"Kabus"



Kitabın Adı: Kabus
Yazarı: Romain Gary, L.F., Ron Holmes, Septimus Dale, John Burke, Basil Cooper, Sheridan Le Fanu
Çeviren: Seyhun Kıpçak
Yayınevi: Kum Saati Yayınları
Türü: Korku-Gerilim, Bilim-Kurgu, Gotik
Sayfa Sayısı: 160
Satın Al: D&R


Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
Boğuk bir haykırışla, uzandı ve tüylü yarasayı hırpaladı. Yarasayı uzağa savurdu. Yarasa Jules’a doğru kanatlarını çırparak yüzüne hava savurup geri geldi. Jules sendeleyerek ayağa kalktı. El yordamıyla kapıyı aradı. Güçlükle görebiliyordu. Boğazının kanamasını durdurmaya çalıştı. Kapıyı açmayı başardı. Ardından, sendeleyerek karanlık bahçeye çıkıp ince uzun otların üzerine yüz üstü yığıldı. Yardım istemek için bağırmayı denedi. Dudaklarından değil birkaç cümle, hiçbir ses çıkmadı. Yarasanın kanatlarını çırptığını duydu. Birdenbire, her şey bitti. Güçlü parmaklar Jules’u yavaşça kaldırdı. Jules gözleri kapanırken, gözleri yakut gibi parlayan uzun ve karanlık “adamı” gördü.


Yorum 

Hiç okuduğunuz kitaptan anlamadığınız bir şey oldu mu? Ya da, size hiçbir şey katmayan bir kitap? Şu anda o durumdayım. Açıkçası kısa-kısa hikayeler olsa da, ben bu kitaptan genel olarak hiçbir şey anlamadım. Ha, delilik üzerine kuruluydu, onu söyleyebilirim. Genel olarak aklımda kalan bir tek hikayesi vardı güzel olan. Konu olarak içerisinde vampirler yoktu, ama yine her türlü mahlukat vardı. Kediler ön plandaydı bu kitapta. Zaten, yazım hatalarına söz etmiyorum almış başını gitmiş. Kısacası, 10 hikayeden sadece biri hoşuma gitti. Puanlamak istesem buçuk vermem gerekir, ama öyle bir seçeneğim olmadığı için 1 diyelim mi?

Kitaptan Kareler


 
Puanlama:


"Kanımı İç"



Kitabın Adı: Kanımı İç
Yazarı: Mary Elizabeth Branddon, Mary E. Wilkins-Freman, M.R. James, Bram Stoker, Frederick Cowley, E.H. Heron, Eric-Kont Stenbock, Johann Ludwig Tieck, Luigi Capuana, Edgar Allen Poe
Çeviren:  Çağlar Aydınoğlu, Seval Ogan
Yayınevi: Kum Saati Yayınları
Türü: Gerilim, Bilim-Kurgu, Korku, Gotik
Sayfa Sayısı: 222
Satın Al: D&R

Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
Herbert, yüzünde şaşkın bir ifade ile yarayı dikkatle inceledi
“Bu sivrisinek ısırığı değil ki,” dedi.
“Evet, öyle – tabi Cap Ferrino’da yılan varsa bilmem.”
“O ısırık falan değil ki. Benimle dalga mı geçiyorsun sen. Bayan Rolleston – siz o sefil ve alçak İtalyan şarlatanın kanınızı almasına izin vermişsiniz. Modern Avrupa’nın yetiştirdiği en büyük adamıda böyle öldürmüşlerdi. Ne kadar da aptalsınız.”
“Ben hiç kan vermedim, Bay Stafford.”
“Saçmalık! Diğer kolunuza da bakayım. Başka sivrisinek ısırığı var mı?”
“Evet, Doktor Parravicini çok narin bir cildim olduğunu, bu yüzden de zehirin beni başkalarına oranla daha fazla etkilediğini söylüyor.”
Yorum 

Yine vampir temalı gotik öykü derlemeleriyle karşınızdayım. Vampirlere taktığımı veya Kum Saati Yayınları’ndan bana gönderilen kitaplar olduğunu düşünmeyin sakın. Sadece Kırgızistan’dan döndükten sonra okumaya bir yerden başlamak istediğim için elimdeki bu ikinci elciden daha önceden almış olduğum gotik edebiyat serisine başladım. Serinin daha okunmayı bekleyen iki kitabı var.
Kitaba gelirsek eğer; genel olarak hayvanlar üzerine kurulmuş kitapta kandan bol bir şey yoktu diyebilirim. Kedi, yarasa, sivrisinek, orangutan. Kısacası, ne ararsanız vardı. Bu arada kitaptaki üç – dört  bölüm bir önceki okuduğum kitapta olduğu için direk okumadan geçtiğim için kitap çabuk bitti. Kitabın adındaki “Kanımı İç” hikayesi de, bir önceki kitapta vardı, ama bu kitapta yoktu ki, bu da, manidar. Adger Allen Poe’nun “Morg Sokağı Cinayeti” hikayesi de, bu kitapta yer alıyordu ve gerçekten beğendim. Genel olarak kitap güzeldi, ama birkaç belirsiz hikaye kitabı bozdu diyebilirim. Okuyup, okumama durumunu sizin taktirinize bırakıyorum.
Kitaptan Kareler

"de nier ce gui est, et d'expliquer ce r'est pas" (Elde olmayanı açıklamak için elde olanı inkar etme.)
Edger Allan Poe -Morg Sokağı Cinayeti ("Kanımı İç" kitabı -Sayfa:209)
Puanlama:


"Dracula'nın Konuğu"



Kitabın Adı: Dracula’nın Konuğu
Yazarları: Bram Stoker, Steven Utley, Frederick Cowley, Richard Motheson, Charles Beaumont, Jean Ray, Ernest Vicek, E.H. Heron, Johann Ludwig Tieck
Çeviren: S. Halit Kakınç, Gönül Suveren
Yayınevi: Kum Saati Yayınları
Türü: Gerilim, Bilim-Kurgu, Romantik, Gotik
Sayfa Sayısı: 168
Satın Al: BKM Kitap

Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
Gözlerimle karanlığı delmeye çalıştımsa da, masanın altındaki ve köşelerdeki gölgeler siyah, bilinmez ve korkutucu görüntülerini korudular. Karanlık, koku ve mobilyalar, insanı bunaltan ürkütücü bir gerilim yaratıyordu. Köşede bir şey kımıldadı…
Yorum 

Ve yine bir, gotik edebiyat türüyle karşınızdayım. 9 yazardan 10 vampir hikayesinin bulunduğu bu karma kitapta vampirlerin her türüne değinilmiş diyebilirim. Ölümsüz vampirlerden, mumyalanmış vampirlere, yeniden canlandırılıp vampir olan bir hikayeden, vampir olmak istemeyen bir vampirin hikayesine kadar. Özellikle ben şu sonda bahsettiğim vampire dönüştürülüp vampir olmaya alışamayan, vampir olmak istemediği için psikologa giden vampirin hikayesinde baya bir güldüm. Gerçekten komikti. Hatta kısa bir pasaj vermem gerekirse:
   “Tıraş olurken boğazımızı kesmemiz an meselesidir, ayna olayını biliyorsunuz: yansımamız yoktur, yan komşu sarımsaklı bir yemek yaptığı için nalları dikebiliriz. Ya da bize bir damla akan su gösterin ve neler olduğunu görün. Göz kapaklarımıza vururuz. Ya da gümüş kurşunlar. Gün ışığı, canına yandığımın! Şafak vaktine kadar tabuta girmezsem, o zaman bir kibrit gibi sönerim. Ya da bunları alın.
   Dişlerimiz dökülmeye başladığında bize ne oluyor sanıyorsunuz? Soldaki bu dişimi herhalde altı kere dolgu yaptırdım. Dişçi, aklım varsa hepsini çektirip, güzel bir takma diş yaptırmamı söylüyor. Elbette. Beni, birisinin boğazını bir çift takma dişle parçalama çalışırken düşünebiliyor musunuz?”
Kesinlikle bu kısa hikaye için bile bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.
Kitaptan Kareler



Puanlama:


"Karanlıklar Prensesi Vampir Carmilla"



Kitabın Adı: Karanlıklar Prensesi Vampir Carmilla
Orijinal Adı: Carmilla
Yazarı: J. Sheridan Le Fanu
Çeviren: Deniz Akkuş
Yayınevi: Kum Saati Yayınları
Türü: Gerilim, Bilim-Kurgu, Romantik
Sayfa Sayısı: 208
Satın Al: D&R

Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
Baş döndürücü cazibesi ve büyüleyici güzelliği ile çevresindekileri etkileyip ağına düşürmeyi başaran dişi bir vampir; Carmilla. Yayınlandığı dönemde kahramanı Carmilla’nın yaşadığı çarpık ilişkilerden dolayı kabullenmeyen bu yüzden de fazla ilgi görmeyen Karanlıklar Prensesi Carmilla konuk edildiği malikanenin genç kızını dahi kendine aşık edecek kadar baştan çıkarıcıdır. Kaldığı malikane ve çevresine kısa sürede dehşetin, korkunun ve ölümün bir karabasan gibi çökmesine sebep olan Carmilla vampir edebiyatının güzel olduğu kadar çekici ve kışkırtıcı örneklerinden biridir.
Yorum

Yıllar önce Can Yayınları baskısını okuduğum Vampir Carmilla’nın hikayesini bu seferde Kum Saati Yayınları’ndan okudum. (Can Yayınları baskısı yorumum için BURAYA tıklayabilirsiniz.)
Genel olarak söylemem gerekirse o zaman ki Carmilla ile, şimdi ki Carmilla aynı, ama çevirmenleri farklı olduğu için üzerine konuşma ihtiyacı duymuyorum kısaca beğendim, ama bu kitapta Can Yayınları’na nazaran J.Sheridan Le Fanu’nun yazmış olduğu beş kısa korku-gerilim hikayesi daha vardı. Hayaletler, ruhlar, şeytanlar bu hikayelerin konusuydu. Belki sizi korkutabilir, ama ben daha korku filmlerinden bile korkmazken biraz tuhaf duygulara kapıldım ve bu hikayelerden sadece “Aungier Caddesindeki Bazı Garip Olayların Açıklamaları” adlı hayaletli hikayeyi beğendim. Eğer güzel bir vampir hikayesi arıyorsanız tavsiye ederim. (Bir vampir hikayesi nasıl güzel olabilirse artık!)
Kitaptan Kareler:




   “Ölüm parayla alınabilir bir şey olsaydı eğer,
Zenginler yaşardı, ölürdü fakirler.”
Karanlıklar Prensesi Vampir Carmilla – Sayfa: 181

Puanlama:


İç Sıkıntısı, İlk Kırgızca Tiyatrom, Dağ Gezisi

Çok Uzun bir aradan sonra tekrar MERHABALAR.
Maalesef, her ne kadar bizim dilimize yakın olsa da, yeni bir dil öğrenmek gerçekten çok zor. Şu anda bile pek çok hatam oluyor yazarken, ama 4 sınavımın ortalaması şu anda 81. Bu da iyi sayılmaz mı?

Yazamadığım bu dönemde blogum 4.yılını doldurdu. Ben Kırgızistan'da bulunduğum için herhangi bir çekiliş düzenleme fırsatı bulamadım, ama eğer bir aksilik olmazsa 8 Haziranda Türkiye'ye dönüş yapıyorum ve bu tarihten sonra da bir çekiliş düzenleyeceğimden emin olabilirsiniz. Çekilişimde daha önce de, sizlere sunmuş olduğum dekoratif bantlardan vermeyi planlıyorum. Ayrıca, sizinde Türkiye'de arayıp bulamadığınız bir kırtasiye ürünü varsa yorum yazabilirsiniz. Kim bilir belki burada vardır ve ben onu da, çekilişe ekleyebilirim.

Yazamadığım bu uzun dönemde İLK KIRGIZ TİYATROMU İZLEDİM. Adı: Manas'ın Oğlu "Semetey".



Bu zamana kadar hep Manas Destanı diye bize okullarda öğretilen en uzun destan olduğu ve Kırgız Destanı olduğu. Aslında bunlar doğru ama Manas Destanı aslında 3 ciltten oluşmakta ve ilk Kitapta Manas, ikinci kitapta oğlu Semetey ve üçüncü kitapta da, torunu Seytek anlatılmakta. Kırgızlarda Manas Destanı hala Manasçılar tarafından ezberden okunuyor. Okulumuz sayesinde bir manasçıyla tanışma fırsatım da oldu. Dediklerine göre, Manas Batır rüyalarına girip sen Manas oku diyormuş ve o kişi bazen hiç duymadığı veya okumadığı halde Manas Destanını ezberden okuyabiliyormuş.
Benim şu anda okuduğum kitap da Manas Destanı.

Kitap Kırgızca olduğu için açıkçası bilmediğim kelimelerden dolayı anlamak zor oluyor. Bu yüzden yavaş yavaş okuyorum ama mutluyum, umutluyum. Bitireceğim.

İLK DAĞ GEZİNTİMİ de dün gerçekleştirdim. Kırgızistan; dağlarıyla, ormanlarıyla, geleneksel evleriyle, gölleriyle gerçekten bazen beni büyülüyor.
İşte o geziden birkaç fotoğraf:













 

 Evet, günlerim böyle geçiyor. Bu arada çocuklar kendi aralarında "Emne üçün bular bizdi sürötkö tarttı?" diye konuşuyorlardı. Türkçe olarak; "Niçin bunlar bizim fotoğrafımızı çekti?" olduğunu anlamışsınızdır zannedersem. 

Bu arada burada birde NT mağazası buldum.


Post-itlerin tanesi: 60 som yani 2.25 TL.
Metal Ayraçların tanesi ise; 45 Som yani 2 TL.

Bilmiyorum ama ayraçlar metal olduğundan bana biraz fiyatı ucuz gibi geldi. Dilerseniz çekilişe bunlardan da ekleyebilirim.

Bu arada gezdiğim yerler olursa daha yine bu blogumda yazmayı planlıyorum. Ekstra bir blog açmam gerekecek aksi halde. Kitap temasına uygun olmayan yazılarım için şimdikten özür dilerim.

Başka bir yazımda görüşmek dileğiyle. Yorum yazmayı unutmayın lütfen!