"Geniş Zamanlar"

Kitabın Adı: Geniş Zamanlar
Yazarı: Ayşe Kulin
Yayın Evi: Everest Yayınları
Sayfa Sayısı: 114
Tür: Dram, Yaşanmışlık

Tanıtım Yazısı:
Tanrının sonunda bana acıdığını ve yardım etmeye karar verdiğini düşünmem için sebeplerim var. Kocam elini bile sürmüyor bana. Yanıma yaklaşmıyor, yüzüme bakmıyor. Ayrı odalarda yatıyor, karşı karşıya gelmemeye gayret ediyoruz. O sabahın erken saatlerinde, mutfak masasına hazırladığım kahvaltısını tıkınıp çıkıp gittikten sonra, büründüğüm kara çarşafı fırlatıp atıyorum evin bir köşesine. Yatağıma dönüyorum, her bir anını, ellerimi incecik bir ipek üzerinde dolaştırır gibi özenle okşayarak, severek, hasretle titreyerek düşündüğüm on yılıma geri gitmek için. Gözlerimi yumup, yeniden yaşamaya başlıyorum.


Yorumum

Ayşe Kulin muazzam bir yazar. Yazdığı her öyküyle insanı yaşanmışlağa, bozuk düzene ve köy yaşamına doğru yaklaştırıyor. Bu benim okuduğum ikinci Ayşe Kulin kitabıydı ve şunu söylemeliyim ki asla son olmayacak. Ayşe Kulin, “Geniş Zamanlar” adlı eserinde bize bozuk düzeni ve kadına karşı şiddeti çok güzel anlatıyor. Altı öykülük bu kitabın ilk üç öyküsü aslında tek bir hikayeyi üç ayrı gözden aktarıyor.
“Geniş Zamanlar” bölümünde Zehra’nın ölümünü eski patronu ve manevi ablasından öğreniyoruz.“Dar Zamanlar” bölümünde Zehra’nın ölümünü Zehra’nın gözüyle ve cümleleriyle öğreniyoruz.“Son Zamanlar” bölümünde ise; Zehra’nın ölümü aşırı dinci kocası, yani katilinin gözünden görüp katilinin cümleleriyle öğreniyoruz.

“Masteknomi” adlı öykümüzde meme kanseri olan karakterimizin yaşadığı bunalımları ve ameliyattan önce memesini kaybedecek olmanın onu ne kadar korkuttuğunu öğreneceğiz.

“Çıkmaz Sokakta Yürümek” adlı öykümüze gelindiğinde ise; bir köye gidip düşük yapan bir bekçi karısının yaşadığı zorluklarını ve bozuk devlet düzenini işveren kadının gözünden göreceğiz.

Son öykümüz “Spassibo İstanbul”a gelindiğinde ise, savaş sırasında Beyaz Rusya’dan kaçıp İstanbul’a gelen ve İstanbul’a aşık olan balet Lydia Krassa Arzumanova’nın hayatını kendi dilinden bir gazetecinin gözüyle okuyoruz. (Gerçekten yaşamış bir şahsiyettir Leyla Arzuman.)

Tek kelimeyle farklı farklı kültürlere gidip farklı farklı öyküler okumak isteyen tüm okurlara tavsiye ederim.
 Lütfen bizden yorumlarınızı esirgemeyiniz… 


Puanlama:


Bifincankahve ile Kırtasiyeleştik Biz...

Evet, sonunda son etkileşimdeki hediyelerim geldi. Bloğumda düzenlemiş olduğum 2. Kırtasiyeleşelim mi? etkinliğime katılmayacağımı belirttikten sonra sadece üç kişi katılınca mecburen kendimi de katmak zorunda kaldım. İyi ki de katılmak zorunda kalmışım. Bu etkinlikte Bifincankahve’nin sahibesi ile tanıştım ve birbirinden güzel şeyler edindim. Kargom yanlışlıkla başka başka yerlere gidince üç-dört belki de beş gün geç elime ulaştı. Ama sonuçta paketi elime alınca bunun hiçbir önemi kalmadı. Şimdi boş verelim bunları da hediyelerime geçelim.

İlk önce toplu bir resim.

Kitap ne alaka diyenlere; paketin içine bir adet kitap koyabilirsiniz ama lütfen kırtasiye temamızı bastırmasın yani daha fazla kitap olmasın diye belirtmiştim.
Kitabıma geçecek olursak: Derin Kitap Yayınlarından çıkmış olan ve Mark Boyle’nin yazmış olduğu “Mete-lik-siz” adlı kitap 210 sayfa. Benim şu anda kapağı çok hoşuma gitti, okuyacağım zaman konusunun da hoşuma gideceğine inanıyorum. (Kapakta paradan yapılmış balık var.)

Sevgili Bifincankahve’nin bana gönderdiği not defterlerinden ilki kedi temalı ve iç kısmı çizgili (Çizgili defterler bayılırım.) ve Mikro marka.


İkinci not defterim benim çok ama çok hoşuma gitti. İçi her ne kadar kareli olsa da dışı beni benden aldı diyebilirim. (Dış yüzeyinde eski telefonlar ve hangi yıla ait oldukları yazıyor.) Bu arada not defteri Meteksan marka.

Stickerlarıma geçecek olursak. İki paket stickerım var ve Rubenis markalılar. Birinde müzik aletleri yer alıyor ki bende aynısını ilk kırtasiyeleşme etkinliğimde sevgili Nur Böjük’e hediye etmiştim. İkinci Stickerım ise kirpi ve yıldız şeklinde, dokulu bir sticker. Benim çok ama çok hoşuma gitti diyebilirim.

Bundan sonraki ürünlerim işte bu küçük, çıtçıtlı, şeffaf dosyanın içinden çıktı. Hep büyüğünü görüyordum bu dosyanın, hatta bir tanede ben almıştım ama şimdi küçüğüne sahip olunca küçük evraklarımın ne kadar çok olduğunu anladım.

Kalemlerim koyu yeşil ve kırmızı rengindeler. İkisi de Faber Castell markasının Grip Finepen 0,4 serisine aitler.


Bu ayraçtan ne kadar zamandır istiyordum. (Bende ayraç edinme hastalığı varda.) Birde bunların çubuğunu bulsam kendimde yapacağım böyle tip ayraçlar ama bir türlü bulunmuyor bu muayene çubuklarından.


Evet, ailemizin son üyesi ise beş renkli (Mavi, Açık Yeşil, Sarı, Pembe, Turuncu) post-it’im. MEMO markalı bu post-it’in her bir renginden 25 tane var.

Son olarak bana bu hediyeleri gönderen sevgili Bifincankahve’ye sonsuz teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Gerçekten birbirinden harika ve güzel şeyler göndermiş bulunmakta kendisi. Yazımı paketim geldikten bir gün sonra yazdığım için mutluluğu tam olarak aktaramadım. Lütfen beni affedin ve mutlaka Bifincankahve’nin bloğuna bir göz atın. Kendisi çok güzel konulara değinip okuyucuları için güncel kalıyor.


"Kayıp Gül"

Kitabın Adı: Kayıp Gül
Yazarı: Serdar Özkan
Yayın Evi: Timaş Yayınları
Sayfa Sayısı: 205
Tür: Dram, Gizem

Tanıtım Yazısı:

"Muhteşem bir öykü. Bu romanın yaptığı muhteşem. Denilebilir ki, bu romanın bizi birleştirmeye gücü var." 
TVA Televizyonu~Kanada

"Türklerin Küçük Prens'i tüm dünyayı büyülüyor." 
Helsinki Sanomat~Finlandiya

"Gerçek mutluluğu aramak üzerine ilham verici harikulade bir öykü." 
Magazin 2000plus~Almanya

"Büyük bir global başarı. Simyacı, Küçük Prens ve Martı?yı sevenlerin mutlaka okuması gereken bir kitap." 
Air Beletrina~Slovenya

"Kayıp Gül Doğu ile Batı arasında bir köprü." Vijesti - SIRBİSTAN ve KARADAĞ "Kayıp Gül hayatımda okuduğum en güzel öykülerden biri. Kitabı bitirdiğiniz zaman, kendinizi bir hediye almış gibi hissediyorsunuz. Ben öyle hissettim." 
Christine Michaud TVA Televizyonu~Kanada

"Çok başarılı, masalsı bir roman." Prof. Talât Sait Halman 
Bilkent Üniversitesi , Edebiyat Fakültesi Dekanı.


Yorumum

Altmış beşi aşkın ülkede kırk dört dilde çevrilmiş olsa da Serdar Özkan’ın ilk romanının acemiliği bariz bir biçimde belli oluyor. Sade bir dil kullanılan eserde aslında ilk başta karşımıza çıkan "Öndeyiş" kısmı bize direk sonu veriyor. Açıkçası okurken şunu söylemeliyim ki bir roman değil de bir fabl ve masal tadı aldım. Konusuna gelirsek; Diana’ya annesi ölmeden önce bir mektup bırakmış ve ölümünden sonra okumasını tembihlemiştir. Mektupta; Diana’nın Mary adında bir ikiz kardeşi olduğu ve aslında Diana’nın öldüğünü sandığı babasıyla başka bir ülke de yaşadığını öğrenecektir Diana. Mary de annesinin yaşadığını babasından öğrenmiş ve ona sürekli mektuplar yazmıştır. Ama Mary bir gün evden kaçmıştır annesinin mektubunda yazdığına göre. Şimdi Diana kardeşinin mektuplarında yazdığı gibi güllerle konuşmayı öğrenmek ve öğrenen kişiyi yani Mary’i bulmak için İstanbul'a gelir ve Zeynep Hanım’dan güllerle konuşma dersi alır.

Kitaptan Alıntı:

* “Görmek için sadece gözlerimi kullansaydım, kaybolurdum karanlık dünyanızda.” (Sayfa 50)

* “Zaman ileriye doğru akıp gittiği sürece, büyülendiğimiz ‘gelecek’ el değmemiş ‘geçmiş’ten başka bir şey değildir.” (Sayfa 81)


* “sevgi seveni küçültmez, büyütür.”
 Lütfen bizden yorumlarınızı esirgemeyiniz… 




Puanlama:


Bu Kapağa Bayıldım#17




Kendi Yapımım Kitap Ayraçları#3

Yeni aldığım deco bantları kitap ayracı yapmak için kullandım. Sizce de birbirinden güzel şeyler çıkmamış mı ortaya?












Kendi Yapımın Kitap Ayraçları#1 için Buraya

Kendi Yapımım Kitap Ayraçları#2 için Buraya