2013'de Okunanlar...

Değerli okuyucularım,
Bildiğiniz üzere her yeni yıl bizim için yeni bir hedef ve bol kitaplı geçmesini temenni ettiğimiz bir yıl demek. Yeni bir yıla girerken de 2013'de hangi eserleri sizin için yorumladığımı paylaşmasam da olmaz değil mi. Bu listemi sizinle geç paylaştığım için özür dilerim ama bununda yegane sebebinin D&R bünyesine katılıp kitap satış sorumlusu olmamdır. Bu sayede hem kitaplara daha yakın olup hem de sizlere her hafta yenilenen Topten ve yeni çıkan eserleri daha iyi tanıtabileciğimden de emin olabilirsiniz.
İşte 2013'de okuduğum eserler:
46) Obsidiyen -Jennifer L. Armentrout (Listeye eklemeyi unutmuşum.)

Tüm yorumlarıma menü bölümündeki "Kitap Analizlerim" bölümünden ulaşabilirsiniz. Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle...


Kitap Tiryakileri ile Blog Turları || 4.Blog Turu 5.Gün || Manastır Adlı Eserin Yazarı Chris Culver'ı Tanıyalım...


Kitap Tiryakileri ile Blog Turu olarak pazartesi günü başladığımız 4.blog turumuza yarın son noktayı koyuyoruz. Bugünde sizlere Olimpos Yayınları sponsorluğu ile gelen "Manastır" kitabını yorumluyoruz ve bugünde sizlere Manastır adlı eserimizin yazarını kendi kalemiyle sizin için çevirdik. Keyifli okumalar.


   Ben Tulsa, Oklohoma’da doğdum ama doğumum hakkında çok şey hatırlamıyorum. Annem o anın dayanılmaz olduğunu söylüyor ve ben ona güveniyorum. Ben şimdiye kadar bu an içi beni affettimi bilmiyorum.
   Biz Chickasaw, Oklahoma’ya taşındığımızda bir süre için Tulsa’da yaşadım. Chickasaw anılarım biraz bulanık ama hoş. Bunların arasında, ben kilise korosunda atlama uygulamalarını ve papazın kızı ile asansörde oynadığımı hatırlıyorum. Belki de en önemli anım bana okumayı öğreten Bayan York adındaki harika birinci sınıf öğretmenimdi. Ona çok teşekkür ediyorum. O olmasaydı ben asla okumayı öğrenemezdim.
   Ben yedi yaşındayken ailem Newburg, Güney indiana Ohio Nehri boyunca küçük bir kasabaya taşındı. Ben, korunaklı, sessiz, rahat bir çocukluk geçirdim. Ben bir çocukken yazar olmak istiyordum.
   İlkokulda benim en sevdiğim yazar J.R.R. Tolkien ve Stephen King’di. YA kitap pazarı şimdi olduğu gibi güçlü değildi. Çok ilginç, yaşına uygun malzeme bulmak zor oldu.
   Öğretmenler konuştuğu zaman masamın altında gizlice kitap okurdum. Ben okulu hiç sevmedim, her zaman bir zaman israfı olarak gördüm. Bu nedenle çok ödev yapmadım.
   Ben beşinci ve altıncı sınıfta bizim aylık kitap raporları için bir istisna yaptım. Cadılar Bayramı, bir yıl boyunca beşinci sınıfta korkunç bir şeyler okumak ve sınıfa raporlamak için gerekti. Ben Michael Crichton tarafından yazılan Anromed Nesli okudum ve Biyolojik Savaş Dehşeti hakkında konuştum.
   Bu aşamadan sonra ben okulu bıraktım ve Örgün eğitime başlayarak burada eşim ile tanıştım, Honaver adlı küçük bir Liberal Sanatlar okulunda okula gittim, felsefe okudum. Hukuk Fakültesine gittim ama avukat olmak istemediğime karar verdim. Bundan sonra ben felsefe alanında doktora programına kayıtlıydım ancak Arkansas’da küçük bir üniversitede kendi öğretim eşim bir pozisyon teklifinde bulunduğu zaman bıraktım.
   Benim bir doktoram yoktu ama beni normalde karşılaşması imkânsız insanlarla etkileşim fırsatı veren etik dersleri, din felsefesi, din dersi oldu. Ben Güney İndiana’da orta sınıf bir evde büyüdüm ama benim öğrencilerimin çoğu tamamen farklı bir dünyadan geldi. Diğerleri benim duyduğuma göre herhangi bir kaba kentsel alanlardan geldi. Birçok kırma, çok yoksul nesiller sadece hayatın bir parçası oldu, kırsal kesimden geldi.
   Öğretim benim sadece ilk dönemlerimdeydi ve onlarda da sadece ceza davalarında tanık olarak ifade vermek zorunda kaldım.
   Arkansas da ilk Ash Rashid romanımı yazdım ve dileğimi bu tür ile yerine getirdiğimi varsaydım. Ben öğrencilerim olmadan bir yazar olamazdım çünkü, bu öğrenciler ile Ash Rashid’i yarattım. Belki de bilinçaltında düşünüyordum.

   Karakter benim fikrim ve onun hiçbir özel gücü ve yetenekleri yok ama doğru olanı yapmak için çok çalışıyor. O gerçek bir kişi değil ama ben onun gibi insanların olduğunu umuyorum. Dünyanın böyle insanlara ihtiyacı var.



Kitap Tiryakileri ile Blog Turları 4. Blog Turu 1.Gün || Manastır "Yorum"

Kitabın Adı: Manastır
Orijinal Adı: The Abbey
Yazarı: Chris Culver
Çeviren: Meryem Karadağ
Yayın Evi: Olimpos Yayınları
Sayfa Sayısı: 421
Tür:  Polisiye, Gerilim, Gizem

Tanıtım Yazısı:
750.000 kopyadan fazla satan ve satış rekorları kıran bir kitap fenomeni.

Ash Rashid, artık cinayet soruşturması yürütme düşüncesine dayanamayan eski bir cinayet masası dedektifidir. Önümüzdeki yıl işinden tamamen ayrılacaktır.
Planı budur, en azından yeğeninin cesedi şehrin en varlıklı insanlarından birinin evinde bulunana kadar. Adli tabip, ölüm nedeninin aşırı doz olduğunu söyler ama bu pek de mantıklı bir açıklama değildir. Ash, yeğeninin katilini bulmak için emirlere karşı gelerek bir soruşturma başlatır ancak, araştırmaya devam ettikçe en yakınlarını giderek daha çok tehlike altına soktuğu, karmakarışık bir davanın içinde bulur kendini.
Eğer davayı çabucak çözmezse toprağa vereceği tek aile üyesi yeğeni olmayacaktır.

“Chris Culver, önümüzdeki yıllarda takip edeceğimiz bir yazar.”
-C. J. Box

“Ash Rashid sert fakat merhametli bir kahramandır. Chris Culver, polisiye romanlarda cüretkâr yeni bir ses.”
-Jeff Abbott

Yorumum

Kitap Tiryakileri ile Blog Turları olarak bu ayki son blog turumuzda sizin için Olimpos Yayınları sponsorluğu ile gelen ve Chris Culver’ın yazmış olduğu “Manastır” kitabını yorumluyoruz.

Chris Culver’ın yazmış olduğu “Manastır”, Ash Rashid polisiye serisinin ilk kitabı. Polisiye kitaplarda az bir cinayet unsuruna veya cinayetlere yüzeysel olarak değinilmesi açıkçası beni çok sıkar ki bu eserde ikisi de vardı. Konusuna gelirsek eğer:

Ash Rashid, emekli olup işinden ayrılmak isteyen ve aynı zamanda üniversitede okuyan bir polistir. Emekliliğine sayılı günler kala, evlilik yıl dönümünü kutlayacağı gün, kız kardeşinin kızının cesedinin şehrin en varlıklı ailelerinden birinin evinde bulunduğunu öğrenir. Ash Rashid, yeğeninin bir cinayete kurban gittiğini düşünmektedir ve bunu destekleyen bazı unsurlar vardır ama adli tıp raporu bu ani ölümün nedeninin uyuşturucu olduğunu söylemektedir. Bu yüzden de dava kapatılır ama Ash Rashid yeğeninin ölümünün asıl nedeni araştırmak için savaşacaktır. Her bir delil ailesini de gittikçe ölüme yaklaştıracaktır.
 

Lütfen yorumlarınızı bizden esirgemeyin...

Puanlama:


Kitap Tiryakileri ile Blog Turları 3.Blog Turumuz 2.Gün || Kayıp Mürekkep "Alıntılar"

Kitap Tiryakileri ile Blog Turlarının 3.Blog turunun 2.Gününden tekrar merhabalar. Bugün sizlere yazarımız Gazi Karasu sponsorluğuyla elimize ulaşan ve yazarımızın çıkarmış olduğu ilk kitap olan "Kayıp Mürekkep" kitabından ufak, tadımlık alıntılar sunmaya çalışacağım. Gün içerisinde Matmazeella ve Obur Kitaplık bloglarından da eserimiz hakkındaki yorumlarını okuyabilirsiniz. ^_^










~~İletişim Adreslerimiz~~

E-mail Adresimiz: kitaptiryakilerii@gmail.com
Facebook Adresimiz: facebook.com/tiryakikitap
Twitter Adresimiz: twitter.com/tiryakikitap


Kitap Tiryakileri ile Blog Turları 3.Blog Turu 1.Gün || Kayıp Mürekkep "Yorum"

Kitabın Adı: Kayıp Mürekkep
Yazarı: Gazi Karasu
Yayın Evi: Sokak Kitapları Yayınları
Sayfa Sayısı: 112
Tür:  Deneme, Şiir, Öykü

Tanıtım Yazısı:
DÜŞLERİNİ YAZ ÇOCUK

   Sana bir kağıt bir de kalem verdim düşlerini yaşman için, daha ne verebilirdim ki? Söyle çocuk, düştüğünde kanayan dizlerini öpmedim mi, kanayan yaralarına üflemedim mi? Söyle çocuk, gönül mülkünü uğruna viran eylemedim mi? Göz bebeklerimde uçurtmalar uçurmana izin vermedim mi?
   Geceleri beraber korkmadık mı gölgelerden? Geceleri uyu diye anlattığım masalların kahramanı olmadım mı düşlerinde? Sana bir kâğıt verdim, bir de kalem hayallerini yaz diye. Söyle çocuk, daha ne verebilirdim ki sana? Düşlerinin peşi sıra gitmelisin çocuk. Tutkular ki esaretten kurtulmanın tek yolu. Adalet bekleme bu dünyadan, bu dünyada adil olan tek şey herkesin ölecek olmasıdır. Düşlerini yaz bana çocuk. Uğruna gözyaşları döktüğün düşlerini…
Yorumum

Bu ay düzenlemiş olduğunu 2.Blog turu olma özelliği taşıyan “Kayıp Mürekkep” yazarımız Gazi Karasu’nun katkılarıyla incelediğim bir kitap.

 Kitabımız 112 sayfa ve deneme türünde olmasının yanısıra şiirsel yönü ağır olan bir kitap. Yazarımız kimi yerlerde bir takım unsurları eleştirirken, kimi yerde de övüyor ve bizi bazen de geçmişe taşıyor. Ama tabi ki yazarımızın yayımladığı ilk kitap olduğu içinde bize acemiliğini hissettiriyor. Birde bir olumsuz yanı var benim için bunu da paylaşmadan edemeyeceğim. Yazarımızın bazı şiirleri okurken sıralama olarak şarkı sözleri ve melodileri üzerine kurulmuş olduğu için olur olmaz şiirden sapmalar söz konusu oluyor.

 Şimdi ben iyi bir okur olabilirim ama eleştirisel olarak zayıf olduğumu biliyorum ama şunu da belirtmeliyim ki ben bu eserde yazarımız Gazi Karasu’nun bundan sonra yazarlık hayatında seçebileceği iki yol gördüm. Ya öykücülüğü seçip eserin ilk sayfalarında yer alan kendi anısını, çocukluğunu anlattığı gibi geçmişe dönük hikâyeler yazacak, ya da şiirsel yönü üzerinde daha çok çalışıp başarıya ulaşacak. Ama şunu söylemeliyim ki ilk yöntemi seçip karakterine şairane bir yön yüklemesi daha iyi olur bence.

 Dediğim gibi bu bir deneme türü olduğu için bu seferlik puanlama yapmayacağım çünkü adaletsiz davranabilirim. Yazarımıza bundan sonraki hayatında başarılar diler ve edebiyat dünyasına katkıda bulunup bize “Kayıp Mürekkep” adlı eserini kazandırdığı için Teşekkür Ederim…


Lütfen yorumlarınızı bizden esirgemeyin...

~~İletişim Adreslerimiz~~

E-mail Adresimiz: kitaptiryakilerii@gmail.com
Facebook Adresimiz: facebook.com/tiryakikitap
Twitter Adresimiz: twitter.com/tiryakikitap