Yeni Headerimi Nasıl Buldunuz...


Sitemin önceki headeri hep canımı sıkıyordu ve durmadan değiştirmek istiyordum, bende amatör olarak bu akşam iftardan sonra başladım headerimi yapmaya ve biraz önce bitti. Kısaca headerimin anlattıklarına bakacak olursak: sol tarafa olmazsa olmaz kitaplarımı koydum. Yazı kısmında bir atraksiyon katarak Colored kısmını adına uygun olarak renkli yaparken Books kısmının O’larını ise kullandığım siyah gözlüğüme benzetmeye çalıştım. Yine soldaki daktilo yazarlığımı temsil ederken ayırıcı rafın altındaki “Bir dilek tuttum ve sen gerçek oldun.” sözü çok istediğim bir kitap veya kırtasiye ürününe geçte olsa kavuştuğumda kullandığım bir söz olduğu için yazdım. Umarım beğenirsiniz. Yorumlarınızı bekliyorum.


Kitap Ayracı#8



Karakter kitap ayraçlarının tasarımlarını ve resimlerin asıl kaynağını görmek için tık… tık…


"Posta Kodu AŞK"

Kitabın Adı: Posta Kodu Aşk
Yazarı: Mehmet Şamil
Yayın Evi:  Yediharf Yayınları
Sayfa Sayısı: 117
Tür: Aşk, Özlem, Sevgi


Tanıtım Yazısı:
"Posta kutuma gönderdiğin yalnızlığım'ı aldım. Nazik düşüncene teşekkür. Uygun zaman ve şartlarda balkona sandalye atıp ağlamayı düşünüyorum.

... 

Önce kendimi yazıyorum sonra katlıyor ve zarflıyorum. Bekle! Pullanıp sana geliyorum."

Posta Kodu AŞK, iki şiir arasında yazılmış kırk aşk mektubundan oluşan bir kitap. Daha çok şairliğiyle tanınan Mehmet Şamil, şiir dünyasının arka çıkmazında, aşkın mektuplara nakşedilmiş sırrını ve yürekte alevlenecek duyguları paylaşıyor. 'Posta kutusuna gelen yalnızlık'la başlayan mektuplar, bütün mektupların yazıldığı kalemin kendisinden cevap gelmeyen sevgiliye gönderilmesiyle noktalanıyor. Mektup türünün farklı imkânlarını ön plana çıkarmaya çalışan şair, sizi aşkın tanıklığına davet ediyor.


Yorumum

Çok sıkıldım. Hayatımdan ilk defa Elife sayesinde mektup örneği okudum ve onda da çok sıkıldım. Konusu ve içerik itibariyle şöyle bir bakarsak kitapta iki şiir arasına yazılmış kırk mektup yer alıyor ve sevgiliye yazılan mektuplara cevap bekleyen aşkı anlatıyor ama sevgiliden hiçbir cevap mektubu gelmiyor. Ben içinden sadece birkaç sözü beğendim. İşte kitaptan alıntı o sözler:

*Hayallerimi yeni bir mektubun ilk cümlesine astım. Kelimeler darılmasın diye hepsini zarflıyorum. Hepsi senin. (Sayfa 36)


*Güle diken bakarsa gözyaşı gül kokar. (Sayfa 59)


*Sana yazılan şiir hep sana okunuyor.
Bana sadece gidişin dokunuyor. (Sayfa 83)

*Önce kendimi yazıyorum sonra katlıyorum ve zarflıyorum. Bekle! Pullanıp sana geliyorum. (Sayfa 107)


*penceremdeki rüzgar anlatıyorken seni
söndü birden ışıklargören gözüyle kalbiminbir sen vardın sevgili
          bir de dolunay (Sayfa 113)




Puanlama:


Bir Kitaplaşma Öyküsü: Elife

Bugün keyfime diyecek yok vallahi. Üçüncü ve son Kitaplaşalım mı? kitaplarımda bugün Elife’den geldi ve anlatılamaz (tarif edilemez) şekilde mutluyum. Benim için her yönden ilginç ve muazzam bir etkinlik oldu. Bugüne kadar almış olduğum en güzel hediye ve kitaplaşma etkinliği oldu. Kendisinin de çok harika bir bloğu var 365 Günlük diye. Herkes mutlaka oraya bir göz atsın çünkü nerdeyse her ay, her hafta yeni bir etkinlik üretebilen biri. En son bayram kartı etkinliği yapmıştı, sağolsun bana da bir tane göndermiş. Buradan Elife’ye çok ama çok teşekkür ediyorum bir kez daha. Bu arada ilginç oldu dememin sebebi kargom eline ulaşır ulaşmaz beni arayıp teşekkür etmesi, takas yapalım mı? etkinliğinde ben beğendiğim kitapları söylemeden içimi okumuş gibi beğendiğim kitapları göndermesi ve onun hediyeleri elime ulaştığında ben arayamasam da e-mail atıp teşekkür etsem de beni arayıp benimle birlikte hediyelerini çok ama çok beğendiğimi söylediğimde benimle birlikte sevinmesini benim için bir kitaplaşmadan öte şeyler. Neyse fazla uzattım en iyisi hediyelerime bir göz atalım ama benden söylemesi bol fotoğraflı bir tanıtım olacaktır bu yazım.

Bu ne güzel bir pakettir yahu. Şunun güzelliğine bakar mısınız Allah aşkına? Eee yeteneksiz olunca böyle hayran kalıyorum ve mal mal bakıyorum işte. Neyse… 10 tam point…


Ardından her zaman, her zaman ve her zaman ki gibi toplu bir fotoğraf çektim.


Uç kısmında Türkiye’nin sembolü lale figürü bulunan bir adet kaşığım var ve gerçekten çok beğendim çünkü yaşadığım yerde (Esenyurt) bütün direklere lale figürü asıldı bu iki günde ve şimdi böyle bir kaşık görünce de bayıldım açıkçası. ( Ben laleleri severim de.)


Bu sayfadaki stickerları sevgili Elife göndermişti. Bende ne yapsam ne yapsam diye düşünürken neden kolaj defterimde Elife için de bir sayfa ayırmayayım ki dedim ve bu stickerlları boş bir sayfaya yapıştırıp orayı Elife’ye ayırdım. (Daha öncede Volante için bir sayfa ayırmıştım. Bayramda eşleştiğim tüm arkadaşlar hakkında yorumlarımı her eşleştiğim kişiye bir sayfa ayırmak üzere bir şeyler karalayacağım. Siz değerli okuyucularıma da bloğumda yayınlayarak gösteririm.)


Sevgili Elife’nin bayram kartı kart gönderme etkinliğinde ( Bir nevi mektuplaşma) yapmış olduğu iyi dilek kartı. Bana da böyle güzel bir kart gönderdiği için teşekkür ediyorum. Gerçekten içindeki notlara bayıldım ve dediğin gibi her zaman gülümseyeceğim. Tekrar teşekkürler… ( Bu arada bayram kartı kendi yapımıdır. Bloğunda daha fazlasını bulabilirsiniz.)



Kendi yapımı bu notluğa bayıldım. Şunun güzelliğine bir baksanıza, peki o kaleme ne demeli? Üzerindeki şekillerden bazılarının “S” şeklinde olması çok hoşuma gitti. Kalem sanki benim için özel üretilmiş gibi.


Beyaz Pencerem adlı bloğumda “Yaşlanıyor muyum acaba?” diye yazmıştım ve şimdi böyle bir kitap ayracı gelince çok şaşırdım haliyle çünkü yaşlansam anca bu kadar benzerim. Bende gözlük kullanan biriyim, bende takım elbise giymeyi severim ve bende öyle şapka takarım. Pes doğrusu bu kadar benzerlik olur yani.


Yine değişik yerleri seven ve tatil kavramını müzeler ve tarihi eserler diye değiştiren biri olarak bu ayraca bayıldım.


Buda arka yüzü.


Evet, şimdi sıra kitaplarım tanıtım yazılarına ve yorumuma geldi ama öncelikle şunu söylemeliyim ki beni şaşırtan diğer ve son hususta yine bir kitap beklediğim halde üç kitap gelmesi oldu. Yani yüzümdeki o şaşkınlığı görmeniz lazımdı ya… Ne diyeceğimi bilemiyorum. Neyse kitaplarıma geçelim.

İlk Kitabım "Posta Kodu Aşk" . Yazarının Mehmet Şamil olduğu eser mektup türünde bir eser ve 117 sayfa.
Arka Kapak:
"Posta kutuma gönderdiğin yalnızlığım'ı aldım. Nazik düşüncene teşekkür. Uygun zaman ve şartlarda balkona sandalye atıp ağlamayı düşünüyorum.

... 

Önce kendimi yazıyorum sonra katlıyor ve zarflıyorum. Bekle! Pullanıp sana geliyorum."

Posta Kodu AŞK, iki şiir arasında yazılmış kırk aşk mektubundan oluşan bir kitap. Daha çok şairliğiyle tanınan Mehmet Şamil, şiir dünyasının arka çıkmazında, aşkın mektuplara nakşedilmiş sırrını ve yürekte alevlenecek duyguları paylaşıyor. 'Posta kutusuna gelen yalnızlık'la başlayan mektuplar, bütün mektupların yazıldığı kalemin kendisinden cevap gelmeyen sevgiliye gönderilmesiyle noktalanıyor. Mektup türünün farklı imkânlarını ön plana çıkarmaya çalışan şair, sizi aşkın tanıklığına davet ediyor.
Yorumum: Kitap gerçekten okumak istediğim bir eser ve başta söylediğim gibi Elife’nin takas edeli mi? etkinliğimde beğendiğimi söylediğim eserlerden biri. Kitabın yazarının Hakan Yel olduğu kitap 334 sayfadan oluşuyor ve Altın Kitaplar yayınevinden çıkmış bir roman örneği.

Arka Kapak:
Yüzyıllardır süregelen birbirine örülmüş hayatlar...
Aynı toprakları birlikte paylaşan, farklı maneviyatların insanları...
Bir fitne...
İhtirasları alevlendiren bir fikir ve gemlenemeyen bir hırsın getirdikleriyle savrulanlar.
Zeytin dallarıyla kutsanmış topraklardan şimdi kan kokusu yükseliyor.
Şiddetin tarihine yeni bir sayfa ekleniyor!

Yorumum: Yine Elife’nin etkinliğinde beğendiğim kitaplardan “Baraka”. Yazarının William P. Young olduğu eser 279 sayfa ve Profil yayınlarından çıkmış bir roman örneği.

Arka Kapak:
Bir yazarın hayal gücü ile bir ilahiyatçının tutkusu birleştiğinde ortaya Baraka gibi bir kitap çıkar. John Bunyan'ın Hac Yolunda kitabı kendi kuşağı içerisinde nasıl bir etki yarattıysa bu kitap da bizim kuşağımız içerisinde benzer bir etki yapacak. O kadar harika bir kitap
-Eugene Peterson- İlahiyat Emeritüs Profesörü, Recent College, Vancouver, Bc.

Baraka'yı okurken, bu büyüleyici romanda ortaya dökülen soruların benliğimin derinliklerinde taşımakta olduğum sorular olduğunu gördüm. Bu kitabın güzelliği, çok zor sorulara basit cevaplar getirmesinden değil, sizi umudu ve şifayı bulduğumuz bir Tanrı'nın merhametine ve sevgisine daha fazla yaklaşmaya davet etmesinden kaynaklanıyor.
-Jim Palmer- Divine Nobodies kitabının yazarı.

Baraka, bir nevi Tanrı'nın kalbine doğru bir davetiye. William Paul Young'ın sık sık beni Tanrı'dan ve kendimden ayıran perdeyi büyük bir zarafetle kaldırmasını gözyaşları ve neşe içerisinde okurken büyük bir dönüşüm geçirdiğimi hissettim.
-Patrick M. Roddy- Abc News kanalının Emmy Ödüllü Yapımcısı.

Baraka, Tanrı hakkındaki görüşünüzü sonsuza dek değiştirecek.
-Kathie Lee Gifford- Nbc kanalının Today Show programının sunucularından.

Kesinlikle bugüne kadar okuduğum en iyi kitaplardan biri.
-James Ryle- Hippo in the Garden kitabının yazarı.

 
Son olarak bana bu kadar güzel hediyeler gönderip yüzümde kocaman bir gülümseme yaratan sevgili Elife’ye ( H.B. ) çok ama çok teşekkür ederim.


Pinuccia ile Kitaplaştık ki Biz...

Bugün mutluluk üzerine mutluluk yaşıyorum. Evime bir Yurtiçi Kargo’dan birde PTT Kargodan Kitaplaşalım mı? etkinliğinde eşleştiğim arkadaşlardan kitaplarım geldi ve hepsi beni çok ama çok mutlu etti. Öncelikle bu post’ta sevgili Pinuccia ile eşleşmem sonucunda gelen kitaplarımdan bahsedeceğim. Bu arada kendisinin hem Türkçe hem de İngilizce olarak yazdığı bir bloğu var adı Pinuccia's World of Books / Pinuccia'nın Kitapları hepinizin mutlaka bir göz atması gerekiyor. Biz birbirimize etkinlik dahilinde bir kitap gönderecektik ama ben etkinlik sahibi olarak her okuyucuma üç kitap gönderdim ve Pinuccia’nın kargosu gelipte paketten iki kitap çıkınca haliyle kısa bir süre şaşkınlık yaşadım. Kendisine bu hususta çok ama çok teşekkür ediyorum. Neyse yazımıza başlayalım.

Önce paketi açmadan bir kare çektim. Ben paketleme konusunda çok ama çok beceriksiz olduğum için sadece kurdeleyle sarıp paketimi öyle göndermiştim. Aman boş verelim paket sade ve şık. (Yemekteyiz programında gibi hissettim kendimi. Dış Ses “Sizce sofra nasıl Selim Bey”.
“Imm… Sofra sade ve şık dış ses gardaş.”)


Ardından Toplu bir resim her zamanki gibi…

Damla Sakızı aromalı Nurettin Kocatepe Türk Kahvesi ( Bir Kutu… Vaov)

Bu ayraca bayıldım. Tam bloğumun ismine yakışır bir kitap ayracı olmamış mı sizce?


"Kitapsızın hakkından UGT gelir." yazıyor ayracımın üstünde ama ben UGT’nin açılımını bilmediğim için bir şey diyemeyeceğim.

Evet, sıra kitaplarımın arka kapak yazılarına ve yorumlarıma geldi.

Yorumum: Carmilla benim bloğumda tanıtım yazısını yazdığımdan beri okumak istediğim bir kitaptı. Yazarının Sheridan Le Fanu olduğu kitap 112 sayfa ve Can Yayınlarından çıkmış.

Arka Kapak:
Gençlik ve yalnızlık, güzel bir kızı doğaüstü güçlerin eline düşürebilir mi?

Carmilla genç bir kız ile esrarengiz bir kadının ilişkisi üzerine kurulu bir öykü. Konuk olduğu malikâne ve çevresinde kısa sürede dehşetin ve ölümün ikizi haline gelen dişi bir vampirin, edebiyatın ilk lezbiyen vampirinin öyküsü.

Konusu, kişileri ve tekniğiyle Bram Stoker'ın Dracula'sı üzerinde azımsanamayacak izler bırakan, sonraları Edgar Allan Poe'nun deneyeceği gotik tarzıyla dikkat çeken Carmilla, çarpıcı ve bir o kadar da kışkırtıcı.

Sheridan Le Fanu'nün kadınları, karanlığa eğilimleri ve ölüme yakınlıklarıyla, içimizdeki vampire ayna tutuyor. Lezbiyen aşk, kıskançlık ve cinsel arzunun kıskacında, Carmilla, vampir motifini benliğimizin karanlık sureti olarak yüzümüze vuruyor.

Carmilla, gotik vizyonun tekinsiz doğasını bugüne taşıyan örneklerden.

 
Yorumum: Madde 22 yazarının Joseph Heller olduğu toplam 618 sayfalık bir eser ve İthaki Yayınlarından çıkmış. Böyle fazla sayfa yapısına sahip kitapları pek sevmesem de okumayı deneyeceğim. Eğer okursam da zaten kitap analizini yaparım.

Arka Kapak:
Madde 22 bugüne kadar okuduğunuz hiçbir romana benzemiyor. Kendine has bir mantığı, bambaşka karakterleri var. Joseph Heller’ın acı gerçekleri sipsivri bir alayla iğnelediği bu 20. yüzyıl klasiğini okurken savaşı, yaşamın acımasızlığını, iktidarın yeri geldiğinde nasıl bir canavara dönüştüğünü görüp kimi zaman korkacak kimi zaman kahkahalar atacaksınız.

2. Dünya Savaşı sırasında Amerikan ordusunda bombardıman pilotu olarak görev yapan Yossarian’ın öyküsü, çivisi çıkmış bir dünyanın küçücük bir modeli aslında. Okurken bugün dünyada yaşananlarla kitaptaki öykü arasındaki bağlantıyı kurup aslında ne kadar absürd, çılgın, ürkütücü ve kin dolu bir dünyada yaşadığınızı fark edeceksiniz. “Tek bir açmaz vardı, o da Madde 22. Bu madde, insanın gerçek ve yakın tehlike karşısında kendi güvenliği için endişelenmesinin zihnin rasyonel bir süreci olduğunu belirtiyordu. Orr deliydi ve uçuştan men edilebilirdi. Tek yapması gereken uçuştan men edilmesini talep etmekti; ve bunu yapar yapmaz, deli olmadığı anlaşılacaktı ve başka görevlerde uçması gerekecekti. Orr’un başka görevlerde uçması için deli olması gerekirdi, aklı başında olsa uçmazdı; ama aklı başındaysa uçmak zorundaydı. Uçarsa deli demekti ve uçmak zorunda değildi; ama uçmak istemiyorsa aklı başındaydı ve uçmak zorundaydı. Madde 22’deki bu şartın mutlak basitliği Yossarian’ı derinden etkiledi. Saygıyla ıslık çaldı.”

Son olarak bu güzel hediyelerinden dolayı sevgili  Pinuccia (P. Çelebi)'ya çok teşekkür ederim.


Benim İklimim " Yüreğimin İklimi "

Kendi blogumda başlatmış olduğum Kitaplaşalım mı? etkinliğinde bilindiği üzere 3 arkadaş ile eşleşmiştim ve bunlardan biride “Yüreğimin İklimi”ydi. Bana attığı mesajda kitabımı internetten satın alıp adresime gönderdiğini belirtmişti ve bugün kitabım elime ulaştı ve gerçekten çok ama çok mutlu oldum. Kitabım harika ve mitolojik ve fantastik öğeler içeriyor. (Bununla ilgili detayları aşağıda bulacaksınız.) Sevgili Yüreğimin İklimi’ne çok ama çok teşekkür ederim. (İsminin verilmesinden rahatsız olur diye blog nickini yani Yüreğimin İklimi’ni kullanıyorum.) Bu arada senin hediyelerini de dün kargoya verdim. Eminim bugün veya yarın eline ulaşır. Şimcik kitabıma ve ayraçlarıma bir göz atalım.

Önce her zamanki gibi toplu bir resim:

Ve ardından sırasıyla kitap ayraçlarım:

1) Kitabın içinden çıkan kitabın kendi ayracı

2)Kitaplaşalım mı? arkadaşımın aldığı kitap ayracı

3) Sitenin kendi tanıtımı bulunan kitap ayracı
 
Kitap ayracı sayım gittikçe artıyor. Neyse gelen kitap ayraçlarım bu kadar. Şimdi sıra kitabım, yorumun ve arka kapak tanıtımında.

 
Yorumum: Kitap gerçekten çok hoşuma gitti. Kitabımın adı “Yaban Avı” ve Ephesus Yayınevinden çıkmış bir eser. Yazarının C.E.Murphy olduğu eser toplam 360 sayfa ve fantastik öğeler içeriyor.Kapağı da beni etkileyen diğer bir nokta. En kısa zamanda okuyup kitap analizinde de bulunurum, şu anda okumadığım için tam bir şey söyleyemiyorum.

Arka Kapak:
Yarı Kızılderili, yarı Kelt asıllı olan Joanne Walker, emniyet müdürlüğünde araba tamircisi olarak çalışan bir polis memurudur. Annesinin cenazesinden dönerken, içinde bulunduğu uçak iniş yaptığı sırada, aşağıda yaşanan sıra dışı bir kovalamacaya şahit olur penceresinden ve iner inmez olay yerine gider. Kovalanan kadının peşindekiler, Keltlerin efsanevi Boynuzlu Tanrı'sı Kernunnos ve Yaban Avı'dır.

Boynuzlu Tanrı Kernunnos ile oğlu Avcı Herne arasında kadim zamanlardan kalan bir ihanet vardır. Yeni edindiği şaman güçlerinin yardımıyla Kernunnos'u ve yarı tanrı oğlunu alt edebilecek midir?

"Hızlı bir tempo, harika bir gizem, sempatik bir kahraman, büyü, tehlike… Bütün bunlar Yaban Avı'nda fazlasıyla var."

Jim Butcher

Hepsi bu kadar tekrardan çok ama çok teşekkür ederim Ö.Karagöz (Yüreğimin İklimi)


"Alex"

Orijinal Adı: Alex
Yazarı: Pierre Lemaitre

Çeviren: Ersel Topraktepe
Yayın Evi: Can Yayınları
Sayfa Sayısı: 325
Tür: Gerilim, Polisiye, Dram


Tanıtım Yazısı:
Sıradan bir kadın, bir gün sokak ortasında kaçırılır. Ne var ki yalnız kaçıranın değil, kurbanın kimliği de şüphelidir. Tek bilinen, içinde ne ayakta durabildiği ne de uzanabildiği bir kafeste, korkunç şartlar altında hapsedilerek sürekli işkence gördüğü ve isminin Alex olduğudur...

Davayı üstlenmek zorunda kalan Başkomiser Verhoeven, bir yandan geçmişiyle hesaplaşırken bir yandan da bu gizemli kadını celladının elinden kurtarmak için zamanla yarışmak zorunda kalır. Soruşturma ilerledikçe Alex'in karmaşık geçmişiyle yüz yüze gelecek, hiç beklemediği bir sürprizle karşılaşacak ve hayatının en zor kararını vermek zorunda kalacaktır...

Alex, kurban, cellat ve kurtarıcı üçlüsüne getirdiği psikolojik derinlikle, solukları kesen ritmiyle, tüyler ürperten gerçekçi anlatımıyla ve dehşet içinde bırakan sonuyla gerilim tutkunlarını baştan çıkaracak.

İddia ediyoruz, Alex sizi çok şaşırtacak...



Yorumum

“Alex” Yazarın Türkçe’ye çevrilmiş ilk kitabı olup güzel bir kurguya sahip olmasına karşın beni bazı kısımlarda sıkarak en uzun süre elimde kalan kitap unvanını aldı. (3 Hafta Kadar.) Beni sıkan kısımlarda biri sadece bir paragraf içinin bir sayfayı kaplamasıydı. Diğer bir kısım ise arka kapakta geçen Verhoeven isminden çok Camille ismini duymamızdı ki Camille bir erkek ismidir. Daha önce okumuş olduğum bir kitapta Camille ismi kıza verilmişti ve bu yüzden karakteri neredeyse hep kız olarak algılamaya başladım. Neyse ki bu durumu da Camille’ye Kamil diyerek çözdüm. (Biraz gülünç olduğunu biliyorum.) Neyse konuya değinecek olursak 35 yaşında güzel ve çekici bir kız olan Alex bir gece vakti sokaktan kaçırılır. Bu duruma şahit olan bir tanık polise haber verir ama ne kaçıran, ne kaçırılan kişi hakkında herhangi bir bilgi veya iz yoktur. Polislerimiz her ipucundan sonra Alex’in bir Kurban mı? yoksa Katil mi? olduğunu öğreneceklerdir. Son olarak herkese tavsiye edilir. Mutlaka alıp okuyun derim. Sonuçta 5 TL. sizin için bir kaç tane de alıntı yaptım. İşte alıntılarım:

"Bir fotoğraf gerçeğin sadece bir parçasıdır. Ama bir resim, gerçeğin kendisidir, sizin gerçekliğinizdir; hayal gücünüzle,hayallerinizle, kültürünüzle, hayatınızla giydirilmiş gerçekliğinizdir." (Sayfa 128) 


"Hayat her zaman peşimizden gelip bizi yakalar, Yapılacak bir şey yok, ondan kaçamazsınız, asla." (Sayfa 230)


 Lütfen bizden yorumlarınızı esirgemeyiniz… 


Puanlama: