Elife'den Gelen Kitap Ayraçlarım#1

Evet. Sevgili Elife bana geçen hafta hediye gönderirken içinde de 20 adet ayraç göndermişti. Bende siz değerli okuyucularıma bu ayraçları dört hafta boyunca beşer beşer yayınlayacağımı yazımda belirtmiştim. Hazır haftanın ilk günüyken de ayraçlarımın ilk beşini yayımlayayım dedim. Ama öncelikle sevgili Elife ablamın 365 Günlük adlı bloğu için Buraya tıklayın.

İlk ayracım sizinde tahmin ettiğiniz gibi bir çini motifi. (İznik Çinisi) Benim gerçekten çok hoşuma gitti.


İkinci ayracımda yine bir çini motifi ama arka tarafında nereye ait olduğu yazmadığından bilemiyorum. Gerçekten çok güzel bir sümbül çiçeği motifi var üzerinde.


 Üçüncü ayracımda da yine bir çini motifi var.
Ebruli desenli bu kitap ayracını çok sevdiğimi yazmıştım, sevgili Elife ablacım kitap ayraçlarını tanıtırken, sağ olsun kendisi bana göndermiş ve gerçekten beni çok ama çok mutlu etti. Bu arada bu ayraçtan almak isteyenler için ayraç Keskin Color markalı. 

Galata Kulesi temalı bu ayraç benim gerçekten çok hoşuma gitti. Bazen anlayamıyorum kendimi. Hani İstanbul’da yaşamayan biri İstanbul’a hayran olsa neyse ama İstanbul’da yaşayıp da İstanbul’a hayran olmak…



Tüyap Kitap Fuarı ~ İstanbul

Bu yıl 31'incici düzenlenecek olan Tüyap Kitap Fuarı çok yakında açılıyor. Bu yıl aklımda ne kadar çok kitap var anlatamam. Ama benim için öncelik fiyat olduğu için bilemiyorum ne olacak. Açıkçası bu benim ikinci Tüyap gezim olacak. Ben ayın 24'ünde cumartesi günü gitmeyi düşünüyorum. Eğer katılamayan ama kitap almak isteyen arkadaşlar olursa istediklerini parasını önceden ödemeleri koşuluyla alabilirim ve kargoda kendilerine ait olur. Eğer olumlu yaklaşan olursa orsselim@gmail.com adresine veya yorum formuna mesaj bıraksın.


"Bi Dolu Mutluluk Geldi Bana"

Mutluluk artık benim için iki kelime oldu: “Kargon Geldi”. Gerçekten de öyle. Annem ne zaman ki kapı çaldığında camdan bakıp “Kargo geldi.” diyor, işte o zaman benim için en büyük mutluluk yaşanıyor. Mutluluk bu sefer yakında ki birinden, sevgili Elife ablamdan geldi. Kendisinin 365 Günlük diye çok güzel bir bloğu var ve takip etmenizi şiddetle tavsiye ederim. Kendisi benim için yaratanın cennetinden sonra ikinci cenneti kapıma göndermiş. Daha fazla başınızı şişirip sizi soğutmadan hemen hediyelere ve dolayısıyla mutluluğumun kaynağına geçeyim.

Öncelikle olmazsa olmaz toplu bir resim.

Sevgili ablacım bana birbirinden güzel iki kitap göndermiş. Şu anda sevgili Yüreğimin İklimi’nin bana göndermiş olduğu son kitap olan “Ölüm Adası”nı okuyorum. Biter bitmez hemen bu kitapları okumaya başlayacağım.

İlk kitabım; Paul Cleave’in yazmış olduğu ve Pegasus Yayınevi’nden çıkan “Temizlikçi” kitabı. Kitap 456 sayfa. Konusu itibariyle e2 kanalında yayınlanan “Dexter”ı anımsatıyor.

İkinci kitabım ise; Zeki Bulduk’un yazmış olduğu ve hayykitap yayınlarına ait “Müstesna Deliler Albümü” adlı kitap. Kitap 107 sayfa.

Bir kitap tabi ki kitap ayraçsız olmaz. Sevgili ablacım kitap ve kırtasiyeden sonra ayraç delisi olduğumu bildiği için ayraçları pakete doldurdukça doldurmuş. Şu anda bu ayraçları detaylı olarak yayımlamıyorum. Zaten yayımlasam da yazı uzadıkça uzar. Her hafta beş adet yayımlayıp durmadan Elife ablamın sitesinin reklamını yapmak istiyorum.

Stickerlarım gerçekten çok güzel. Hele o çiçek perisine bayıldım. Bu kadar Sticker’ı ne yapıyor diyenler için; kolaj defterimde kullanıyorum.

Soğuk kış ayının vazgeçilmezi salebimde var. (Yemekteyiz Programı gibi oldu biraz.) Tabii artık yok ama neyse. Siz anlayın artık nasıl yok olduğunu.
Onas marka, açık yeşil, mini bir note book. Gerçekten rengine ve içinin çizgili olmasına çok bayıldım.

Bu renkli kalemler bana ilkokul yıllarımı anımsattı. Kalemde yedi renk mevcut. (Açık Mavi, Koyu Mavi, Lila, Kırmızı, Turuncu, Sarı, Yeşil)

Son hediyelerim ise bu birbirinden güzel beş kurşun kalem. Gerçekten dış yüzeyleri çok güzel ve hepsi Faber Castell marka. Baştaki, dış yüzeyi siyah olan kurşun kalemin ayrıca şöyle bir özelliği var ki dört rengi (Sarı, Lacivert, Kırmızı, Yeşil)  aynı anda kullanabiliyorsunuz. Aynı ebruli ip gibi…

Bana bu güzel hediyeleri gönderen o özel kişiye sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. İyi ki de kitaplaşma vesilesiyle tanışmışız. Kendisine gerçekten çok ama çok teşekkür ederim. Bloğunu mutlaka takip etmenizi öneririm. Kendisi kağıtlardan bir takım şeyler (Bayram Kartı, Ayraç) yaparak harikalar yaratıyor.


"Limos"

Kitabın Adı: Limos
Orijinal Adı: Immortal Rider
Yazarı: Larissa Ione
Çeviren: Burcu Çelik
Yayın Evi: Arunas Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 463
Tür:  Fantastik  Macera, Gerilim, Cinsellik
Seri: Mahşerin Dört Atlısı Serisi II.Kitap


Tanıtım Yazısı:
Mahşerin Dört Atlısı'ndan Limos'a merhaba deyin. O bir dişi. Ama bildiğiniz dişilerden değil. Ölümsüz, savaşçı, tutkulu, inatçı ve geçmişi sırlarla dolu bir dişi. R-XR askeri olan Arik Wagner, Limos'un cazibesine karşı koyamayıp onu öper. Fakat bunu yaparken Limos'un nişanlısı Satan'ı çok kızdırdığını ve cehennemde işkence dolu günler geçireceğini bilmez. Limos ise binlerce yıldır özlemini duyduğu şeyleri bulduğu Arik'i kurtarmak için tüm dünyayı karşısına alarak kardeşi Salgın ile bir anlaşma yapar. Fakat bu anlaşmanın başına neler açacağından habersizdir.Limos ve Arik'in tutkularını gözler önüne seren, geçmişteki sırların ortaya çıktığı bu sürükleyici efsaneyi ellerinizden düşüremeyeceksiniz.


Yorumum:

“Mahşerin Dört Atlısı” adlı bu serinin ikinci kitabında da ilk kitabında olduğu gibi cinsellik yeniden ön planda. Düşünüyorum da bir yazar hemde bayan bir yazar böyle iğrenç şeyleri nasıl yazabiliyor, pes doğrusu.  Bunun haricinde kitaba bakacak olursak; gerçekten macera ve gerilim yüklü bir fantastik dünya ve her sayfada kendini çekiyor. Kitabın asıl karakteri olan Limos, yer altı şeytanı Lucifer’den sonraki en büyük kötülük olan Satan ile nişanlıdır. Yalnız yeraltına tekrar dönüp o şeytanla evlenmek istememektedir. Bunun içinde hem mührü kırılmamalı hem de bekaretini koruyup biriyle birlikte olmamalı. Ancak Ares(Savaş) ve Cara’nın düğün töreninde Aegis üyesi olan (Şeytan öldürücüler) Arik Limos’u öper ve ayaklarının altındaki toprak yarılarak Arik cehenneme çekilir ve cehennemde türlü işkenceler görür. Eğer şeytanlardan birine “Limos” derse hem kendisi ölecek hem de Satan’ı aldatmış sayılıp onunla evlenmek zorunda kalacaktır. Ama Arik asla “Limos” adını ağzına almaz ve bir gün cehennemden kaçmayı başarır. Kaçarken de Limos’un Salgın’a dönüşen kardeşi Reseph onun ruhu üstünde hak iddia etmek için kanını zorla Arik’e içirir. Limos Arik’i bulur ve kurtarır ancak Arik ölürse ruhu Salgın’ın olacaktır ama Arik kendini hayla cehennemde sanmaktadır ve Limos’un ona yardım etmesine izin vermez.Kısacası kitaba genel anlamda bakacak olursak çok güzel. Eğer fazla cinsellik olsa da ben okurum diyorsanız tavsiye ederim. Ben şayet serinin üçüncü kitabı çıkarsa almayı düşünüyorum. Ayrıca bana bu serinin ilk iki kitabını hediye eden Yüreğimin iklimine çok ama çok teşekkür ediyorum.
Lütfen yorumlarınızı bizden esirgemeyin...



Puanlama:


"Geniş Zamanlar"

Kitabın Adı: Geniş Zamanlar
Yazarı: Ayşe Kulin
Yayın Evi: Everest Yayınları
Sayfa Sayısı: 114
Tür: Dram, Yaşanmışlık

Tanıtım Yazısı:
Tanrının sonunda bana acıdığını ve yardım etmeye karar verdiğini düşünmem için sebeplerim var. Kocam elini bile sürmüyor bana. Yanıma yaklaşmıyor, yüzüme bakmıyor. Ayrı odalarda yatıyor, karşı karşıya gelmemeye gayret ediyoruz. O sabahın erken saatlerinde, mutfak masasına hazırladığım kahvaltısını tıkınıp çıkıp gittikten sonra, büründüğüm kara çarşafı fırlatıp atıyorum evin bir köşesine. Yatağıma dönüyorum, her bir anını, ellerimi incecik bir ipek üzerinde dolaştırır gibi özenle okşayarak, severek, hasretle titreyerek düşündüğüm on yılıma geri gitmek için. Gözlerimi yumup, yeniden yaşamaya başlıyorum.


Yorumum

Ayşe Kulin muazzam bir yazar. Yazdığı her öyküyle insanı yaşanmışlağa, bozuk düzene ve köy yaşamına doğru yaklaştırıyor. Bu benim okuduğum ikinci Ayşe Kulin kitabıydı ve şunu söylemeliyim ki asla son olmayacak. Ayşe Kulin, “Geniş Zamanlar” adlı eserinde bize bozuk düzeni ve kadına karşı şiddeti çok güzel anlatıyor. Altı öykülük bu kitabın ilk üç öyküsü aslında tek bir hikayeyi üç ayrı gözden aktarıyor.
“Geniş Zamanlar” bölümünde Zehra’nın ölümünü eski patronu ve manevi ablasından öğreniyoruz.“Dar Zamanlar” bölümünde Zehra’nın ölümünü Zehra’nın gözüyle ve cümleleriyle öğreniyoruz.“Son Zamanlar” bölümünde ise; Zehra’nın ölümü aşırı dinci kocası, yani katilinin gözünden görüp katilinin cümleleriyle öğreniyoruz.

“Masteknomi” adlı öykümüzde meme kanseri olan karakterimizin yaşadığı bunalımları ve ameliyattan önce memesini kaybedecek olmanın onu ne kadar korkuttuğunu öğreneceğiz.

“Çıkmaz Sokakta Yürümek” adlı öykümüze gelindiğinde ise; bir köye gidip düşük yapan bir bekçi karısının yaşadığı zorluklarını ve bozuk devlet düzenini işveren kadının gözünden göreceğiz.

Son öykümüz “Spassibo İstanbul”a gelindiğinde ise, savaş sırasında Beyaz Rusya’dan kaçıp İstanbul’a gelen ve İstanbul’a aşık olan balet Lydia Krassa Arzumanova’nın hayatını kendi dilinden bir gazetecinin gözüyle okuyoruz. (Gerçekten yaşamış bir şahsiyettir Leyla Arzuman.)

Tek kelimeyle farklı farklı kültürlere gidip farklı farklı öyküler okumak isteyen tüm okurlara tavsiye ederim.
 Lütfen bizden yorumlarınızı esirgemeyiniz… 


Puanlama: