Takas = Canan Tan + İskender Pala

Bugün İstanbul-Avcılardaki 2.el kitap alıp satan K. Kitapevi’ne gittim ve 8 kitap vererek çok okumak istediğim 2 adet kitap aldım. Ama öncelikle belirtmeliyim ki adam tam bir dolandırıcı resmen kitaplardan birini daha sonra alırım diyerek değiştirip beğendiğim başka bir kitap alayım dedim, bu seferde iki kitabı da alırım demedi mi çıldırdım resmen. Neyse kitap kapaklarını konuları hakkında küçük detayları aşağıda bulabilirsiniz. Bol kitap okumalı günler dilerim…

Daha önceleri Canan Tan’ın Piraye adlı kitabını okumuştum. Bu kitabında üzerinde Canan Tan Piraye yazarı yazınca hemen aldım. Zannediyorsam Canan Tan’ın Piraye’den sonra ki ikinci kitabı “Alevden Küle Eroinle Dans”. (Yani elimdeki kitap) Keyifle okuyacağıma inanıyorum umarım öylede olur. Konusu itibariyle üniversiteye başlayan bir kızın uyuşturucuya bağımlı hale gelmesini anlatıyormuş.


İkinci kitabım ise İskender Pala’nın “İki Dirhem Bir Çekirdek” adlı kitabı. Bu İskender Pala’dan okuyacağım ilk kitap. Bunu seçmemin sebebi ise okulda Dil ve Anlatım hocamızın (Hacer Eltemur) derse bu kitabı getirip içinden birkaç deyim okumasıydı. Zannediyorsam konusu da böylece açığa çıkmış oldu. İçinde tam 99 deyimin anlamı çok güzel bir biçimde anlatılmış. Deyim diyince sözlük gibi algılamayın gerçekten çok güzel bir kitap.


Bu Kapağa Bayıldım#12


Bugün ikinci el kitapçıya kitap takas etmeye gittim ve bu kitabın kapağını ve içeriğini görür görmez aşık oldum ama ne yapayım yazıların altları kalemle çizilmişti ve ben böyle kalemle çizmekten pek hoşlanmam, kitabıma anca kitabı yazan yazarın kalemi dokunmalı ki o da iyi dilek ve imza için...


~Çarın Laneti~

Rusya, 1855. Otuz yıllık barış döneminin ardından Avrupa’da yeniden savaş rüzgârları esiyor. Kırım’da Sivastopol kenti kuşatılmış, kuzeyde Petersburg abluka altında. Ama dört bir yanda düşmanla savaşan Moskova’da, yaşlanan Çar’ın ölmesini ve kanındaki lanetin çocuklarına geçmesini bekleyen bir kişi var. Ülkeleri giderek gücünü yitirirken aralarındaki gizli bağdan habersiz bir erkekle bir kadın, ortak miraslarıyla hesaplaşmak zorunda. Tamara Komarova, Moskova’da vahşi bir cinayeti ortaya çıkarıyor ve bunun, 1812′den beri şehirde işlenen seri cinayetlerin sonuncusu olduğunu keşfediyor. Sivastopol’daysa Dimitriy Alekseyeviç Danilov, sadece İngiliz ve Fransız Müttefik ordularının silahlarına değil, babasının otuz yıl önce toprağın derinliklerine gömdüğünü sandığı vurdalak’lara karşı da direnmek zorunda kalacak.

“Jasper Kent, Rus tarihi konusundaki engin bilgisi ve usta anlatımıyla, gerçekleri olağandışı bir vampir öyküsüyle harmanlayarak Rus İmparatorluğu’nun alternatif tarihini yazmayı sürdürüyor. XIX. yüzyıl Rus roman geleneğinin özünü yansıtan bu zengin ayrıntılarla örülü roman, vampir öykülerine meraklı olanların yanı sıra Rus edebiyatı tutkunları için de çok çekici.”


Mutluluk = Kitap = Greta

Sevgili Damla’nın “Keşke Gerçek Olsa” adlı blogunda düzenlemiş olduğu 3.Kitaplaşma etkinliğine katılmış ve sevgili Greta ile eşleşmiştim ve nihayetinde de 4 gün içinde birbirimize göndermek istediklerimizi gönderdik. Sağ olsun kendisi de bu konuda çok güzel bir post yayımlamış (Çok teşekkürler Greta). Kendisinin bana yollamış olduğu pakette gelindiğinde ise paket bugün elime ulaştı ve gerçekten beni en mutlu eden hediyelerden biri oldu diyebilirim. Bu konuda daha fazlasını okumanız için biraz sabretmeniz gerekecek. Neyse daha fazla lafı uzatmadan siz en iyisi buyurun hediyelerime bir göz atın…

 Şu pakete bakar mısınız Allah aşkına? Fotoğraflarımın hepsini telefondan çekiyorum ve flashı olmadığı için dışarıda çekmek zorunda kalıyorum. Güneş ışınları vurdukça da değişen paket fotoğrafta ne kadar da hoş çıkmış değil mi?

 Çok hoş bir kitap ayracı ve Ankara’ya özgü bir simge olan Atakule çizimi var üzerinde. Arka tarafını çevirdiğimizde ise Atakule’yi anlatan şu birkaç cümle yazılmış:

ATAKULE: “Ankara’nın Çankaya semtinde bulunan kule, Ekim 1989 tarihinde açılmıştır. Betonarme taşıyıcı sistemli yapı, 125 metre yüksekliğindedir. 87 metre yükseklikte seyir terası bulunmaktadır. Kendi etrafında döner. Platformu bulunan kulenin, 5 katı sosyal ünite olarak kullanılmaktır.”

Son olarak da kitabıma gelindiğinde ise benim gerçekten çok ama çok okumak istediğim bir kitap. Çünkü ben roman ve öykü denemeleri yazmaktayım ve bu konuda da zamanında her türlü kaynağa başvurmuştum. Bir gün internette bu konuda herhangi bir kitap var mı diye araştırırken bu kitabı fark etmiştim sağ olsun Greta’da istediğin bir kitap var mı sorunca en çok okumak istediğim kitap diye liste başına bunu yazmıştım ve yine sağ olsun bu kitabı almış olduğuna çok ama çok sevindim. Teşekkürler Greta…

Arka Kapak:
İlk taslağın tamamlanmasından iyi bir sözleşme imzalamaya kadar yazarlık hayalinizi gerçekleştirmek için ihtiyacınız olan her şey.

Başarılı bir roman yazmanın ve onu yayımlatmanın sırları

Geleceğin Ernest Hemingway’i, John Steinbeck’i, Stephen King’i, J. K. Rowling’i ya da Danielle Stell’i mı olmayı hayal ediyorsunuz? Öyleyse, Her Yönüyle Roman Yazımı’nın potansiyelinizi ortaya çıkarma vakti geldi.

Bu çok özel rehber kitap, edebiyat dünyasında rekabet gücünüzü artırmak için tüm bilmeniz gerekenleri ve ihtiyacınız olacak önerileri bir araya topluyor. Her Yönüyle Roman Yazımı’nı, yazarları Joyce & Jim Lavene’in harika tavsiyeleriyle bilgi ve tecrübenizi artırmak üzere baştan sona okuyabileceğiniz gibi merak ettiğiniz konularda hızlı bilgi edinmek için de elinizin altında bulundurabilirsiniz.

Her Yönüyle Roman Yazımı size;
*Yaratıcı fikirlerinizi çok satan bir hikayeye dönüştürmeyi,
*Güçlü bir tema oluşturmayı,
*Gerçekçi karakterler yaratmayı,
*Taslak hazırlamayı,
*Çalışmanızı yayıncılara pazarlamayı ve satmayı öğretecek

İster polisiye romanlar yazın, ister gerilim, aşk ya da gençlik romanı… Türünüz ne olursa olsun, Her Yönüyle Roman Yazımı geleceğin çok satanına imza atmanızda yol gösterecek eşsiz bir rehber.

Joyce ve Jim Lavene çok sayıda kısa hikayeyle birlikte kırktan fazla romana imza attılar. Amerika’nın bir ucundan diğerine seyahat ederek yazar adayları için workshop’lar ve kurslar düzenliyorlar.

Son Bir Not: Sevgili Greta kitabın kapağına küçük bir not iliştirmiş ama malesef yazı çektiğim fotolarda görünmediği içim yazmam icap ediyor. Ben de icap etmesem olmaz. İşte sevgili Greta'nın kitap kapağına iliştirdiği notta yazanlar:

GRETA: "Bana kalsa sana bu kitabı almazdım ama senin en çok okumak istediğin kitap bu olunca, paketi açtığında mutlulukların en kocamanını yaşamanı istedim. Arasına da bir ayraç sıkıştırdım, Ankara'dan geldiği belli olsun...
Sana tavsiyem, sadece hayal et ve yaz. Bağlı kalma hiçbir kurala. Hayallerinin peşinden koşmayı da hiç bırakma!  GRETA "

Gerçekten bu güzel yorumun ve hediyelerin için çok ama çok teşekkür ederim Greta.Gerçekten beni çok mutlu ettin. Tavsiyene gelindiğinde ise tavsiyene mutlaka uyacağım.


Volante ile Kitaplaştık...

Sevgili delikitap’ın Kitap Bahçesi adlı bloğunda yaklaşık 1 ay önce düzenlemiş olduğu “Kitaplaşalım mı?” etkinliğinde 1 hafta önce sevgili Volante ile eşleşmiş ve bende geçen pazartesi günü göndermek istediğim ve seveceği düşündüğüm kitapları göndermiştim.(Sağ olsun kendisi bu konuda çok güzel bir post yayınlamış.) Kendiside bazı sebeplerde dolayı geciken kargosunu sağ olsun dün PTT Kargo aracılığıyla APS ile hızlı bir şekilde göndermiş ve paket daha önce geleceği düşünerek 3 gündür gözüm yolda beklerken bugün KPSS işleri için okula gittiğim sırada gelmiş. Neyse ki evdekiler söylediğim gibi paketi açmamış. Ben tabi ki daha fazla bekleyemeden paketi açmak istedim ama bu heyecanını dolu dolu yaşamak istiyordum ve bu yüzdende paketi yavaş yavaş açtım. Sizinde benim heyecanıma ortak olmanızı istediğim için birkaç fotoğrafla ve bazen de birkaç cümle yazarak anlattım. Umarım beğenirsiniz. Ben gerçekten çok beğendim bu yüzdende bizi eşleştiren delikitap’a ve kitaplaşma arkadaşım Volante’ye sonsuz teşekkürler.


 Her zamanki gibi önce toplu bir fotoğraf…


 Kitap ayracı tek kelimeyle mükemmel… Üzerindeki söze bayıldım ve kesinlikle katılıyorum.

 Küçük hediye paketlerim ve üzerindeki kuş ve civciv stickerlarına bayıldım ve onlar için özel bir yer ayarladım.Biraz daha aşağıda…

Biraz daha…

İşte buldun o kadarda zor değilmiş değil mi? Bu sayfayı sevgili Volante’ye ayırdım. Onun hakkındaki görüşlerimi ve şu anki duygularımı yazacağım.


Bunlarda küçük hediye paketlerimden çıkan eşantiyonlarım ve bayıldığı söylemeliyim. Soldan sağa doğru şöyle bir bakacak olursak Doğuş marka bir yeşil çayımız (Green Tea) var. Sonra bir adet Nescafe 3ü1 arada kahvemiz var ki ben çok severim ve son olarak iki adet Faber-Castell Grıp Fınepen (0,4) kalemimiz var. Biri su diğeri gök mavisi var ki su mavisi benim çok hoşuma gitti.

Ve beklenen an işte kitaplarım (Sanırım burada davullar çalmalıydı).Neyse kitaplarım en sevdiğim türlerden birine yani mitoloji türüne ait ve aynı zamanda bir Türk yazara yani Barış Müstecaplıoğlu’na ait ve yine aynı zamanda bir seri kitabı. Sağ olsun Volante serinin ilk iki kitabını göndermiş. Bu kitapları çok beğendim ama şu anda okumadığım için bir şey yazamam ama okuyup beğenirsem ki bloğumda kitap analizinde de bulunacağım, serinin geriye kalan iki kitabı olan “Bataklık Ülke” ve “Tanrılar Alfabesi”ni almayı düşünüyorum. Sanırım fazla uzattım işte kitaplarım ve Arka Kapakları:

Önce birinci kitabım "Korkak ve Canavar"

Arka Kapak:
Geçtiğimiz on yılda Fantazi Edebiyatının önemli örnekleri Türkçeye çevrildi: Hem geniş bir okuyucu kitlesiyle buluştu hem de kendi 'fan' çevresini oluşturdu.

Bundan sonraki soru, Türkçenin kendine has bir fantastik roman geleneği yaratıp yaratamayacağıydı. İşte Barış Müstecaplıoğlu'nun romanı Korkak ve Canavar bu soruya verilen ilk cevap: Artık Türkçe'de fantastik roman yazılabileceğini biliyoruz. Her açıdan bir 'ilk' Korkak ve Canavar: Hem bir 'ilk' romanı, hem de Türkiye'de Fantazi Edebiyatının 'ilk' romanı.20. yüzyıl fantastik roman geleneği ile Türkiye fantastik kültür geleneğinin bir araya gelmesinden ne denli güçlü bir anlatı çıkabileceğini gösteriyor bize.

Leofold, Guorin ve Geryan, çok yakından tanıdığımız zayıf ve güçlü yanlarıyla, gönülsüzce girdikleri bir ölüm-kalım mücadelesinde kendi güçlerini ve cesaretlerini keşfetmeleriyle de 'ilk' olacaklar. 'İlk', ama son değil. Perg Efsaneleri yakında ikinci kitabıyla, Leofold, Guorin ve Geryan'ın yeni maceralarıyla sürecek.

ve sonra ikinci kitabım "Merderan'ın Sırrı"

Arka Kapak:
Leofold, Guorin ve Nume... Korkunç bir canavar, kendi halinde bir köylü ve dışlanmış bir prom. Biri içindeki tüm korkulara karşı koydu, biri hayatındaki en değerli varlığı feda etti. Perg´i saran savaşı durdurmak için tanrıların karşısına dikildiler. Korsan gemilerini kovalayıp, korkunç yaratıklarla savaştılar.

Kahramanlarımız, Merderan´ın Sırrı´nda Öte Diyarlar´dan Perg´e dönüyorlar ve gizemli bir kadının eşliğinde zorlu bir yolculuğa çıkıyorlar. Peşlerindeyse özgürlüklerini bu üç garip adama borçlu olduklarını bilmeyen eğitimli avcılar var. Bu ölüm-kalım savaşında hayatta kalabilmek için amansız bir mücadele vermeleri gerek.

Perg Efsaneleri´nin bu ikinci kitabı, hayal gücünü zorlayan bir ortamda, önyargılar, entrikalar, fedakârlık, aşk, hastalık ve acı üzerine soluk kesen bir öykü...


Son Bir not: Sevgili Volante ilk kitaba bir not iliştirmiş ama fotoğrafta yazılar belli olmadığı için buraya yazmak istiyorum.
Volante; "Fantastik kitaplar sevdiğini söylemiştin. Kitapçıda da bunları görünce hemen aldım. Umarım beğenirsin :)" diye yazmış.
Bende gerçekten iyi ki almışsın diyorum. Gerçekten benim için çok güzel bir kitaplaşma oldu.Tekrar teşekkürler ve kitaplar muh...te...şem...