"Yasemin Kokulu Hikayeler"


Kitabın Adı: Yasemin Kokulu Hikayeler
Yazarı: Ender Haluk Derince
Yayınevi: Yakamoz Yayınları
Türü: Kişisel Gelişim, Yaşantı
Sayfa Sayısı: 318
Satın Al: D&R


Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
Hayata Bir Bardak Çay Molası

“Hiçbir şey için ‘Benimdir,’ deme. Yalnızca, ‘Yanımdadır,’ de. Çünkü ne altın, ne toprak, ne sevgili, ne yaşam, ne ölüm, ne huzur ne de keder her zaman seninle kalmaz…”

Okurken içinizi huzurla dolduracak, yüreğinizi ısıtacak, iyilik, sevgi, dostluk ve mutluluğu dile getiren birbirinden güzel 51 adet hikayeden derlenen bu kitapla hayata keyifli bir mola verip kargaşadan sıkıntılardan uzaklaşacaksınız.


Yorum

Uzun süredir yurt dışında olduğum ve yeni bir dil (Kırgızca) öğrendiğim için her ne kadar yanımda kitap olsa da, okuyamadım maalesef. Geldikten sonra da, okumaktan daha da soğumamak için böyle kolay veya kısa kitaplara sığınıyorum. İşte karşınızda kokulu hikayeler serisinin 4.kitabı: “Yasemin Kokulu Hikayeler.”
Hikayeler, birbirinden güzel sözler ile ince ince dokunmuş resmen. Oldukça ders verici bu hikayeler bazen beni ağlatabilecek düzeye getiriyor. Özellikle de, baba konulu olanlar. (Yaşadığı halde belki de, varlığını hissetmediğim babam yüzünden.)
Dediğim gibi hikayeler ders verici nitelikte. Bence bu kitap bir rehber kitabı olarak görünmeli ve öğretmenler öğrencilerine tavsiye etmeli ve her okulun kütüphanesinde mutlaka bulunmalı. Sizde okuyun, okutun. Emin olun pişman olmayacaksınız.

Alıntılar

 "Yaşam, size verilmiş boş bir filmdir. Her karesini mükemmel bir biçimde doldurmaya çalışın..." (Ara Güler)

 "İnsanların az bir kısmı mutlu, bir o kadarı ise mutsuzdur. Geri kalanların tümü; mutlu gibi görünen mutsuzlardır..." (Oscar Wilde)

 "Hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgar yardım edemez." (Montaigne)

 "Anlatabilsem sende neler gördüğümü kimse inanmaz hayal derdi. Bilselerde sende neler gördüğümü yıllarca hayal görmek isterlerdi." (Murathan Mungan)

 "Umutla açılıp kazançla kapanan bir kitap iyi kitaptır." (Acott) 
 
Puanlama:


"Yunus Emre'den Yürğinizi Isıtacak Sözler ve Hikayeler"



Kitabın Adı: Yunus Emre’den Yüreğinizi Iıstan Sözler ve Hikayeler
Yazarı: Yunus Emre, Ender Haluk Derince (Hazırlayan)
Yayınevi: Yakamoz Yayınları
Türü: Tasavvuf, Biyografi, Şiir, Edebiyat
Sayfa Sayısı: 351
Satın Al: Nobel Kitap


Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
“Derdi dünya olanın, dünya kadar derdi olur.”
-Yunus Emre-


Dervişlik dedikleri
Hırka ile taç değil
Gönlün derviş eyleyen
Hırkaya muhtaç değil.

***

Cümleler doğrudur, sen doğru isen
Doğruluk bulunmaz, sen eğri isen.

***

Yunus, bir aşk ve sevgi adamı olarak Anadolu’da doğar, umutsuzlara umut verir, Anadolu’nun gönlü ve dili olur. Mevlasını her yerde, her zaman çağıran Yunus, gençlik yıllarında büyük mutasavvıf Mevlana Celalettin’in sohbet meclislerine katılır; “Mevlana, Hüdavendigar bize nazar kılalı, onun görklü bakışı gönlümüz aynasıdır,” beyitiyle himmet bakışının gönlüne ayna olduğunu söyler.


Yorum

Yine çabuk okunduğu kadar sizi doyuran bir kitapla daha karşınızdayım. Tasavvufi açıdan da sizi doyuran kitabın içinde Yunus Emre’nin biyografik hayatı, eserleri, hikayeleri ve şiirleri, beyitleri yer almakta. Bu eserler ile Yunus Emre içinize işleyip zenginliğini sunarken kısaca anlatılan hayatıyla da, o zenginliklerin oluşum evrelerini göreceğiz. Bende ruhumu dinlendirirken çokça da, feyiz aldım. Birçok sözü de, not aldım. İşte onlardan bazıları:

*Öyle birine söz söyle ki anlamdan haberi olsun;
Öyle birine gönlünü ver ki içinde aşk eseri olsun.

*Çeşmelerden bardağını doldurmadan bırakırsan,
bin yıl orada da dursa kendi kendine dolmaz.

*İşitin ey yarenler, aşk bir güneşe benzer.
  İçinde aşk olmayan gönül, tıpkı taşa benzer.


Puanlama:



"Otranto Şatosu"


Kitabın Adı: Otranto Şatosu
Yazarı: Horace Walpole
Yayınevi: Kum Saati Yayınları
Türü: Gizem, Dram, Fantastik
Sayfa Sayısı: 144
Satın Al: D&R

Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
Gotik edebiyatın en güzel örneklerinden biridir Otranto Şatosu.

Gündüz vaktinde bile karanlık, duvarlarına uzun biçimsiz gölgelerin vurduğu, şatoda yaşayanların inanışına göre, kötü ruhların, hayaletlerin kol gezdiği bir Ortaçağ Şatosu olan Otranto’da olaylar şöyle gelişir. Zalim ve ahlaksız Prens Manfred’in oğlu nişan gecesi esrarengiz ve o kadar da korkunç bir biçimde ölür ya da öldürülür. Daha oğlunun cesedi soğumadan, oğlunun nişanlısı Isabella’ya göz diken Manfred kızı ele geçirmek için çeşitli yollara başvurur. Ancak, olaylar bundan sonra hızla gelişir. Manfred’in şatodaki askerleri korkulu anlar yaşamaya başlarlar. Askerlerin iddialarına göre şatoda gerçekten de hayaletler ve hatta şeytan’ın kendisi vardır ve Manfred’in zalimliği ve ahlaksızlığı yüzünden hepsi cezalandırılacaktır.

Pırıl pırıl bir Türkçe ile yapılan bu çeviriyi büyük bir keyifle okuyacağınıza inanıyoruz.
Yorum

Üç orta dereceden hallice ve bir anlamsız kitaptan sonra şeker gibi gelip, su gibi geçip giden bir kitapla “Otranto Şatosu”yla karşınızdayım. Kitap o kadar çabuk bitti ki anlatamam. Kitapta gizem de vardı, fantazya da. Dram da vardı, aşkta. Genel olarak sevdiğim bir kitap oldu. Aslında arka kapak yazısında her şey anlatılmış, üzerine ekleyebileceğim pek bir şey yok. Prens Manfred’in oğlu nişanı olacağı gün ölür ve tek oğlu öldüğü ve kızına ve eşine değer vermediği için Manfred onu deliler gibi seven eşine ihanet etmeye yeltenir ve bu yolda ölen oğlunun nişanlısı Isebella’ya göz dikmekten de geri durmayacak ve gözü hiçbir şey görmeyecektir. Peki, bu krallığın kaderini nasıl etkileyecektir? Manfred emeline ulaşabilecek mi?
Kitaptan Kareler


Puanlama:


"Kabus"



Kitabın Adı: Kabus
Yazarı: Romain Gary, L.F., Ron Holmes, Septimus Dale, John Burke, Basil Cooper, Sheridan Le Fanu
Çeviren: Seyhun Kıpçak
Yayınevi: Kum Saati Yayınları
Türü: Korku-Gerilim, Bilim-Kurgu, Gotik
Sayfa Sayısı: 160
Satın Al: D&R


Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
Boğuk bir haykırışla, uzandı ve tüylü yarasayı hırpaladı. Yarasayı uzağa savurdu. Yarasa Jules’a doğru kanatlarını çırparak yüzüne hava savurup geri geldi. Jules sendeleyerek ayağa kalktı. El yordamıyla kapıyı aradı. Güçlükle görebiliyordu. Boğazının kanamasını durdurmaya çalıştı. Kapıyı açmayı başardı. Ardından, sendeleyerek karanlık bahçeye çıkıp ince uzun otların üzerine yüz üstü yığıldı. Yardım istemek için bağırmayı denedi. Dudaklarından değil birkaç cümle, hiçbir ses çıkmadı. Yarasanın kanatlarını çırptığını duydu. Birdenbire, her şey bitti. Güçlü parmaklar Jules’u yavaşça kaldırdı. Jules gözleri kapanırken, gözleri yakut gibi parlayan uzun ve karanlık “adamı” gördü.


Yorum 

Hiç okuduğunuz kitaptan anlamadığınız bir şey oldu mu? Ya da, size hiçbir şey katmayan bir kitap? Şu anda o durumdayım. Açıkçası kısa-kısa hikayeler olsa da, ben bu kitaptan genel olarak hiçbir şey anlamadım. Ha, delilik üzerine kuruluydu, onu söyleyebilirim. Genel olarak aklımda kalan bir tek hikayesi vardı güzel olan. Konu olarak içerisinde vampirler yoktu, ama yine her türlü mahlukat vardı. Kediler ön plandaydı bu kitapta. Zaten, yazım hatalarına söz etmiyorum almış başını gitmiş. Kısacası, 10 hikayeden sadece biri hoşuma gitti. Puanlamak istesem buçuk vermem gerekir, ama öyle bir seçeneğim olmadığı için 1 diyelim mi?

Kitaptan Kareler


 
Puanlama:


"Kanımı İç"



Kitabın Adı: Kanımı İç
Yazarı: Mary Elizabeth Branddon, Mary E. Wilkins-Freman, M.R. James, Bram Stoker, Frederick Cowley, E.H. Heron, Eric-Kont Stenbock, Johann Ludwig Tieck, Luigi Capuana, Edgar Allen Poe
Çeviren:  Çağlar Aydınoğlu, Seval Ogan
Yayınevi: Kum Saati Yayınları
Türü: Gerilim, Bilim-Kurgu, Korku, Gotik
Sayfa Sayısı: 222
Satın Al: D&R

Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
Herbert, yüzünde şaşkın bir ifade ile yarayı dikkatle inceledi
“Bu sivrisinek ısırığı değil ki,” dedi.
“Evet, öyle – tabi Cap Ferrino’da yılan varsa bilmem.”
“O ısırık falan değil ki. Benimle dalga mı geçiyorsun sen. Bayan Rolleston – siz o sefil ve alçak İtalyan şarlatanın kanınızı almasına izin vermişsiniz. Modern Avrupa’nın yetiştirdiği en büyük adamıda böyle öldürmüşlerdi. Ne kadar da aptalsınız.”
“Ben hiç kan vermedim, Bay Stafford.”
“Saçmalık! Diğer kolunuza da bakayım. Başka sivrisinek ısırığı var mı?”
“Evet, Doktor Parravicini çok narin bir cildim olduğunu, bu yüzden de zehirin beni başkalarına oranla daha fazla etkilediğini söylüyor.”
Yorum 

Yine vampir temalı gotik öykü derlemeleriyle karşınızdayım. Vampirlere taktığımı veya Kum Saati Yayınları’ndan bana gönderilen kitaplar olduğunu düşünmeyin sakın. Sadece Kırgızistan’dan döndükten sonra okumaya bir yerden başlamak istediğim için elimdeki bu ikinci elciden daha önceden almış olduğum gotik edebiyat serisine başladım. Serinin daha okunmayı bekleyen iki kitabı var.
Kitaba gelirsek eğer; genel olarak hayvanlar üzerine kurulmuş kitapta kandan bol bir şey yoktu diyebilirim. Kedi, yarasa, sivrisinek, orangutan. Kısacası, ne ararsanız vardı. Bu arada kitaptaki üç – dört  bölüm bir önceki okuduğum kitapta olduğu için direk okumadan geçtiğim için kitap çabuk bitti. Kitabın adındaki “Kanımı İç” hikayesi de, bir önceki kitapta vardı, ama bu kitapta yoktu ki, bu da, manidar. Adger Allen Poe’nun “Morg Sokağı Cinayeti” hikayesi de, bu kitapta yer alıyordu ve gerçekten beğendim. Genel olarak kitap güzeldi, ama birkaç belirsiz hikaye kitabı bozdu diyebilirim. Okuyup, okumama durumunu sizin taktirinize bırakıyorum.
Kitaptan Kareler

"de nier ce gui est, et d'expliquer ce r'est pas" (Elde olmayanı açıklamak için elde olanı inkar etme.)
Edger Allan Poe -Morg Sokağı Cinayeti ("Kanımı İç" kitabı -Sayfa:209)
Puanlama: