Kırgızistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kırgızistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Şu Aralar BEN...

Herkese Merhabalar,
Şu aralar yine blogumu ihmal etmiş durumdayım. Aslında bunun da nedeni Kırgızistan'a geri dönmüş olmam. Geçen sene üniversitede hazırlık sınıfını bitirdim ve bu sene asıl bölümüme, Türkoloji bölümüne başladım. Aslında dönmeden size Türkiye'den veda yazısı yazmak ve buraya geldiğimde yazmaya devam edeceğimi söylemek istiyor ve video çekmeyi planlıyordum ama, uçağımın gününü karıştırdığım için son anda bavuluma elime ne geçerse tıkıştırıp, uçağımın kalkmasına iki saat kala evden çıktığım için bunların hiçbirini yapamadım. Bu arada gelirken yanımda yine kitap getirmeyi de unutmadım. Yanımda toplam 20 kitap getirebildim o heyecana rağmen. İşte kitaplarım:


Bu arada İnstagram üzerinden Türkiye'deyken bir arkadaşla anlaşıp ortaklaşa Zülfü Livaneli'nin "Serenad" kitabını okumaya karar vermiştik. Bu yüzden onu okuyoruz şu anda. Dilerseniz sizde bize katılabilirsiniz. Kırgızistan, zaman olarak Türkiye'ye göre 3 saat ileride olduğu için sloganımızda "Zamana Meydan Okuyoruz!" oldu. Arkadaş okurken ben uyuyorum, ben okurken arkadaş uyuyor. Biraz ilginç bir durum aslında. Kitapta şu anda 150. sayfadayım. Biraz durgun gibi ama, hareketlenmeye başladı. "Ya Bismillah" deyip okumaya devam edeceğim bu yazımdan sonra.

 
Bu arada gelirken yanımda getirmeyi unuttuğum iki kitap vardı: "Hiçliğin Kıyısında" ve "Schindler'in Listesi".
Sağolsun, benim gibi İstanbul-Esenyurt'ta oturan dosum bana bu kitapları da iki gün önce getirdi. Fotoğraflarını çekmedim ama, okuduktan sonra yorumlarımı paylaşırım.

Bu arada BEN; bu aralar baya bunalım halindeyim. Bölümümde bir ders dışında hepsi Kırgızca ve edebi terimler Rusça. Bir hocamız Rusça, Kırgızca, Türkçe ve Özbekçe olmak üzere 10 kitap adı yazdırdı ve hiçbirini bulamadım. Bulsam okumalıyım. 
Yine de, iyi yanlarda var: Rusça ve İngilizce derslerine başladık. (Kırgızca da istedim olmadı. -_- ) 
 
Önce sınıfımı geçmem için dualarınızı ve sonra da yorumlarınızı benden esirgemeyin olur mu?
 
BEN BA-ŞA-RA-CA-ĞIM!


İç Sıkıntısı, İlk Kırgızca Tiyatrom, Dağ Gezisi

Çok Uzun bir aradan sonra tekrar MERHABALAR.
Maalesef, her ne kadar bizim dilimize yakın olsa da, yeni bir dil öğrenmek gerçekten çok zor. Şu anda bile pek çok hatam oluyor yazarken, ama 4 sınavımın ortalaması şu anda 81. Bu da iyi sayılmaz mı?

Yazamadığım bu dönemde blogum 4.yılını doldurdu. Ben Kırgızistan'da bulunduğum için herhangi bir çekiliş düzenleme fırsatı bulamadım, ama eğer bir aksilik olmazsa 8 Haziranda Türkiye'ye dönüş yapıyorum ve bu tarihten sonra da bir çekiliş düzenleyeceğimden emin olabilirsiniz. Çekilişimde daha önce de, sizlere sunmuş olduğum dekoratif bantlardan vermeyi planlıyorum. Ayrıca, sizinde Türkiye'de arayıp bulamadığınız bir kırtasiye ürünü varsa yorum yazabilirsiniz. Kim bilir belki burada vardır ve ben onu da, çekilişe ekleyebilirim.

Yazamadığım bu uzun dönemde İLK KIRGIZ TİYATROMU İZLEDİM. Adı: Manas'ın Oğlu "Semetey".



Bu zamana kadar hep Manas Destanı diye bize okullarda öğretilen en uzun destan olduğu ve Kırgız Destanı olduğu. Aslında bunlar doğru ama Manas Destanı aslında 3 ciltten oluşmakta ve ilk Kitapta Manas, ikinci kitapta oğlu Semetey ve üçüncü kitapta da, torunu Seytek anlatılmakta. Kırgızlarda Manas Destanı hala Manasçılar tarafından ezberden okunuyor. Okulumuz sayesinde bir manasçıyla tanışma fırsatım da oldu. Dediklerine göre, Manas Batır rüyalarına girip sen Manas oku diyormuş ve o kişi bazen hiç duymadığı veya okumadığı halde Manas Destanını ezberden okuyabiliyormuş.
Benim şu anda okuduğum kitap da Manas Destanı.

Kitap Kırgızca olduğu için açıkçası bilmediğim kelimelerden dolayı anlamak zor oluyor. Bu yüzden yavaş yavaş okuyorum ama mutluyum, umutluyum. Bitireceğim.

İLK DAĞ GEZİNTİMİ de dün gerçekleştirdim. Kırgızistan; dağlarıyla, ormanlarıyla, geleneksel evleriyle, gölleriyle gerçekten bazen beni büyülüyor.
İşte o geziden birkaç fotoğraf:













 

 Evet, günlerim böyle geçiyor. Bu arada çocuklar kendi aralarında "Emne üçün bular bizdi sürötkö tarttı?" diye konuşuyorlardı. Türkçe olarak; "Niçin bunlar bizim fotoğrafımızı çekti?" olduğunu anlamışsınızdır zannedersem. 

Bu arada burada birde NT mağazası buldum.


Post-itlerin tanesi: 60 som yani 2.25 TL.
Metal Ayraçların tanesi ise; 45 Som yani 2 TL.

Bilmiyorum ama ayraçlar metal olduğundan bana biraz fiyatı ucuz gibi geldi. Dilerseniz çekilişe bunlardan da ekleyebilirim.

Bu arada gezdiğim yerler olursa daha yine bu blogumda yazmayı planlıyorum. Ekstra bir blog açmam gerekecek aksi halde. Kitap temasına uygun olmayan yazılarım için şimdikten özür dilerim.

Başka bir yazımda görüşmek dileğiyle. Yorum yazmayı unutmayın lütfen!


Mini Bir Kırtasiye Alışverişi #2

Yeni bir yazıdan tekrar merhabalar,
Dünkü yazımda askerlik tecilim için evrak işleriyle uğraştığımı belirtmiştim. Bugün yine evrak işlerim için konsolosluğa gittim ama 12:30'da konsolosluk kapandığı için maalesef yarın yine gitmek zorundayım. 4 aydan sonra insan dışarı çıkıpta etrafı gezer ama ben yine dün uğradığım küçük kırtasiye dükkanına uğradım ve yine ufak-tefek bir kaç kırtasiye ürünü aldım.

Bu seferki mini alışverişimden aldıklarım bunlar. Maalesef Kırgızistan'a geldiğimden beri bir kitapçı bulamadım ama çokça sokakta yer tezgahı kurularak kitap satıldığını gördüm ki bu kitapların hepsi de Rusça'ydı. Kitapçı bulamadığımdan haliyle kitap ayracıda bulamıyordum ama sonunda magnet halinde ve baykuşlu kitap ayracınıda bu altgeçit kırtasiyelerinde bulabildim. Magnet ayraçlarım bu resimde defterin üzerinde görünenler. Tanesi 20 Som. Türk TL'si ile 90 Kuruş yapıyor.

Baykuşlu ayraçlarım ise bunlar:

Bu ayraçları böyle paket içerisinde ikili olarak aldım. Fiyatı: 60 Som. Türk TL'si ile 2,50 TL oluyor. Türkiye'den tanesini 3,50 TL'den aldığımı hatırlıyorum.

Maskin Tapeleri bir kere buldum ya artık alırım. Bu Masking tape böyle dörtlü olarak 100 Som. Türk TL'si olarak 4 TL ediyor. Bu arada her biri 4 metre.


Bu sefer aldığım Masking tapelerin desenleri böyle. Tema: AŞK

Bu sevimli Stickerları görünce dayanamadım, aldım. Kedileri ya da Kırcızca adıyla Mışıktarı çok seviyorum. Bu ülkede bizim ülkemizin aksine köpek fazla durumda. Bu arada yolunuz Kırgızistan'a düşerse sakın küçük bir çocuğa KÜÇÜK demeyin. Küçük kelimesi burada köpek yavrusu demek. Onun yerine KİÇİNE deyin.


Ve şirin mi şirin ama biraz pahalı bir defter. Fiyatı:80 Som. Türk TL'si ile yaklaşık 3 TL 10 Kuruş oluyor.

Defterin içi böyle okla ikiye bölünmüş durumda. Yukarda hava durum ve tarih bölümü bulunuyor. Bir nevi ajanda, gezi defteri gibi birşey.

Evet, aldıklarım bunlar. Toplam olarak 310 Som ( 12 . 43 TL) tuttu ama ben pazarlıkla çok az indirim yaparak 280 Som'a (11 . 23 TL) aldım. Şimdi bakınca gerçekten Türkiye'ye göre çok az bir indirim ama buraya göre çok büyük bir mevla sayılır.

Bu arada siz neler aldınız. Tatil başladı mı bilmiyorum!
İnstagram hesabıma BURADAN ulaşabilir ve üye olabilirsiniz. Bazı görsellerimi burada değil de direk orada paylaşmaktayım.


Mini Bir Kırtasiye Alışverişi

Aaah, ne kadar uzun bir zamandır yine blogumu ihmal etmiş durumdayım. Bir varım, bir yokum.
Kısa bir süreliğine de olsa yaz tatili için Türkiye'deydim ve cumartesi günü (16 ocak) Kırgızistan'a geri dönüş yaptım. Bu kısa sürelik tatilimde D&R'daki eski çalışma arkadaşlarımın yanına uğradım ve gerçekten orada aslında bizim bir aile olduğumuzu bir kez daha anladım.

İşten ayrılmadan hemen önce bana Scrikss marka kalem alıp üzerime ismimi yazdırmışlardı ve bu seferde bana veda ederken Kırgızca bir sözlük aldılar.



Dostlar seviliyor ve özleniyor.

Şimdi Kırgızistan'dayım dediğim gibi ve iki gündür Türkiye'ye bir türlü ulaşmayan askerlik belgem için elçilikle okul arasında mekik dokuyorum. Eski tecil süremin bitmesine 10 gün kaldı ve bu yüzden uğraşıyorum. Bu süre zarfında ilk defa Kırgızistan'ı dolaşmaya başladım. ( Evet, 4 ay boyunca sadece okul ve yurt arasında hareket ettim. Dil bilmeden dışarı çıkmak istemedim.)

Bu gezimde Kırgızistan'ın altgeçitlerinden birindeki küçük kırtasiye dükkanlarını uğrama fırsatı buldum ve Türkiye'de yana yakıla arayıpta bulamadığım masking tape'lerdi buldum sonunda. Hemde oldukça uygun bir fiyata.


Birde tabi bu defteri aldım.

Bantlar böyle pembe kutularının içinde 4'tane bulunur şekilde. Kutusu 4 TL. Türkiye'de D&R tanesini 10 TL'den satıyordu.

İşte bantlarım:
***Puantiyeli***


***Paris Temalı***


***Doğum Günü - Aşk Temalı***


Evet, Masking Tapelerim böyle. Kırgızistan Çin'e yakın olduğu için böyle kırtasiye ürünlerini, Craft ürünlerini ve daha fazlasını kolaylıkla bulabiliyorum.


Bu arada bu defterimi de 10 TL'ye aldım. Kalite açısından çok güzel, sayfaları çizim için olduğundan zannedersem suluboyaya uygun olarak kalın yapılmış. Ben bir şeyler yazmak ve gezi defteri olarak kullanmak için planlıyorum.

Evet, siz bu aralar neler aldınız? Burada Üniversite'nin ikinci dönemi başlarken orada yeni tatile girenler tatilde neler planlıyorsunuz?


Kırgızistan Uluttuk Kütüphanenesi - Kiçinekey Kitepter [Küçük Kitaplar]

Colored Books'stan herkese Merhabalar.
Çok uzun bir aradan sonra yine sizlere Kırgızistan'dan yazma fırsatı buldum. Maalesef burada internet büyük bir sıkıntı olduğu için bloguma doğru düzgün yazamıyorum.

Manas Üniversitesine yeni başlayan Türkler; ilk yıl Kırgızca öğrenmek zorundalar ki seneye dersler Kırgızca-Türkçe olacağı için. Aynı zamanda Kırgızlar da Türkçe öğrenmek zorunda. Bizde Kırgızca sınıfındaki arkadaşlarımızla ve hocamızla bu hafta <<Kırgızistan Uluttuk Kütüphanesi'ne>>gittik. Kütüphanenin adı bu yıl 100 yaşında olan Kırgız yazarlarından Alıkul Osmanov'dun adı verilmiş ve içerisine birde müzesi yapılmış.

Üsteki fotoğraf kütüphanenin girişi. Kütüphane 3 katlı.

1.Giriş Katı ve alttaki resimde Kırgızistan ulu yazarları ve manasçıları yer alıyor.


Bu kütüphane de toplam da 80 milyon kitap bulunuyormuş ve bu kitaplar 60 farklı ülkenin dilindeymiş. Artık kitapları yavaş yavaş bölüm ayırmaya başlamışlar. Giriş ücreti: 6 SOM ki bu da Türk Lirası ile; 25 Kuruşa geliyor.

Biz gittiğimiz sırada Türk Kitapları bölümü kapalıydı ama bir kaç ülkenin bölümü açıktı. Bu arada bir kadında bize detaylı bir şekilde her bölümü anlattı. Ayrıca buraya geldiğinizde size bir kağıt veriliyor ve burada alfabetik katalog sistemi var. Bu kağıda katalogdan istediğiniz konuyu bulduğunuzda o yerde yer alan kitabın barkodunu yazaraak 3.kattan bu kağıdı vererek kitabı alabiliyorsunuz.

2.Katta Alıkul Osmanov'dun müzesi bulunmakta.

 Bu müzede Alıkul Osmanov'dun kitapları, biyografisi,portreleri bulunmakta ve size detaylı olarak Kırgızca veya istege göre Rusça anlatılıyor. Yukarıdaki resimde sağ taraftaki Alıkul Osmanov ve sağ taraftaki çerçevenin içindeki onun kitaplarının çeviren çevirmen, yazar. Bu çevirmenin tek resmiymiş.


Alıkul Osmanov'dun temsili odası ve çalışma masası.


3 Boyutlu resmi ve kısa bir şiiri. Şiirde yazan:

"Var olalım, tükenmeyelim, arkadaşlar,
uzak, uzak, uzak, olsun bu yol
yüzyıl bitip, dünyadan yok olsak da,
geri dönüp buluşacak yollar var."


Bu da yazarın bahsettiğim çevrilen kitapları.


2.Katta açılacak olan Çin Edebiyatı odası. Bu bölüm kısa bir süre sonra açılacakmış ama yinede gezmemize laf etmediler ama düzen bozulmasın diye kitaplara dokunmamız yasaktı.


Bu odadaki duvarda yazan söz çok hoşuma gitti. Duvarda yazan:


Dilin Kaderi - Halkın Kaderi.

Sıradan bir söz mü sizce. Bilmem benim hoşuma gitti.


Ve yine başka bir odadaki Kiçinekey Kitepter, yani küçük kitaplar. Bu camekanın içinde birçok ülkenin küçük boy kitapları vardı ve benim en çok beğendiğim bölüm burası oldu.


İşte o kitaplar:

 










Ülkemizde Dan Brown'un yazdığı "Cehennem" kitabı ile yeniden ünlenen Dante'nin "İlahi Komedya" serisi. O sırada böyle ciltli ve kırgızcası olsaydı hemen alırdım.

Evet, ulutuk kütüphanede bir günüm böyle geçti. Kitapsever biri olarak benim gerçekten çok hoşuma gitti. Bu arada 3.katta Kırgız kitapları için ayrılmış bir yer,yeni açılacak olan arapça kitaplar için bir yer, Kore kitapları yeri ve istediğiniz kitapları alabileceğiniz kitap alma yerleri var. 2. ile 3. katlar arasında bir yer var ki orada da bu ülkede günlük çıkan dergi ve gazetelerin, yeni çıkan kitapların bir kopyası mutlaka bulunmakta ve gerçekten o eski sayfa kokusu muhteşem.


Bu sefer ki yazımda bu kadar olsun. Bir dahaki yazımda görüşmek dileğiyle.