Stefan Zweig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Stefan Zweig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

"Bir Kadının Yaşamından 24 Saat"



Kitabın Adı: Bir Kadının Yaşamından 24 Saat
Orijinal Adı: 24 horas en la vida DE UNA MUJER
Yazarı: Stefan Zweig
Çeviren: Emir Ezer
Yayınevi: İnsankitap Yayınları
Türü: Dram
Sayfa Sayısı: 131
Satın Al: D&R

Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
Bir Kadının Yaşamından 24 Saat’te artık yaşlanmış olmanın cesaretiyle hayatının bir sırrını ifşa etmekten kendini alamayan kadının hikayesi. Tatil için geldikleri otelde tanışan bir gurup insanın sohbetleri ve güncel konuşmaları esnasında iki çocuğu ve kocasıyla tatile çıkmış bulunan madam Henriette’in ortadan kaybolması herkesi telaşlandırır. Oysa o kaybolmamış kaçırılmamış fakat orada tanıştığı genç bir Fransız’la ailesini geride bırakıp kaçmıştır.
Yıldız Ramazanoğlu

***

“Çoğu insanın muhayyilesi zayıftır. Kendilerine dolaysız dokunmayan, keskin ucu, sert bir şekilde duyularına kadar işlemeyen şey, onları hemen hemen hiç harekete geçirmez; fakat gözlerinin önünde vuku bulan, hissiyatlarına temas edecek en ufak vaka bile içlerinde haddinden fazla büyük bir ihtirası ateşler.”

Yorum 

“Hakikatin yarısının bir değeri yoktur, yalnızca tamamının bir kıymeti vardır.” (Sayfa: 31)

Allah’ım niye ben bu yazarı daha önce keşfedemedim? Gerçekten Stefan Zweig’in kalemine ba-yıl-dım. Yazar kitaba kendinden bir şeyler katıyor ve kendi de eserinde bir karakter oluyor. Bu arada sanki yazar hikayedeki kişiler gerçekmiş gibi isim vermek yerine Mrs. C veya önceki okuduğum kitabında olduğu gibi (Satranç) Dr B gibi kısaltma isimler kullanıyor ki bu ayrıca bir gizem. Kitabın konusuna gelirsek eğer; yazarımız bir tatile çıkmıştır ve bu tatilde daha önce tanıştıkları çiftlerden birinin eşi kaybolur. Adı Henriette’dır. Herkes telaşlansa da, kadın kaybolmamış veya kaçırılmamıştır. Tam aksine, kendisi geç bir Fransız’la kaçmıştır. Herkes onu aşağılayarak söz etse de yazarımız bu duruma karşı çıkar ve herkesi eleştirir. Bunun üzerine Mrs. C’nin ilgisini çeker ve yazarımız odasına geldiğinde Mrs. C’den bir mektup bulur. Yaşlı kadın ona hayatının 24 saatlik kesitini ve sırrını anlatmak istemektedir. Yazarımız bunu seve seve kabul edeceğini ama, hikayesindeki tüm ayrıntıları gerçekten anlatmasını ister ve böylelikle Mrs. C’nin hayatından 24 saatlik bir kesiti okumaya başlarız. Bu kadının acaba nasıl bir sırrı vardır?

Puanlama:



"Satranç"



Kitabın Adı: Satranç
Orijinal Adı: Schachnovelle
Yazarı: Stefan Zweig
Çeviren: Yahya Kurtkaya
Yayınevi: İnsankitap Yayınları
Türü: Dram, Bilgelik,
Sayfa Sayısı: 130
Satın Al: Kitap Sahaf

Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
Satranç, bir anlamda Avrupa düşüne ve hümanizmaya yakılmış ağıttır. Ağıdı yakan da, yenilginin bayrağı gibi duran, bir çekip gitmeyle dünyadan ayrılmıştır. Hümanizmin güzelim evladı bir yeryüzü cennetini kuramamış, Avrupa denen düşünce Amerikanlaştırılmasıyla çözülmüştür. Şimdi Avrupa; üzerine kapanmış, kendinden gayrı olanla karşılaşmak dahi istemeyen kibirli, korkak, bencil “ben”dir. Kapılarını, kalbini, sofrasını kapatmış bir ben…
Amerikanlaştırılmış dünya, Zweig’in dahi ummadığı; daha çiğ, daha çirkin bir savaşın öznesidir şimdi. Zweig, cehenneme çevirdiği coğrafyalardan kaçanları uzağında, çok uzağında tutmakla yetiniyor.
Nihat Dağlı

***

Stefan Zweig 1881 yılında Viyana’da doğdu. Babası varlıklı bir sanayiciydi. Viyana ve Berlin’de eğitim gördü. Birçok ülkeyi dolaştıktan sonra Birinci Dünya Savaşı sırasında, Zürih’e geldi. Savaş karşıtı kişiliğiyle tanındı. 1919 – 1934 yılları arasında Salzburg’da yaşadı, 1938’de İngiltere’ye, 1939’da New York’a gitti, birkaç ay sonra da Brezilya’ya yerleşti. Avrupa’nın içine düştüğü duruma dayanamayarak 1942 yılında karısıyla birlikte intihar etti. Çok sayıda denemesi, öyküsü, uzun öyküsü ve romanı yanında, büyük bir ustalıkla kaleme aldığı yaşamöyküleriyle de ünlüdür.
Yorum

“Nasıl ki aşk için biri gerekliyse satranç için de bir eş gereklidir.” (Sayfa: 29)

O kadar güzel kitaplar vardır ki, Türkçe’de söyleyebileceğimiz ne kadar güzel kelime varsa da az gelir, karşılamaz söylemek istediğimizi. Bu kitap içinde aynen bu durum geçerli. Gerçekten kısa olmasına rağmen oldukça muhteşem bir kitaptı. Bu kitaptan gerçekten bir şeyler kazabilirsiniz ki, onu da söylemeden edemeyeceğim. Gelelim konusuna. Czentovic, ailesi erken öldüğü için yetim kalmış ve peder tarafından sahiplenilmiştir. Peder ona ne kadar bilgi verip, okula gönderse de beynine hiçbir şey girmeyen bir çocuktur. Yalnız bir gün satranç oynayan insanları gördüğünde ilgisi ister istemez oraya kayar. Bunu gören peder ona ilgi duyduğu şeyi verecektir ve o ileride ünlü bir satranç ustası olacaktır (olmuştur).
Hikayemiz burada yazarımızın bir gemi yolculuğuna çıkmasıyla başlıyor. Bu gemiye binerken kalabalık bir medya grubunun ortasında Czentovic’i gören yazarımız, bu satranç ustasının hayatını öğrenir ve onunla tanışmak ister ve acemice bir satranç turnuvası düzenler. İlk rakibi olan McConnor, yenilmeyi ve aşağılanmayı göze almayan biridir. İkisi birkaç el oynadıktan sonra oradan onları aşağılayarak bakan gözlerle bakan Czentovic geçtiğinde McConnor, Czentovic’e meydan okur ve aralarında ertesi gün bir turnuva başlar. Bu turnuvada ilk turu kaybeden yazarımız ve McConnor, ikinci tura gelindiğnde ise; adının Dr B olduğunu öğrendikleri kişinin yardımıyla berabere kalırlar. Asıl soru: “Bir şampiyonu yenilgiye uğratabilen bu kişi kimdir?” Bu kişi Czentovic’in de dikkatini çeker ve ona meydan okur. Böylelikle hikayemiz başlar.
Puanlama: