"Güzel Şeytan"



Kitabın Adı: Güzel Şeytan
Orijinal Adı: A Beautiful Evil
Yazarı: Kelly Keaton
Çeviren: Melis Özben
Yayınevi: Dex Yayınları
Türü: Fantastik, Mitoloji, Macera, Gerilim
Sayfa Sayısı: 242
Seri Adı: Karanlığın Kızı / Tanrılar ve Canavarlar II.Kitap
Satın Al:SATIŞI YOK MAALESEF

Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
VAZGEÇİLMEZ BİR GÜÇ, KAZANILMASI GEREKEN BİR SAVAŞ.

Karanlığın Kızı’nın sonundaki korkunç mezarlık savaşından sonra Ari ve arkadaşları neyle karşı karşıya olduklarının farkındalar. Ari’nin başında Medusa laneti var ve bir gün dönüşeceği şey kabuslarına giriyor. Daha da kötüsü, tanrıça Athena küçük Violet’i kaçırdı ve şimdi Ari’yi yok etmekle tehdit ediyor.

Ari, gözlerini ayıramadığı Sebastian ile birlikte Athena hakkında öğrenebileceği kadar çok şey öğrenmenin ve Violet’ı kurtarmanın peşinde. Fakat iyilikle kötülüğün savaşı düşündüğünden çok daha büyük çapta. Bugüne dek hayal bile edemediği kadar dehşetengiz bir dünyaya çekiliyor yavaş yavaş.

Karanlığın Kızı ikinci kitapla devam ediyor.
Bir kez daha mitoloji ve kötülük, bugünkünden çok farklı bir New Oreans’ta kol gezmeye devam ediyor.
Yorum

Karanlığın Kızı Ari’nin macerası kaldığı yerden devam ediyor. İlk kitabını iki yıl önce (11.06.2014) okumuş olduğum kitap maalesef aklımda unutulmaya yüz tutmuş diyebilirim. Yazarımızda bu konuda kitaba başlarken serinin birinci kitabına pek değinmediği için açıkçası benim için kitabı anlamak ve içine girmek oldukça zor oldu diyebilirim. Yalnız genel olarak ilk yüz sayfa durgun olsa da, daha sonra kitabın oldukça tempolu ve hayallerimde canlandırdığım bir şekilde ilerlediğini söyleyebilirim. Kitabın yazarı sanki bendim yani. Bu arada serinin üçüncü kitabı maalesef yayımlanmamış durumda veya Türkçeye kazandırılmamış. Konusuna gelirsek eğer;
(Serinin ilk kitabını okumayanlar için Spoiler içerebilir!)
Ari, Medusa soyundan gelmektedir ve 21 yaşında taşa dönüştürme laneti aile mirası olarak ona kalacak tek şeydir, ama aynı zamanda Perseus soyundan geldiği için bu yeteneğini ister istemez ortaya çıkmaktadır ve bu durum lanetin asıl kaynağı Athena’nın da ilgisini çeker ve Bilgelik Tanrıçası Athena, onu ele geçirmek için elinden gelen her şeyi yapar tabi, Ari’de ona karşı çıkıp Athena’nın elinde tutsak olan babasını ve arkadaşı Violet’i kurtarmak için elinden geleni esirgemeyecektir.
Serinin kitabını beğenerek okuduğumu hatırlıyorum ama dediğim gibi ilk kitabı okumamla bu kitabı okumam arasına o kadar uzun bir ara girdi ki, maalesef bu durum kitabı bir tık aşağıya çekti. Yine de cadıları, tanrıları, mitleri, gorgoyları seviyorsanız, kısacası fantastik, mitolojik kitapları seviyorsanız bu kitabı kaçırmayın derim.

Puanlama:

Serinin ilk kitabı hakkındaki yorumum için BURAYA tıklayınız.


"A'mak-ı Hayal"



Kitabın Adı: A’mak-ı Hayal
Yazarı: Filibeli Ahmed Hilmi
Yayınevi: İnsan Kitap Yayınları
Türü: Tasavvuf, Din
Sayfa Sayısı: 285
Satın Al: D&R

Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
A’mak-ı Hayal, Raci’nin “nokta olduğunu” fark edip, noktadan Merkez’e akacak bir yol arayışına girmesinin hikayesi ve “aşağı” ile “yukarı” arasındaki meydan muharebesinin bir sonucudur. İnsan bu arayışta, “aşağı” olana kayıtsız şartsız teslim olmak üzere, kötülükle türlü savaşlara girer. Her insan, bir halife olması itibariyle bu hakikati aramaya yazgılıdır! Her fert için şekillerde ve farklı zamanlarda ortaya çıksa da, susuzluğun, ayrılığın ve de anayurttan kopuşun kendisine hatırlatacağı bir zamanın gelmesi mukadderdir. A’mak-ı Hayal, bu mukadder yolculuğun hikayesidir.
Enver Gülşen

***

“-Azizim, kamil insanlardan olduğunuz aşikar. Fakat kemalatınızı bu garip kıyafet altına gizlemenizin sebebini anlayamıyorum. – Halbuki bu pek basittir, dedi Aynalı Baba. Kahveyi pişirerek fincanımı doldurduktan sonra:
-Herkes süse meraklıdır ve bu yüzden para sarf ederek türlü türlü elbiseler yaptırıyor. Ben de bu şekil elbiselerden hazzediyorum.”
A’mak-ı Hayal’den…

Yorum 

“Azizim, insanlar mantığı, ne dediklerini temyiz etmek için değil, her dediğini mantığa uydurmamak için icat etmişler!” (Sayfa 139)

Aralık ayının ilk kitap yorumundan Merhabalar,
Türkiye’den gelmeden hemen önce İnkilap Kitapevi’nden almış olduğum cep boy “Doğu-Batı Klasikler Seçkisi” serisinin nihayetinde elimde bulunan son kitabını da bitirmiş bulunmaktayım. Diğerlerine nazaran bu kitabı okurken baya zorlandım. Zira bilmediğim oldukça fazla kelime vardı ve açıklama bölümünde bazen bir sözün anlamı iki sayfa yazılmıştı. Ama genel olarak bakarsak oldukça beğendiğim ve severek okuduğum bir kitap oldu diyebilirim. Konuna gelirsek eğer:
Raci, bu evrende kendinin bir nokta olduğunu fark eder ve özünü arama yolculuğuna çıkar. -Nokta dediğime bakmayın çünkü; Raci adeta bir ruh gibidir ve özünü arayış esnasında kendini çeşitli insanların bedeninde bulacaktır.- Bu özünü arayış yolculuğu onu Buda’nın, Zerdüşt’ün, Adem’in , Aynalı Baba’nın ve nicelerinin karşısına çıkarak ve kah bir savaşçı, kah bir bey, kah bir prens olacaktır. Kısacası bu özünü arayış yolculuğu oldukça uzun sürecektir. Bazen de bizi Leylalı Mecnun ile Leylasız Mecnunlara götürecektir. Kısacası varın siz bu kitabı bir okuyun derim.

Puanlama:


"Bir Delinin Güncesi"



Kitabın Adı: Bir Delinin Güncesi
Yazarı: Aslı Erdoğan
Yayınevi: Everest Yayınları
Türü: Yaşantı, Dram, Haber, Günce, Deneme
Sayfa Sayısı: 166
Satın Al: D&R

Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
Merkezin, tüm merkezlerin dışına kaçan, yalnızca kendi çekim alanlarında savrulan, sık sık kendi kara deliklerine düşen yazılardı bunlar. Hayatta her şeyi acemice yapan, ölçü ve stratejiden anlamayan, bir türlü “dediğim dedik” (köşe yazarlarına çok yakışan “kodum mu oturturum!” tavrı) olamayan, travmalarını fazlaca ele veren birinden beklendiği gibi…
Aslı Erdoğan

Yorum

Aslı Erdoğan’ın yazmış olduğu “Bir Delinin Güncesi” adlı kitabını okurken aynı okumuş olduğum “Mucizevi Mandarin” kitabındaki gibi ikilem arasında kaldım. Bu ikilemim ise tamamen yazar yüzünden. Yazar bir şeyleri gün yüzüne çıkarıp yüzümüze çarpıp gözümüze mi sokmak istiyor yoksa, provokasyon mu yapmak istiyor tam olarak anlamış değilim. Belki bunda son günler ve kitabın yazarının da şu anda cezaevinde tutuklu bulunmasının da bir etkisi vardır, bilemiyorum. Yazarımız bu kitabında 80’li yıllara, öncesine ve 90’lı yıllara bolca değinerek cezaevlerinde bir bahane üreterek işkence uygulanan mahkumların sesi oluyor ve o mahkumların ailelerinin de neler yaşadığına değinmeden edemiyor. Bu yazıların hepsi aslında yazarımızın köşe yazılarından alınmış zannedersem. Çünkü belli bir arşiv sırası ile olaylar birbirini takip ediyor. İçimi sızlatan ve lanet ettiğim yazılara şahit oldum ama, okuyup okumamak konusunu size bırakıyorum. Eser deneme, günce nasıl derseniz öyle yazılmış.

 Puanlama:

~Alıntılar~

“İnsanın içindeki her şey hayvandır ama hayvanın içindeki her şey insan değildir.” (Sayfa 66 – Çin Atasözü)

“Bir eliyle öldürürken, diğer eliyle gözünü kapayan tek canlıdır insan” (Sayfa 68)

“ Sonuç’ta değil, Yol’dadır Erdem.” (Sayfa 69)

“Yazan herkese sorulur: Neden yazıyorsun? Kolayca kabul gören yanıtlar şunlardır: Bu bir yaşama biçimi –varoluş biçimi- varoluş mücadelesi. Benim “ezberim” ise şöyle: Kendi sesimi duymak için.” (Sayfa 77)

“Kabala’nın söylencelerinden birini, Meyrink’in romanına konu olan Golem’i biliyor musunuz? Tanrı ilk toprağa üfleyerek can verir ve ilk Golem’i, Adem’i yaratır. Eğer bir haham Tanrı’nın gizli adını çamurdan bir insan heykelciğine söylerse, heykel canlanıp Golem’e dönüşür. Bir yoruma göre, Golem’in alnında EMET yazılıdır, yani GERÇEK. İlk harf silinirse, MET olur, yani ÖLÜM.” (Sayfa 93)


Ben ve Yeni Bir Kitap || Rotasız Seyyah: Yol Hikayeleri

Herkese uzun bir aradan sonra tekrar Merhabalar.

Bu kadar ara vermiş olmamın sebebi şu aralar okul ve ödevlerden başımı kaşıyamayacak durumda olmam. Roman yerine şu aralar çoğunlukla ders kitabı okuyorum ve bu yüzden buradan ziyade daha çok İnstagram hesabımda aktif olabiliyorum.

Şu aralar Çince kursuna yazılmak gibi bir durum söz konusu. 6 aylık ücreti de sadece 400 TL olunca yemede yanında yat ama, bu benim şu anda elimde olan tek para ve bir dahaki KYK bursuma kadar  (8 Kasım) bu parayla idare etmem gerektiği için şu anki durumum askıda. Bu arada okulda İngilizce (Beginner Seviyesi) ve Rusça dersleri alıyorum.


Bunun dışında yine ben Kırgızistan'dayken gelen müthiş bir haber: Rotasız Seyyah - YOL HİKAYELERİ kitabı. Sosyal medyadan Rotasız Seyyah adıyla takip ettiğim Mehmet Genç, kısa süre önce bir kitap yayımlamak istediğini ve yayınevi aradığını belirtmişti. Bende hemen Ephesus Yayınları'nın kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni olan Mustafa Güneş'e bu durum hakkında bilgi verdim ve hoop... Kitap çok yakında yayınlanıyor. Çok sağolsunlar herkesten önce bana kitap kapağının görselini bile gönderdiler görmem için ama, onlar duyuru yapmadan önce sizinle paylaşmam hoş olmazdı. Bu arada bu kitap Ephesus Yayınlarının "Ephesus Travel" etiketi altında çıkan ilk kitabı olma özelliği de taşıyor.
Bu da benim İnstagram hesabım için hazırladığım Görsel:


Yazarımızın İnstagram hesabına BURADAN ve Facebook hesabına BURADAN ulaşabilirsiniz...
 
Evet, bir hafta böyle geçti. Aslında arkadaşlarımla birlikte çok güzel geleneksel yemekler yapan bir restorana gittik ama, onun yazısını da ilerleyen saatlerde NOTTA KALMASIN adlı kişisel blogumda bulabilirsiniz veya merak edenler diğer İnstagram hesabıma lütfen! 
Evet siz neler yapıyorsunuz bakalım? Bu ay 3 seriden oluşan bir kitap okuma hedefi koymuştum kendime ama olmadı. Siz bu ay rahat kitap okuyabiliyor musunuz? Bu arada Kırgızistan'da sabah yağmur yağdı ve ardından lapa lapa kar yağmaya başladı ve şiddetli bir şekilde yağmaya devam ediyor. Do-nu-yo-rum!


"Eylül'de Neler Okudum?"

Herkese Merhabalar,
Bir ayı geride bırakırken yoldaşım olarak yanımda bulunduğunuz ve yorumlarınızı esirgemediğiniz için öncelikle çok TEŞEKKÜR EDERİM.

Eylül ayını maalesef beş kitapla kapatmış bulunmaktayım. Maalesef diyorum ama, okuduğum kitapların hepsi de birbirinden güzel ve tavsiye edebileceğim kitaplar.


Evet okuduğum kitaplar bunlar. Sıralayacak olursam da, şöyle:

1) Serenad - Zülfü Livaneli (481 Sayfa)
2) Mantıku't - Tayr - Feridüddin Attar (475 Sayfa)
3) Satranç - Stefan Zweig (130 Sayfa)
4) Bir Kadının Yaşamından 24 Saat - Stefan Zweig (131 Sayfa)
5) Küçük Prens - Antonie de Saint Exupery (141 Sayfa)

Toplamda 1358 sayfa okumuşum. Aslında beş dilde (Kırgızca, Türkçe, Rusça, İngilizce, Latince) eğitim gördüğümü düşünürsek çok iyi bir sayfa sayısı değil mi sizce de? Bu ay siz neler okudunuz? Benimle paylaşmayı unutmayın lütfen!