Kitaplaşalım mı? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitaplaşalım mı? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Her Anlamda Gecikmiş Bir Mutluluk Kargosu

Dikkat! Bu her anlamda gecikmiş bir yazıdır.

Birinci yılımıza sayılı günler kala sevgili Edda bana birbirinden harika hediyeler göndermiş. Aslında kargoyu altı aydır bekliyorum nerdeyse. Şöyle ki: sevgili Edda’ya bir blog tasarımı yapıp takas ettiğimiz kitapların yanında sekiz tanede fazladan kitabına karşılık hediye ettim. Ardından kendisi benden tasarım konusunda birkaç tüyo istedi ve ben istemesem de bu tüyolara karşılık bana kitap sözü vermiş bulundu ama okul ve bazı nedenlerinden dolayı şimdi kargosunu ancak yeni gönderebildi. Kargo aslında geçen Çarşamba elime ulaştı ama yeni işe başladığım için maalesef yazma fırsatı bulamadım. Kısmet bugüneymiş. Neyse fazla uzatmadan hediyelerime geçeyim.

İlk önce kitaplarım.



İlk kitabım: Aprıl Yayınlarından çıkan ve Heather McELHATTON’ın yazmış olduğu “Şahane Hatalar”. Kitap sayfadan sayfaya atlaması yönünden küçükken okuduğum öykü kitabımı hatırlattı. Bu arada kitap 640 sayfa.

İkinci kitabım: Adam Yayınlarından çıkan ve Aziz Nesin’in seçilmiş öykülerini içinde bulunduran “Adamı Zorla Deli Ederler” kitabı. Kitap, 190 sayfadan oluşuyor.

Bir diğer kitabım ise; Kashna Kitap Ağacı Yayınlarından çıkan “Yerim Seni ÖSS” kitabı. 228 Sayfadan oluşan kitabın yazarı ise; Erdal Demirkıran.

Dördüncü kitabıma gelindiğinde ise; kitabı Jack London yazmış bulunmakta. Bordo-Siyah Yayınlarına ait bu 200 sayfalık kitabın adı: “Demiryolu Serserileri”.

Edda’nın göndermiş olduğu son kitap ise; Dostoyevski’nin yazmış olduğu “Suç ve Ceza”. Kitap 440 sayfadan oluşmakta ve Kitap Zamanı Yayınlarından çıkmış.
Açıkçası dünya klasiklerini pek okumasam da sırf bu kitabı merak ettiğimden okumak isterim.

Eşantiyonlarım ise; el şeklinde post-it, renkli ataş ve pembe bir sticker süs kelebek.



Eee, kitap olurda boş zamanlar için müzik ve film olmaz mı? Sevgili Edda bunu da düşünmüş ve bana bir Rock müzik CD’si ile üç belgesel CD’si göndermiş. Müzik CD’sine bayıldığımı söylemeliyim.
Belgesellerim ise National Geographic serisine ait “Yırtıcı Sürüler”, “Doğanın Öfkesi” ve “Buzun İmparatorları” belgeselleri.



Eee, eşantiyon olur, kitap olur da kitap ayracı olmaz mı? Sevgili Edda bana kendi yapımı harika bir kitap ayracıyla birlikte birde D&R’ye ait bir kitap ayracı yollamış.

Bu güzel hediyelerinden dolayı Edda’ya bir kez daha teşekkür ediyorum. Güncel Blogu için Buraya tıklayabilirsiniz.


Mutluluğun Adı Yine ve Yeniden "Elife"

Geçen ay 365 Günlük blogunun sahibesi Elife ablama bir ricada bulunup bana okuyup geri göndermek üzere Suzanne Collins’in “Yeraltı Günlükleri Serisi”ni gönderip gönderemeyeceğini sormuştum. Sağ olsun ablam beni arayıp seriyi kendisinin o kadar beğenmediğini söyledi ama istersem ilk kitabını gönderebileceğini belirtti. Arada bende telefonda Kiersten White’ın yazmış olduğu “Paranormal” kitabını okumak istediğimi söyleyince sağ olsun beni kırmayıp onu ve daha fazla güzelliği bana gönderi vermiş. Üstelik kitapları okuyup geri göndermem için değil benim olması için göndermiş. En iyisi daha fazla uzatmadan hediyelerime geçeyim.

 Dex Yayınları’ndan çıkan ve Kiersten White’ın yazmış olduğu “Paranormal Serisi”nin ilk kitabı.


Açlık Oyunları Serisi’nin yazarı Suzanne Collins’in yazmış olduğu “Yeraltı Günlükleri Serisi”nin ilk kitabı “Gregor ve Gri Kehanet”






Bu güzel hediyeleri için Elife Ablama çok ama çok teşekkür ediyorum. Bloguna mutlaka ama mutlaka uğrayın.
Direkt ulaşım için Buraya tıklayabilirsiniz.



"Bi Dolu Mutluluk Geldi Bana"

Mutluluk artık benim için iki kelime oldu: “Kargon Geldi”. Gerçekten de öyle. Annem ne zaman ki kapı çaldığında camdan bakıp “Kargo geldi.” diyor, işte o zaman benim için en büyük mutluluk yaşanıyor. Mutluluk bu sefer yakında ki birinden, sevgili Elife ablamdan geldi. Kendisinin 365 Günlük diye çok güzel bir bloğu var ve takip etmenizi şiddetle tavsiye ederim. Kendisi benim için yaratanın cennetinden sonra ikinci cenneti kapıma göndermiş. Daha fazla başınızı şişirip sizi soğutmadan hemen hediyelere ve dolayısıyla mutluluğumun kaynağına geçeyim.

Öncelikle olmazsa olmaz toplu bir resim.

Sevgili ablacım bana birbirinden güzel iki kitap göndermiş. Şu anda sevgili Yüreğimin İklimi’nin bana göndermiş olduğu son kitap olan “Ölüm Adası”nı okuyorum. Biter bitmez hemen bu kitapları okumaya başlayacağım.

İlk kitabım; Paul Cleave’in yazmış olduğu ve Pegasus Yayınevi’nden çıkan “Temizlikçi” kitabı. Kitap 456 sayfa. Konusu itibariyle e2 kanalında yayınlanan “Dexter”ı anımsatıyor.

İkinci kitabım ise; Zeki Bulduk’un yazmış olduğu ve hayykitap yayınlarına ait “Müstesna Deliler Albümü” adlı kitap. Kitap 107 sayfa.

Bir kitap tabi ki kitap ayraçsız olmaz. Sevgili ablacım kitap ve kırtasiyeden sonra ayraç delisi olduğumu bildiği için ayraçları pakete doldurdukça doldurmuş. Şu anda bu ayraçları detaylı olarak yayımlamıyorum. Zaten yayımlasam da yazı uzadıkça uzar. Her hafta beş adet yayımlayıp durmadan Elife ablamın sitesinin reklamını yapmak istiyorum.

Stickerlarım gerçekten çok güzel. Hele o çiçek perisine bayıldım. Bu kadar Sticker’ı ne yapıyor diyenler için; kolaj defterimde kullanıyorum.

Soğuk kış ayının vazgeçilmezi salebimde var. (Yemekteyiz Programı gibi oldu biraz.) Tabii artık yok ama neyse. Siz anlayın artık nasıl yok olduğunu.
Onas marka, açık yeşil, mini bir note book. Gerçekten rengine ve içinin çizgili olmasına çok bayıldım.

Bu renkli kalemler bana ilkokul yıllarımı anımsattı. Kalemde yedi renk mevcut. (Açık Mavi, Koyu Mavi, Lila, Kırmızı, Turuncu, Sarı, Yeşil)

Son hediyelerim ise bu birbirinden güzel beş kurşun kalem. Gerçekten dış yüzeyleri çok güzel ve hepsi Faber Castell marka. Baştaki, dış yüzeyi siyah olan kurşun kalemin ayrıca şöyle bir özelliği var ki dört rengi (Sarı, Lacivert, Kırmızı, Yeşil)  aynı anda kullanabiliyorsunuz. Aynı ebruli ip gibi…

Bana bu güzel hediyeleri gönderen o özel kişiye sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. İyi ki de kitaplaşma vesilesiyle tanışmışız. Kendisine gerçekten çok ama çok teşekkür ederim. Bloğunu mutlaka takip etmenizi öneririm. Kendisi kağıtlardan bir takım şeyler (Bayram Kartı, Ayraç) yaparak harikalar yaratıyor.


Mutluluk Geldi Uzaklardan...

Mutluluk kapıyı çalar, çalar ve çalar. Bu arada Selim horul horul uyumaktadır.
Annesi gelip “Kalk oğlum kargo geldi” dediğinde de kalkar ve kapıya koşar ama kendisi kargo beklememektedir.

Yukarıdaki metinde hangi anlatım türü kullanılmıştır? :)

Şaka şaka. Bugün hiç beklemediğim bir paket aldım. Sevgili ablacım Yüreğimim İklimi benim ne zamandır alıp okumak istediğim kitapları bloğumdan görmüş ve hiç üşenmeden ve fiyatına bakmadan benim için satın almış. Nasıl sevindim ve nasıl mutlu oldum anlatamam. Hayatımda ilk defa bana sürpriz bir kargo geldi ve tamda üniversite hayallerimin yıkılmasıyla birlikte yerle bir olan moralimi bir nebze olsun düzeltti. Kesinlikle Yüreğimin İklimi adlı bloğu mutlaka takibe alın derim. Kendisi çok iyi gönüllü ve cömert biri olmasının yanı sıra bloğundaki harika yazılarla da insanın içine dokunuyor. Kendisiyle iyiki de Kitaplaşalım mı? etkinliğinde tanışmışım diyorum bazen. Neyse kendisine tekrar teşekkür ederek kitaplarıma ve yanında promosyon olarak gelen eşantiyonlarıma geçmek istiyorum.





Bildiğiniz Üzere sevgili Volante bu serinin ilk iki kitabı olan “Korkak ve Canavar” ile “Merderan’ın Sırrı” adlı iki kitabı yollamıştı. ( Gerçekten çok harika bir fantastik macera serisi herkese tavsiye ederim.) Bende okuduktan sonra çok beğendiğimi yazmış ve serinin diğer kitaplarını almak istediğimi ama Kırtasiyeleşelim mi? etkinliğim yüzümden alamadığımı yazmıştım. Sağolsun Yüreğimi İklimi benim için serinin son iki kitabını almış ve beni gerçekten çok ama çok mutlu etti. Gerçekten okumayı o kadar çok istiyordum ki anlatamam yani.

Kitabın içinden şöyle bir harita çıktı:


Bilimkurgu-Macera türünde yazılmış bu eseri beğenerek okuyacağımı düşünüyorum. Çünkü; kitap bir Türk yazara ait ve içinde İstanbul’un çeşitli yerlerinden bahsediyor ve ben içinde İstanbul'dan bahseden kitapları çok severim.



Yine benim okumak isteğim harika bir seri “Mahşerin Dört Atlısı”. Aranus yayıncılıktan çıkan bu serinin ilk iki kitabının peş peşe yayımlanmış olması ve konusu ben cezp etmiş ve yine bloğumda okumak istediğim kitaplar diye yazmıştım. Dört kitaptan oluşan bu seriyi yine çok beğendim. İnşallah en kısa zamanda hepsini okuyup yorumlayacağım ama şu anda elimde okuduğum kitabın bitmesini beklemeliyim. Kitabımın adı “Yaban Avı” ve yine Yüreğimin İkliminin bana göndermiş olduğu bir kitap ve son 157 sayfası kaldı. (Üniversite problemleri yüzünden okumaya ara verip akşamdan akşama okuduğum için çok yavaş ilerledim.)

Şimdi de promosyon olarak gelen kitap ayraçlarıma bakalım.:
Yukarıda tanıtımları yapılmış kitapların hepsi yine benim okumak istediğim kitaplar. Sırasıyla:

*Yeraltı Günlükleri
*Açlık Oyunları
*Duyguların Rengi



Bu iki kitap ayracının üzerinde tanıtılan kitaplar da Önce kitap yayınlarından çıkmış ve benim okumayacağım tarzdalar.

Üstteki ayraç: Vefa Enver ~ Beni Buna Zorlama
Alttaki ayraç: Güneş Demirel ~ Şimdi Benimsin adlı kitapların tanıtım ayraçlarıır.

Tüm hediyelerin için tüm kalbimle teşekkür ederim ablacım. Rabbimde benim yüzümü güldürdüğün gibi senin yüzünü hep güldürsün ve karşına senin gibi hep iyi insanlar çıkarsın.


Bir Kitaplaşma Öyküsü: Elife

Bugün keyfime diyecek yok vallahi. Üçüncü ve son Kitaplaşalım mı? kitaplarımda bugün Elife’den geldi ve anlatılamaz (tarif edilemez) şekilde mutluyum. Benim için her yönden ilginç ve muazzam bir etkinlik oldu. Bugüne kadar almış olduğum en güzel hediye ve kitaplaşma etkinliği oldu. Kendisinin de çok harika bir bloğu var 365 Günlük diye. Herkes mutlaka oraya bir göz atsın çünkü nerdeyse her ay, her hafta yeni bir etkinlik üretebilen biri. En son bayram kartı etkinliği yapmıştı, sağolsun bana da bir tane göndermiş. Buradan Elife’ye çok ama çok teşekkür ediyorum bir kez daha. Bu arada ilginç oldu dememin sebebi kargom eline ulaşır ulaşmaz beni arayıp teşekkür etmesi, takas yapalım mı? etkinliğinde ben beğendiğim kitapları söylemeden içimi okumuş gibi beğendiğim kitapları göndermesi ve onun hediyeleri elime ulaştığında ben arayamasam da e-mail atıp teşekkür etsem de beni arayıp benimle birlikte hediyelerini çok ama çok beğendiğimi söylediğimde benimle birlikte sevinmesini benim için bir kitaplaşmadan öte şeyler. Neyse fazla uzattım en iyisi hediyelerime bir göz atalım ama benden söylemesi bol fotoğraflı bir tanıtım olacaktır bu yazım.

Bu ne güzel bir pakettir yahu. Şunun güzelliğine bakar mısınız Allah aşkına? Eee yeteneksiz olunca böyle hayran kalıyorum ve mal mal bakıyorum işte. Neyse… 10 tam point…


Ardından her zaman, her zaman ve her zaman ki gibi toplu bir fotoğraf çektim.


Uç kısmında Türkiye’nin sembolü lale figürü bulunan bir adet kaşığım var ve gerçekten çok beğendim çünkü yaşadığım yerde (Esenyurt) bütün direklere lale figürü asıldı bu iki günde ve şimdi böyle bir kaşık görünce de bayıldım açıkçası. ( Ben laleleri severim de.)


Bu sayfadaki stickerları sevgili Elife göndermişti. Bende ne yapsam ne yapsam diye düşünürken neden kolaj defterimde Elife için de bir sayfa ayırmayayım ki dedim ve bu stickerlları boş bir sayfaya yapıştırıp orayı Elife’ye ayırdım. (Daha öncede Volante için bir sayfa ayırmıştım. Bayramda eşleştiğim tüm arkadaşlar hakkında yorumlarımı her eşleştiğim kişiye bir sayfa ayırmak üzere bir şeyler karalayacağım. Siz değerli okuyucularıma da bloğumda yayınlayarak gösteririm.)


Sevgili Elife’nin bayram kartı kart gönderme etkinliğinde ( Bir nevi mektuplaşma) yapmış olduğu iyi dilek kartı. Bana da böyle güzel bir kart gönderdiği için teşekkür ediyorum. Gerçekten içindeki notlara bayıldım ve dediğin gibi her zaman gülümseyeceğim. Tekrar teşekkürler… ( Bu arada bayram kartı kendi yapımıdır. Bloğunda daha fazlasını bulabilirsiniz.)



Kendi yapımı bu notluğa bayıldım. Şunun güzelliğine bir baksanıza, peki o kaleme ne demeli? Üzerindeki şekillerden bazılarının “S” şeklinde olması çok hoşuma gitti. Kalem sanki benim için özel üretilmiş gibi.


Beyaz Pencerem adlı bloğumda “Yaşlanıyor muyum acaba?” diye yazmıştım ve şimdi böyle bir kitap ayracı gelince çok şaşırdım haliyle çünkü yaşlansam anca bu kadar benzerim. Bende gözlük kullanan biriyim, bende takım elbise giymeyi severim ve bende öyle şapka takarım. Pes doğrusu bu kadar benzerlik olur yani.


Yine değişik yerleri seven ve tatil kavramını müzeler ve tarihi eserler diye değiştiren biri olarak bu ayraca bayıldım.


Buda arka yüzü.


Evet, şimdi sıra kitaplarım tanıtım yazılarına ve yorumuma geldi ama öncelikle şunu söylemeliyim ki beni şaşırtan diğer ve son hususta yine bir kitap beklediğim halde üç kitap gelmesi oldu. Yani yüzümdeki o şaşkınlığı görmeniz lazımdı ya… Ne diyeceğimi bilemiyorum. Neyse kitaplarıma geçelim.

İlk Kitabım "Posta Kodu Aşk" . Yazarının Mehmet Şamil olduğu eser mektup türünde bir eser ve 117 sayfa.
Arka Kapak:
"Posta kutuma gönderdiğin yalnızlığım'ı aldım. Nazik düşüncene teşekkür. Uygun zaman ve şartlarda balkona sandalye atıp ağlamayı düşünüyorum.

... 

Önce kendimi yazıyorum sonra katlıyor ve zarflıyorum. Bekle! Pullanıp sana geliyorum."

Posta Kodu AŞK, iki şiir arasında yazılmış kırk aşk mektubundan oluşan bir kitap. Daha çok şairliğiyle tanınan Mehmet Şamil, şiir dünyasının arka çıkmazında, aşkın mektuplara nakşedilmiş sırrını ve yürekte alevlenecek duyguları paylaşıyor. 'Posta kutusuna gelen yalnızlık'la başlayan mektuplar, bütün mektupların yazıldığı kalemin kendisinden cevap gelmeyen sevgiliye gönderilmesiyle noktalanıyor. Mektup türünün farklı imkânlarını ön plana çıkarmaya çalışan şair, sizi aşkın tanıklığına davet ediyor.
Yorumum: Kitap gerçekten okumak istediğim bir eser ve başta söylediğim gibi Elife’nin takas edeli mi? etkinliğimde beğendiğimi söylediğim eserlerden biri. Kitabın yazarının Hakan Yel olduğu kitap 334 sayfadan oluşuyor ve Altın Kitaplar yayınevinden çıkmış bir roman örneği.

Arka Kapak:
Yüzyıllardır süregelen birbirine örülmüş hayatlar...
Aynı toprakları birlikte paylaşan, farklı maneviyatların insanları...
Bir fitne...
İhtirasları alevlendiren bir fikir ve gemlenemeyen bir hırsın getirdikleriyle savrulanlar.
Zeytin dallarıyla kutsanmış topraklardan şimdi kan kokusu yükseliyor.
Şiddetin tarihine yeni bir sayfa ekleniyor!

Yorumum: Yine Elife’nin etkinliğinde beğendiğim kitaplardan “Baraka”. Yazarının William P. Young olduğu eser 279 sayfa ve Profil yayınlarından çıkmış bir roman örneği.

Arka Kapak:
Bir yazarın hayal gücü ile bir ilahiyatçının tutkusu birleştiğinde ortaya Baraka gibi bir kitap çıkar. John Bunyan'ın Hac Yolunda kitabı kendi kuşağı içerisinde nasıl bir etki yarattıysa bu kitap da bizim kuşağımız içerisinde benzer bir etki yapacak. O kadar harika bir kitap
-Eugene Peterson- İlahiyat Emeritüs Profesörü, Recent College, Vancouver, Bc.

Baraka'yı okurken, bu büyüleyici romanda ortaya dökülen soruların benliğimin derinliklerinde taşımakta olduğum sorular olduğunu gördüm. Bu kitabın güzelliği, çok zor sorulara basit cevaplar getirmesinden değil, sizi umudu ve şifayı bulduğumuz bir Tanrı'nın merhametine ve sevgisine daha fazla yaklaşmaya davet etmesinden kaynaklanıyor.
-Jim Palmer- Divine Nobodies kitabının yazarı.

Baraka, bir nevi Tanrı'nın kalbine doğru bir davetiye. William Paul Young'ın sık sık beni Tanrı'dan ve kendimden ayıran perdeyi büyük bir zarafetle kaldırmasını gözyaşları ve neşe içerisinde okurken büyük bir dönüşüm geçirdiğimi hissettim.
-Patrick M. Roddy- Abc News kanalının Emmy Ödüllü Yapımcısı.

Baraka, Tanrı hakkındaki görüşünüzü sonsuza dek değiştirecek.
-Kathie Lee Gifford- Nbc kanalının Today Show programının sunucularından.

Kesinlikle bugüne kadar okuduğum en iyi kitaplardan biri.
-James Ryle- Hippo in the Garden kitabının yazarı.

 
Son olarak bana bu kadar güzel hediyeler gönderip yüzümde kocaman bir gülümseme yaratan sevgili Elife’ye ( H.B. ) çok ama çok teşekkür ederim.


Pinuccia ile Kitaplaştık ki Biz...

Bugün mutluluk üzerine mutluluk yaşıyorum. Evime bir Yurtiçi Kargo’dan birde PTT Kargodan Kitaplaşalım mı? etkinliğinde eşleştiğim arkadaşlardan kitaplarım geldi ve hepsi beni çok ama çok mutlu etti. Öncelikle bu post’ta sevgili Pinuccia ile eşleşmem sonucunda gelen kitaplarımdan bahsedeceğim. Bu arada kendisinin hem Türkçe hem de İngilizce olarak yazdığı bir bloğu var adı Pinuccia's World of Books / Pinuccia'nın Kitapları hepinizin mutlaka bir göz atması gerekiyor. Biz birbirimize etkinlik dahilinde bir kitap gönderecektik ama ben etkinlik sahibi olarak her okuyucuma üç kitap gönderdim ve Pinuccia’nın kargosu gelipte paketten iki kitap çıkınca haliyle kısa bir süre şaşkınlık yaşadım. Kendisine bu hususta çok ama çok teşekkür ediyorum. Neyse yazımıza başlayalım.

Önce paketi açmadan bir kare çektim. Ben paketleme konusunda çok ama çok beceriksiz olduğum için sadece kurdeleyle sarıp paketimi öyle göndermiştim. Aman boş verelim paket sade ve şık. (Yemekteyiz programında gibi hissettim kendimi. Dış Ses “Sizce sofra nasıl Selim Bey”.
“Imm… Sofra sade ve şık dış ses gardaş.”)


Ardından Toplu bir resim her zamanki gibi…

Damla Sakızı aromalı Nurettin Kocatepe Türk Kahvesi ( Bir Kutu… Vaov)

Bu ayraca bayıldım. Tam bloğumun ismine yakışır bir kitap ayracı olmamış mı sizce?


"Kitapsızın hakkından UGT gelir." yazıyor ayracımın üstünde ama ben UGT’nin açılımını bilmediğim için bir şey diyemeyeceğim.

Evet, sıra kitaplarımın arka kapak yazılarına ve yorumlarıma geldi.

Yorumum: Carmilla benim bloğumda tanıtım yazısını yazdığımdan beri okumak istediğim bir kitaptı. Yazarının Sheridan Le Fanu olduğu kitap 112 sayfa ve Can Yayınlarından çıkmış.

Arka Kapak:
Gençlik ve yalnızlık, güzel bir kızı doğaüstü güçlerin eline düşürebilir mi?

Carmilla genç bir kız ile esrarengiz bir kadının ilişkisi üzerine kurulu bir öykü. Konuk olduğu malikâne ve çevresinde kısa sürede dehşetin ve ölümün ikizi haline gelen dişi bir vampirin, edebiyatın ilk lezbiyen vampirinin öyküsü.

Konusu, kişileri ve tekniğiyle Bram Stoker'ın Dracula'sı üzerinde azımsanamayacak izler bırakan, sonraları Edgar Allan Poe'nun deneyeceği gotik tarzıyla dikkat çeken Carmilla, çarpıcı ve bir o kadar da kışkırtıcı.

Sheridan Le Fanu'nün kadınları, karanlığa eğilimleri ve ölüme yakınlıklarıyla, içimizdeki vampire ayna tutuyor. Lezbiyen aşk, kıskançlık ve cinsel arzunun kıskacında, Carmilla, vampir motifini benliğimizin karanlık sureti olarak yüzümüze vuruyor.

Carmilla, gotik vizyonun tekinsiz doğasını bugüne taşıyan örneklerden.

 
Yorumum: Madde 22 yazarının Joseph Heller olduğu toplam 618 sayfalık bir eser ve İthaki Yayınlarından çıkmış. Böyle fazla sayfa yapısına sahip kitapları pek sevmesem de okumayı deneyeceğim. Eğer okursam da zaten kitap analizini yaparım.

Arka Kapak:
Madde 22 bugüne kadar okuduğunuz hiçbir romana benzemiyor. Kendine has bir mantığı, bambaşka karakterleri var. Joseph Heller’ın acı gerçekleri sipsivri bir alayla iğnelediği bu 20. yüzyıl klasiğini okurken savaşı, yaşamın acımasızlığını, iktidarın yeri geldiğinde nasıl bir canavara dönüştüğünü görüp kimi zaman korkacak kimi zaman kahkahalar atacaksınız.

2. Dünya Savaşı sırasında Amerikan ordusunda bombardıman pilotu olarak görev yapan Yossarian’ın öyküsü, çivisi çıkmış bir dünyanın küçücük bir modeli aslında. Okurken bugün dünyada yaşananlarla kitaptaki öykü arasındaki bağlantıyı kurup aslında ne kadar absürd, çılgın, ürkütücü ve kin dolu bir dünyada yaşadığınızı fark edeceksiniz. “Tek bir açmaz vardı, o da Madde 22. Bu madde, insanın gerçek ve yakın tehlike karşısında kendi güvenliği için endişelenmesinin zihnin rasyonel bir süreci olduğunu belirtiyordu. Orr deliydi ve uçuştan men edilebilirdi. Tek yapması gereken uçuştan men edilmesini talep etmekti; ve bunu yapar yapmaz, deli olmadığı anlaşılacaktı ve başka görevlerde uçması gerekecekti. Orr’un başka görevlerde uçması için deli olması gerekirdi, aklı başında olsa uçmazdı; ama aklı başındaysa uçmak zorundaydı. Uçarsa deli demekti ve uçmak zorunda değildi; ama uçmak istemiyorsa aklı başındaydı ve uçmak zorundaydı. Madde 22’deki bu şartın mutlak basitliği Yossarian’ı derinden etkiledi. Saygıyla ıslık çaldı.”

Son olarak bu güzel hediyelerinden dolayı sevgili  Pinuccia (P. Çelebi)'ya çok teşekkür ederim.