın)
2 Adet Post-it
2 Adet şekilli silgi (Kivi - Portakal)
Çeşitli decoratif bantlar (Deco Tape ve Masking Tape)
1 Adet metal ayraç (Happy)
Küçük ataç ayraçlar (6 adet)

Ekstralar:
Rozetler
Magnetler

Katılım Şartlarına gelirsek eğer:
1) Bloguma izleyici olmanız
2) Herhangi bir sosyal alanda bu şekilişi bir resim ile duyurmanız. (Facebook, Twitter, İnstagram vs.)
3) Paylaşım linkiyle birlikte, takip ettiğiniz ismi yazarak yorum bırakmanız)

Esktra Haklar +1 Haklar için:
1) İnstagram sayfamı beğenmek +1 hak.
2) Youtube sayfamı beğenmek +1 hak
3) Facebook sayfamı beğenmek +1 hak

Bu arada çekiliş amaçlı kurulmuş sitelerin katılımı kabul edilmeyecektir. Sonuçlandırma aşamasını ise; size bırakıyorum. Random.org ile mi yoksa, eski usül kura ile mi yapayım? Yorum olarak yazarsanız sevinirim.

ÇEKİLİŞ 20 AĞUSTOSDA SONA ERECEKTİR.


"Doğum Günüm Kutlu Olsun"


Merhaba sevgili Blog Yoldaşlarım,
Dün benim doğum günümdü ve yine berbat bir doğum günü yaşadım. Şöyle ki hiç ay içerisinde başka gün yokmuş gibi hep doğum günlerimde bir olay meydana gelir. Zaten Temmuz ayı içerisinde doğduğum için okul kapalı oluyor, herkes tatile gidiyor. Bi de, benim doğum günümde olaylar oluyor. Bir kere doğum günümü kutlamak istedim ve biz daha kutlamaya başlamadan komşu çok ses oluyor diyerek bağırdı. Bu yüzden başka komşumuzun evinde kutlamak zorunda kaldık, ama ona da gelen misafirler yüzünden pasta diye bir şey kalmadı ortada. Yine doğum günümü kutlamak istedim elektrik kesildi ve pastam eridi. Daha neler neler. Bu seferde ablam hastalandı ve onun yanında durup hastanede yardımcı oldum. Anlayacağınız şans yok bende. Neyse çok uzattım herhalde. Bu arada 4. Yıl çekilişim saatler sonra başlayacak. Katılmayı unutmayın derim. Gerçi 4,5 yıl oldu ama, neyse.


"Thanatos"



Kitabın Adı: Thantanos
Orijinal Adı: Lethal Rider
Yazarı: Larissa Ione
Çeviren: Gül Melis Taze
Yayınevi: Arunas Yayınları
Türü: Gerilim, Fantastik, Romantik, Erotik, Savaş
Sayfa Sayısı: 506
Seri Adı: Mahşerin Dört Atlısı III. Kitap
Satın Al: D&R

Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
Yaşam Ölümden Gelecek…
Salgın, Kıyamet’i getirmek için çabalarken, Thanatos’un Kıyamet’i durdurmaktan daha önemli bir sorunu vardı artık: Baba olacaktı. Regan, Thanatos’tan hamile kalmayı başarmıştı.

Salgın, kendi sonunu hazırlamıştı. Beş bin yıldır yanlış yorumladıkları kehanet, Kıyamet’i durdurmalarına yardım edecekti. Tek sorun doğru anda doğru kalbe hançeri saplamaktı.

***

Larissa Ione, Mahşerin Dört Atlısı serisindeki üçüncü kitabında da aşk, günah, cazibe, kan, ölüm ve Kıyamet ile sayfalarını doldururken, soluksuz okuyacağınız Thanatos’u sizlere sunuyor.

Yorum

Mahşerin Dört Atlısı serisi kaldığı yerden devam ediyor. Amigortusu kırıldıktan sonra Salgın’a dönüşen Reseph, bu seferde kafayı Thanatos’a takmıştır. Bir Aegis üyesi olan Regan’ı kandırmış ve onun beş bin yıldır bekaretini koruyan Thanatos (Ölüm) ile birlikte olup hamile kalmasını sağlamıştır. Bunun üzerine Thanatos sinirine hakim olamayınca kardeşleri tarafından sekiz – sekiz buçuk ay uyutulmuştur. Regan ise; annelik içgüdüsüne rağmen oğlunu Salgın’dan korumak ve kıyameti engellemek derdindedir. Yalnız bu hiçte kolay olmayacaktır. Bir yanda çocuğunun ölürse kıyametin geleceğini düşünen kötü insanlar, bir yanda çocuğu ölürse kıyametin son bulacağını düşünen sözde iyi insanlar ve bir tarafta da Regan’ı korumak isteyen küçük bir grup ve kısa bir süre önce uykudan uyanıp Regan’ı öldürmek istese de doğacak çocuğu için öldüremeyen Thanatos. Bu arada vampirler, melekler, iblisler ve daha niceleri…

Kitap genel olarak güzel olsa da belki hakaret seviyesinde olacak iki eleştirim var. Affınıza sığınıyorum. Ya Arunas Yayıncılık, kusura bakma da güzelim Türkçemizin içine etmişsiniz resmen. Bir özel ad kısaltmasında son harfe göre yanına ek geleceğini de mi bilmiyorsunuz? O kadar çok hatanız vardı ki saymakla bitmez. Bu işin editörü yok mu sizde? Çevirmene mi bırakıyorsunuz bu işi? Gerçekten rezillik seviyesinde hatalar vardı. Bence siz yayınlamadan önce bir kitapları okuyun ve ilk olarak da bu kitabın yeni baskısını düşünüp bundan başlayın bence.

Diğer bir husus yazarımıza. Daha öncelerde bu yazarın cinsellik delisi olduğunu yazmıştım, ama bu kitapta biraz cinsel unsur azdı. Yalnız, yazarın yine bir manyaklığı tuttu ve hamile bayana seks yaptırdı ki, bu da nasıl bir iğrençliktir anlatılmaz. “YUH” diyorum kısaca…

Puanlama: