Sevgili delikitap’ın Kitap Bahçesi adlı bloğunda yaklaşık 1 ay önce düzenlemiş olduğu “Kitaplaşalım mı?” etkinliğinde 1 hafta önce sevgili Volante ile eşleşmiş ve bende geçen pazartesi günü göndermek istediğim ve seveceği düşündüğüm kitapları göndermiştim.(Sağ olsun kendisi bu konuda çok güzel bir post yayınlamış.) Kendiside bazı sebeplerde dolayı geciken kargosunu sağ olsun dün PTT Kargo aracılığıyla APS ile hızlı bir şekilde göndermiş ve paket daha önce geleceği düşünerek 3 gündür gözüm yolda beklerken bugün KPSS işleri için okula gittiğim sırada gelmiş. Neyse ki evdekiler söylediğim gibi paketi açmamış. Ben tabi ki daha fazla bekleyemeden paketi açmak istedim ama bu heyecanını dolu dolu yaşamak istiyordum ve bu yüzdende paketi yavaş yavaş açtım. Sizinde benim heyecanıma ortak olmanızı istediğim için birkaç fotoğrafla ve bazen de birkaç cümle yazarak anlattım. Umarım beğenirsiniz. Ben gerçekten çok beğendim bu yüzdende bizi eşleştiren delikitap’a ve kitaplaşma arkadaşım Volante’ye sonsuz teşekkürler.
Kahramanlarımız, Merderan´ın Sırrı´nda Öte Diyarlar´dan Perg´e dönüyorlar ve gizemli bir kadının eşliğinde zorlu bir yolculuğa çıkıyorlar. Peşlerindeyse özgürlüklerini bu üç garip adama borçlu olduklarını bilmeyen eğitimli avcılar var. Bu ölüm-kalım savaşında hayatta kalabilmek için amansız bir mücadele vermeleri gerek.
Perg Efsaneleri´nin bu ikinci kitabı, hayal gücünü zorlayan bir ortamda, önyargılar, entrikalar, fedakârlık, aşk, hastalık ve acı üzerine soluk kesen bir öykü...

Her zamanki gibi önce toplu bir fotoğraf…

Kitap ayracı tek kelimeyle mükemmel… Üzerindeki söze bayıldım ve kesinlikle katılıyorum.

Küçük hediye paketlerim ve üzerindeki kuş ve civciv stickerlarına bayıldım ve onlar için özel bir yer ayarladım.Biraz daha aşağıda…
Biraz daha…
İşte buldun o kadarda zor değilmiş değil mi? Bu sayfayı sevgili Volante’ye ayırdım. Onun hakkındaki görüşlerimi ve şu anki duygularımı yazacağım.

Bunlarda küçük hediye paketlerimden çıkan eşantiyonlarım ve bayıldığı söylemeliyim. Soldan sağa doğru şöyle bir bakacak olursak Doğuş marka bir yeşil çayımız (Green Tea) var. Sonra bir adet Nescafe 3ü1 arada kahvemiz var ki ben çok severim ve son olarak iki adet Faber-Castell Grıp Fınepen (0,4) kalemimiz var. Biri su diğeri gök mavisi var ki su mavisi benim çok hoşuma gitti.
Ve beklenen an işte kitaplarım (Sanırım burada davullar çalmalıydı).Neyse kitaplarım en sevdiğim türlerden birine yani mitoloji türüne ait ve aynı zamanda bir Türk yazara yani Barış Müstecaplıoğlu’na ait ve yine aynı zamanda bir seri kitabı. Sağ olsun Volante serinin ilk iki kitabını göndermiş. Bu kitapları çok beğendim ama şu anda okumadığım için bir şey yazamam ama okuyup beğenirsem ki bloğumda kitap analizinde de bulunacağım, serinin geriye kalan iki kitabı olan “Bataklık Ülke” ve “Tanrılar Alfabesi”ni almayı düşünüyorum. Sanırım fazla uzattım işte kitaplarım ve Arka Kapakları:
Önce birinci kitabım "Korkak ve Canavar"
Arka Kapak:
Geçtiğimiz on yılda Fantazi Edebiyatının önemli örnekleri Türkçeye çevrildi: Hem geniş bir okuyucu kitlesiyle buluştu hem de kendi 'fan' çevresini oluşturdu.
Bundan sonraki soru, Türkçenin kendine has bir fantastik roman geleneği yaratıp yaratamayacağıydı. İşte Barış Müstecaplıoğlu'nun romanı Korkak ve Canavar bu soruya verilen ilk cevap: Artık Türkçe'de fantastik roman yazılabileceğini biliyoruz. Her açıdan bir 'ilk' Korkak ve Canavar: Hem bir 'ilk' romanı, hem de Türkiye'de Fantazi Edebiyatının 'ilk' romanı.20. yüzyıl fantastik roman geleneği ile Türkiye fantastik kültür geleneğinin bir araya gelmesinden ne denli güçlü bir anlatı çıkabileceğini gösteriyor bize.
Leofold, Guorin ve Geryan, çok yakından tanıdığımız zayıf ve güçlü yanlarıyla, gönülsüzce girdikleri bir ölüm-kalım mücadelesinde kendi güçlerini ve cesaretlerini keşfetmeleriyle de 'ilk' olacaklar. 'İlk', ama son değil. Perg Efsaneleri yakında ikinci kitabıyla, Leofold, Guorin ve Geryan'ın yeni maceralarıyla sürecek.
Bundan sonraki soru, Türkçenin kendine has bir fantastik roman geleneği yaratıp yaratamayacağıydı. İşte Barış Müstecaplıoğlu'nun romanı Korkak ve Canavar bu soruya verilen ilk cevap: Artık Türkçe'de fantastik roman yazılabileceğini biliyoruz. Her açıdan bir 'ilk' Korkak ve Canavar: Hem bir 'ilk' romanı, hem de Türkiye'de Fantazi Edebiyatının 'ilk' romanı.20. yüzyıl fantastik roman geleneği ile Türkiye fantastik kültür geleneğinin bir araya gelmesinden ne denli güçlü bir anlatı çıkabileceğini gösteriyor bize.
Leofold, Guorin ve Geryan, çok yakından tanıdığımız zayıf ve güçlü yanlarıyla, gönülsüzce girdikleri bir ölüm-kalım mücadelesinde kendi güçlerini ve cesaretlerini keşfetmeleriyle de 'ilk' olacaklar. 'İlk', ama son değil. Perg Efsaneleri yakında ikinci kitabıyla, Leofold, Guorin ve Geryan'ın yeni maceralarıyla sürecek.
ve sonra ikinci kitabım "Merderan'ın Sırrı"
Arka Kapak:
Leofold, Guorin ve Nume... Korkunç bir canavar, kendi halinde bir köylü ve dışlanmış bir prom. Biri içindeki tüm korkulara karşı koydu, biri hayatındaki en değerli varlığı feda etti. Perg´i saran savaşı durdurmak için tanrıların karşısına dikildiler. Korsan gemilerini kovalayıp, korkunç yaratıklarla savaştılar.
Kahramanlarımız, Merderan´ın Sırrı´nda Öte Diyarlar´dan Perg´e dönüyorlar ve gizemli bir kadının eşliğinde zorlu bir yolculuğa çıkıyorlar. Peşlerindeyse özgürlüklerini bu üç garip adama borçlu olduklarını bilmeyen eğitimli avcılar var. Bu ölüm-kalım savaşında hayatta kalabilmek için amansız bir mücadele vermeleri gerek.
Perg Efsaneleri´nin bu ikinci kitabı, hayal gücünü zorlayan bir ortamda, önyargılar, entrikalar, fedakârlık, aşk, hastalık ve acı üzerine soluk kesen bir öykü...
Son Bir not: Sevgili Volante ilk kitaba bir not iliştirmiş ama fotoğrafta yazılar belli olmadığı için buraya yazmak istiyorum.
Volante; "Fantastik kitaplar sevdiğini söylemiştin. Kitapçıda da bunları görünce hemen aldım. Umarım beğenirsin :)" diye yazmış.
Bende gerçekten iyi ki almışsın diyorum. Gerçekten benim için çok güzel bir kitaplaşma oldu.Tekrar teşekkürler ve kitaplar muh...te...şem...












