"Şifacı"



Kitabın Adı: Şifacı
Orijinal Adı: Venetian Contract
Yazarı: Marina Fiorato
Çeviren: Ayhan Ece Şirin
Yayınevi: Arkadya Yayınları
Türü: Tarihi, Gizem, Tıbbi
Sayfa Sayısı: 442
Satın Al: D&R

Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
Dünyaya hükmeden iki güç…
İmparatorlukta saltanatı elinde tutan bir kadın: Nur Banu Sultan.
Ve ölüm döşeğindeyken ortaya çıkan müthiş bir sır.

1580’ler, Osmanlı İmparatorluğu… Haremdeki kadınları iyileştiren bir şifacı olan Feyra, bir sabah yine her zamanki gibi Topkapı Sarayı’nın yollarını arşınlayıp hareme gittiğinde, sultan Nur Banu’nun hasta olduğunu görür. Başlangıçta bu durumu pek önemsemeyen Feyra, bir süre sonra Nur Banu’nun zehirlendiğini anlar ve Nur Banu’nun son saatlerini rahat geçirmesi için kendisine ilaç verir. Bu esnada Nur Banu Sultan, Feyra’yla yıllardır sakladığı sırrını paylaşır: Feyra, Nur Banu Sultan’ın kızıdır. Son anlarında gerçekleri dile getiren Nur Banu Sultan, ayrıca oğlu Murat’ın Venediklilerle kendisine olan düşmanlığından bahsedip hazırladığı tuzağı anlatır. Feyra’yı uyaran Nur Banu Sultan, kendisine iki büyük devletin kaderini belirleyecek önemli bir görev verir. Hem imparatorluğun hem de Feyra’nın babasının kaderi Feyra’nın ellerindedir artık.

Yorum

Yorumum Spoiler içermez!
Kaptan-ı derya Timurhan Murat’ın kızı Feyra Adalet, Osmanlı sarayında cariyelerden ve Nurbanu Sultan’dan sorumlu bir doktordur. Bir gün onu yetiştiren hocasından Nurbanu Sultan’ın hasta olduğunu öğrenir ve onu muayene etmek için yanına gider. Muayene ederken en son üzüm yiyen Nurbanu Sultan’ın zehirlendiği öğrenen Feyra, ölmek üzere olan Nurbanu’nun  son anlarında yanındadır ve Nurbanu, Feyra’ya daha önceden öğrettiği Venedik diliyle: kendisinin asıl adının Cecilia Baffo olduğunu ve daha önce Venedik’ten feyra’nın babası Timurhan ile kaçtığını, ama kendisine hamileyken II. Selim tarafından alı konularak onun kadını olduğunu, oğlunun Venediklilere tuzak kurduğunu ve Feyra’nın bu tuzağı engellemesini anlattıktan sonra ölür. Bu arada Nurbanu’nun II.Selim’den olan oğlu III.Murat tahtta oturduğu ve Venediklilerden nefret ettiği için Feyra’nın babasını da kullanarak bir gemi hazırlatır ve bu gemiyle birlikte hem Feyra’nın babasını, hem de dört adamını Venedik’e veba salgınını hasta bir adam vasıtasıyla yaymaya çalışır. Üvey kardeşi III.Murat’ın kendisini cariyesi ve gözdesi yapmak istediğini öğrenen Feyra da gizlice Sultan’ın adamlarından kaçarak gemiye saklanır ve Venedik’e doğru yol alır. Yalnız veba zaten Venedik’e yayılmıştır ve çare bulunamamaktadır. Üstelik Feyra’nın babası da vebaya yakalanmıştır.

Yorumumu konudan dolayı sona sakladım. Açıkçası şunu söylemeliyim ki, kitap müthiş bir tarihi dokuya sahip ve yazarın yardımcıları çok iyi çalışmış Osmanlı kültürü, yaşantısı, mimarisi ve tıbbı hakkında. Öyle ki, bir ara ‘yazar Türk mü?’ diye bile düşündüm. Bizim kültürümüzü ve dinimizi ve her şeyi yani o kadar güzel anlatmıştı ki bu kitap. (Bizim yazarlarımız gibi yalan yazmamış veya geçmişimizi kötülememiş.) Bu arada yazarın bu ilk kitabı değilmiş Arkadaş Kitapevi baskısıyla da iki-üç kitabı yayınlanmış daha önceleri.
Kitapta beğenmedim kısımsa, Nurbanu Sultan’ın başka birinden bir çocuğu olması ve II. Selim’in zorla Feyra doğduktan sonra Nurbanu’ya sahip olması. Bunların dışında bir de yayınevi yalanları ve yanlışları var. Kitabın adı: “Şifacı”, ama orijinal adı: “Venedik Sözleşmesi”. (Gerçi adı Venedik Sözleşmesi olsa almazdım herhalde.) Hal böyleyken kitapta pek tedavi olayı göremedik. Yani, biraz atraksiyon bekledim. Hasta iyileşmesi bekledim, ama yok tabiî ki. (Çok az vardı!) Diğer bir unsur arka kapakta “Nurbanu”nun ayrı yazılması. Nurbanu birleşiktir Arkadya Yayınları bilginize. Yani kısacası kitap tarih severler için oldukça güzel ve etkileyici. Tavsiye edilebilir ama, yine de son söz sizin! Şunu da söylemeliyim: Kitap tarihi bir kitap olduğu için dalgasız deniz gibi. Durgun yani...

Puanlama:


"Mucizevi Mandarin"



Kitabın Adı: Mucizevi Mandarin
Yazarı: Aslı Erdoğan
Yayınevi: Everest Yayınları
Türü: Anı, Deneme
Sayfa Sayısı: 142
Satın Al: D&R

Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
Dünya okurlarınca “geleceğe kalacak elli yazar” arasında sayılan Aslı Erdoğan’ın il öykü kitabı: Mucizevi Mandarin. Yalnızca Türkçe’de değil çevrildiği yabancı dillerde de aynı ilgiyi uyandırmış bir kitap. Hoyratlığın karşısında ince ve güçlü bir direnç…



Yorum

Herkese yepyeni beğenmediğim, bunaldığım bir kitap yorumundan daha merhabalar. Aslında o kadar büyük bir hevesle başlamıştım ki anlatamam, ama kitapta beğendiğim birkaç söz ve ilk üç sayfalık giriş bölümü dışında kitap beni kendinden oldukça uzaklaştırdı. Arka kapak yazısında öykü kitabı demesine de bakmayın, çünkü; bildiğiniz deneme türü bir kitap. Ben okurken bazı sözlerin gücünü de hissettiği söylemeliyim yalnız. Alıntı yapmak isterken bile yapamayacağınız şekilde metine kök salmış sözler. Biraz okurken de kızlara yönelik olduğunu hissettim bu kitabın ki bu da yazarın bize kendini unutturamaması yüzünden gerçekleşti. Metinden kopmalıydı bence. Bir diğer unsur yazarın cinselliği bir haz unsuru gibi sürekli yazması ve Türk insanını olabildiğince yerden yere vurmasıydı. Kısası mı? – Bazı kitaplar vardır ki göz alabildiğine kalındır ama, bir çırpıda okunur. Bazı kitaplar vardır ki, ince görünür, gönül coşturur, ama bu kitap gibi içiten içe seni doldurur. Yani ben pek beğenmedim. Bu arada ilk kısım belki öykü sınıfına girer. Nedeninin bir türlü yazılmadığı bir gözü kör veya kör olmak üzere bir kızın hikayesini anlatmakta. Kızımız Türk bu arada!?

Puanlama:

~~Alıntılar~~

"Çocukluğuma ilişkin bir noktanın daha açıklığa kavuşması gerekiyor; o da, daha o zamanlarda bile içimde bir tutam delilik taşıdığım. Şu çileli, bereketli, köhne dünyamızın düş düş kırıklıklarına dayanamayıp da deliliğin acıya dayanıklı avuntusuna sığınanlardan değilim, sonradan görme delilerden yani." (Sayfa 7)

"Bir şehir, ancak içinde sevdiğiniz biri olunca yaşamaya başlar." (Sayfa 9)

"Bir erkek, karşına kurulmuş, sanki sen onun kaburga kemiği bile etmezmişsin gibi bir tavırla, senin hakkında, geçmişin, geleceğin, ne olduğun, ne olamayacağın hakkında ahkam kesmeye kalkışınca onu sakın dinleme. Sana kalçalarının fazla yağlı, göğüslerinin sarkık, gözlerinin daima uykulu olduğunu, kafanın pek hızlı işlemediğini söylüyorsa, edebiyat zevkini bayağı bulup, lisansüstü çalışmana ya da acemiliklerle dolu ilk şiirlerine, bestelerine bıyık altından gülüyorsa anında bırak onu. Hele hele, bir de tutmuş senin asla mutlu olamayacağını ileri sürüyorsa, haddini bilmez bir alçaktır, burnunun üzerine bir yumruk hak etmiştir." (Sayfa 25)

"Kaçmanın ağır cezasıdır sürgün, geçmişini bir kez terk eden, ona bir daha hiç geri dönemez." (Sayfa 71)

"Köşeye sıkıştırılan hayatın çığlığını duyar ve alayla gülümser ölüm. O herkese farklı bir yüzünü gösterir ve yüzü maske gözleri kadar sır doludur." (Sayfa 96)

"İnsan karanlık, dipsiz bir kuyudur. Acısının derinliklerinde boğulur." (Sayfa 97)

"Topraklar, sahip olmak için değil, hatırlanmak içindir." (Sayfa 107 - Don Juan'ın Sözü)

"Gökyüzü yaşayanlarınca, toprak ölülerindir." (Sayfa 107)

" 'İstanbul, yorgun ve alımlı bir kadın,' diye düşündüm, 'onca hor kullanılmış olmasına karşın güzel kalmayı başarmış, kalbi yaralı bir yosma. Değerini hiç bilmeyen erkeklerle yatmış; güzelliğini, her defasında azar azar yitirerek sunmuş onlara ve bğışlamış. Kolayca ele geçirilen ama hiç ulaşılamayan mağrur, benzersiz bir kadın.' "(Sayfa 118)

"Bir insanı gerçekten sevmek, onun tuhaflıklarını, hiç kimsenin, kendisinin bile benimseyemediği, hatta fark etmediği huylarını sevmektir. İnsanların en esaslı yönleri uyumsuzluklarında saklıdır çünkü." (Sayfa 122)

"İnsan anlatacak bir şeyi kalmayınca susmalıdır." (Sayfa 127)


"Kan ve Tuz"



Kitabın Adı: Kan ve Tuz
Orijinal Adı: Blood and Salt
Yazarı: Kim Liggett
Çeviren: Aslı Dağlı
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Türü: Gizem, Romantik, Fantastik, Gerilim
Sayfa Sayısı: 360
Seri Adı: Kan ve Tuz I. Kitap
Satın Al: D&R

Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
KAN VE TUZ…
Ash Larkin’in annesinin, uzun süredir kaçtığı ruhani halkına geri dönmeden önce ağzından çıkan son kelimelerdi. Annesini arayan Ash’in yolu Quivira’ya düştüğünde, zamanın ötesindeki bu kasabada uğursuz ve kadim bir şeylerin varlığı onu tutsak etmişti.
Ash bir yandan, atalarından kalan, kavuşamayan aşıklar ve ölümle, simyayla ve ölümsüzlükle bezenmiş anılarla başa çıkmaya çalışırken, bir yandan da sırlarla dolu ve kan bağıyla yasaklanmış Dane’den uzak durmaya uğraşıyordu.
Bu esnada Quivira halkı 500 yıldır süregelen bir törene hazırlanırken, Ash sadece annesini kurtarmak için değil kendisi için de savaşmak ve çok geç olmadan Quivira hakkındaki gerçekleri ortaya çıkarmak zorundaydı. Tamamen kan ve tuzla sarmalanmadan önce.
Yorum

Kan ve Tuz… Kan ve Tuz…
Bu kitap için gerçekten tuhaf duygular besliyorum. Beğendim mi? –Kesinlikle, ama “Voav!” diyecek kadar değil. Nefret mi ettim? – Belki biraz. Yani konu olarak güzel ama işleyiş olarak, fazla whatpadimsi, yani gençlere yönelikti ve fazlasıyla Percy Jackson serisine ve melez kampına benziyordu. Yalnız sıkılmadan okudum ve oldukça akıcı buldum diyebilirim. Bir diğer unsurda kitap seriymiş ve keşke başlamasaydım dedim. Zira, bir seriyi sevsem de, sevmesem de devam etme huyum var. Elimde yarım kalmış serileri tamamlarken belki de bu kitabın karakterlerini unutacağım. Neyse, kitap konusuna gelelim.
Ashlyn (Ash), annesi ve kardeşi Rhys ile inişli-çıkışlı bir hayat yaşamaktadır. Annesinin bazı sırları vardır ve bu sırlarını hiçte açmaya gönüllü değildir. Kendisi ise sürekli olarak asılmış kız hayaletleri görmektedir. Bir gün Ash, rüyasında bir kadının (Katia) hem kendi, hem de Ash’in elini kesip kanlarını birbirine değdirerek karıştırdığı görür. Ardından siyah bir kurdele kadından uçarak boynuna dolaşır ve fiyonk şeklini alır. O günden sonra Ash hem karakter olarak, hem görünüş olarak biraz değişir ve kafasında sesler duymaya başlar. Durumu kapalı bir kutu olan annesine anlattığında ise; annesinin gözleri büyür ve “Bizi buldular!” diyerek masanın üzerine para ve altın külçeleri koyarak hem kendisine, hem de kardeşine pasaportlarını vererek dokuzuncu kattan aşağı atlar. Yalnız ölmemiştir ve eski, kaçtığı kabilesine dönmüştür. Kendilerini güvende hissetmeyen iki kardeş annelerini bulmak üzere, eski kabileye yolculuk yapıp, kabilenin sırlarını öğrenmeye ve annelerini yeniden bulmaya çalışarak gerçeği de bulacaklarına inanırlar.
Puanlama:

~~Alıntılar~~

"Kimi zaman son bir bakış insanın zihninde cevaptan çok soru doğurur." (Sayfa 110)
"Korkmak iyidir. Yaşamak için hala bir nedenin olduğu anlamına gelir." (Sayfa 115)
" 'Sonsuza dek yaşamak ister miydin?' diye sordu Carter.
'Hayır,' dedim terettür etmeden. 'Bana verilen kısa yaşamla baş etmeye çalışırken bile yeterince sorunum var.'" (Sayfa 203) (Kız benim kafadan. bide adamlar ölümsüzlük isterler. Hıh...)
"Hepimiz kanımızda hem iyiliği hem de kötülüğü taşırız. Kanımızla ne yapacağımız ise bize kalmıştır." (Sayfa 214)
"Atılan her büyük adımın taşlarını kurbanlar dizer." (Sayfa 266)


"Tepki"



Kitabın Adı: Tepki
Orijinal Adı: Firestarter
Yazarı: Stephen King
Çeviren: Füsun Doruker
Yayınevi: Altın Kitaplar Yayınları
Türü: Gizem, Korku, Gerilim
Sayfa Sayısı: 398
Satın Al: D&R

Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
MASUMİYET VE GÜZELLİK, KÖTÜLÜK VE DEHŞETİ ATEŞLEYİNCE, GENÇ KIZ İÇİNDE GELİŞEN KORKUNÇ GÜCÜN ETKİSİYLE ÇILGINLIK ALAMETLERİ SERGİLEMEYE BAŞLAR…

Andy McGee ve Vicky Tomlinson 1969 yılında gizli bir örgütün piyasaya sürmek istediği bir ilacın ilk denemelerine katılmışlardı. Bir yıl sonra evlendiler ve küçük kızları Charlie doğdu. Charlie üç yaşındayken, bakışları ile oyuncak ayısını tutuşturdu.
Charlie sekiz yaşına gelince duygularını kontrol altına almayı öğrendi. Artık istediği zaman yangın çıkarabiliyordu.
Ama gizli örgüt, bu “büyük etkili, küçük silahı” kullanmayı planlıyordu.
Yorum

Yepyeni bir kitap yorumundan daha MERHABALAR. Bugün sizlere hayatım boyunca okumuş olduğum ikinci Stephen King kitabını yorumlayacağım. (Birincisi, “Carrie-Günah Tohumu”) Dediğim gibi bu benim ikinci Stephen King romanı ve bu kitap ile gerçekten Stephen King kitapları okumanın bir yaşı olduğunu öğrendim. Zira, iki yıl önce bu kitabın ilk iki – üç bölümünü okumuş ve sıkılmıştım, (Hem de feci halde.) ama şimdi, bu kitap ile Stephen King’e aşık oldum ve tüm kitaplarını alıp okumak istiyorum. Deli gibi istiyorum. Konusuna biraz değinecek olursak (Korkmadan okuyabilirsiniz kitapseverler):
Andrew (Andy) ve Virtoria (Vicky), iki üniversite öğrencisidir. Andy, paraya ihtiyacı olduğu için ve Vicky kendi isteğiyle, 200 dolar ödül verilen bir ilaç deneyine katılır üniversitede. Bu deneyin amacı biraz farklıdır. Bu deney sonucunda Andy, beyniyle insanların fikrini değiştirebilmektedir, ama bunu yaparken de şiddetli baş ağrıları çekmektedir. Vicky ise; küçük birkaç nesneyi hareket ettirebilmektedir. O günden sonra araları iyi olan bu ikili birbirinden hoşlanır ve evlenirler. Bu evliliklerinden alevler yaratıp, yangınlar çıkarabilen Charlie dünyaya gelir, ama bu durum ilk deneyi gerçekleştiren ve kendilerine Dükkan diyen devlet örgütünün ilgini çeker ve Charlie’yi delicesine isterler. Öyle ki, bu uğurda Vicky’i de öldürürler. Kızıyla yalnız kalan Andy, şimdi kızını delice kurtarmaya çalışacak ve bu uğurda gücünü kullanmaktan çekinmeyecektir.

Alın, okuyun, okutun!
Puanlama:

~Alıntılar~

"Ömür kısa, acılar uzundur. Hepimiz bu dünyaya birbirimize yardım etmek için geldik." (Sayfa 55)
"Bazen bilmediklerin bildiklerinden daha iyidir." (Sayfa 97)
"Tanrı bir insanın yeminini bozmaya zorlamayı çok sever. Böylece kurallarına direnmeyi ve kendini kontrol etmeyi öğretir." (Sayfa 185)
"Yeterince uzun bir manivella dünyayı yerinden oynatabilir." (Sayfa 198 - Arşimet'in Sözü)
"Görmek istemeyenler kadar kimse kör değildir." (Sayfa 249)
"Bazen yasalar ancak onları yürütenler kadar iyidir." (Sayfa 386)


"Kapital [Manga] #1 - #2"



Kitabın Adı: Kapital Manga
Orijinal Adı: Zoku Şihon-ron
Yazarı: Karl Marx, Friendrich Engels (II. Kitap)
Çeviren: H. Can Erkin
Yayınevi: Yordam Kitap Yayınları
Türü: Politika, Dram, Yaşantı, Sömürge
Sayfa Sayısı: I. Kitap (192 Sayfa), II. Kitap (192 Sayfa)
Seri Adı: Kapital Manga Serisi I. ve II. Kitap
Satın Al: D&R

Tanıtım Bülteni / Arka Kapak I. Kitap
Bu kitapta, bilimsel sosyalizmin kurucusu Karl Marx'ın başyapıtı Kapital, manga (Japonlara has çizgi roman) formunda öyküleştiriliyor. Kapital'in özü ve temel kavramları, bir peynir fabrikasındaki üretim süreçleri etrafında gelişen çarpıcı bir öyküyle iç içe anlatılıyor ve böylece genellikle göz korkutan bir eser olarak görülen Kapital çok geniş bir okur kitlesinin ilgi odağı haline geliyor.

Dünyada bir ilk olma özelliği taşıyan bu çalışmanın özgün basımı Aralık 2008'de Japon yayınevi East Press tarafından gerçekleştirildi. İçeriği ve kurgusu kadar görselliğiyle de ilgi çeken eserin yayını dünya çapında büyük yankılar yarattı, satış rakamı kısa sürede 100 bini geçti. Japonca aslından özenli bir çeviriyle Türkçeye kazandırılan kitapla Kapital'in teorik özü ve kavramları rahat okunur bir tarzda okurların dikkatine sunuluyor.

Kapital Manga, zevkli bir okuma vaat ediyor: Hem Kapital'in pasajları içinde gezinirken aylarını tüketmiş olanlar için, hem Kapital'i okuma hayalini hayata geçirememiş okurlar için... Hem Kapital'in en temel kavramlarıyla tanışmak isteyen gençler için, hem de genç-yaşlı çizgi roman ve manga tutkunları için...

Yorum

Karl Marx’ın dünyaca ünlü eseri bu sefer özetlenmiş manga versiyonuyla kapılarını aralayıp size göz kırpıyor. Kapital dünyada ezenler ve ezilenler her zaman olduğu gibi vardır. Haftada bir gün çarşıya uğrayıp babasının yaptığı peynirleri satan Robin’de artık zengin olmak istemektedir ve ezilen olmaktan sıkılmıştır. Tam da bu sırada, karşısına Daniel diye bir adam çıkar ve kendisine sermaye vermeyi teklif ederek bir peynir fabrikası kurmasını teklif eder. Tabi Robin bu teklifi babasının tüm karşı çıkışlarına karşı kabul edecek ve kısa sürede ezenler tarafına geçiş yapacaktır.

Puanlama:


Tanıtım Bülteni / Arka Kapak II. Kitap
Bu ikinci ciltle tamamlanan Kapital Manga, bilimsel sosyalizmin kurucusu Karl Marx'ın başyapıtı Kapital'i manga (Japonlara has çizgi roman) formunda öyküleştiriyor. Kapital'in özü ve temel kavramları, bir peynir fabrikasındaki üretim süreçleri etrafında gelişen çarpıcı bir öyküyle iç içe anlatılıyor ve böylece genellikle göz korkutan bir eser olarak görülen Kapital çok geniş bir okuyucu kitlesinin ilgi odağı haline geliyor.

Dünyada bir ilk olma özelliği taşıyan bu çalışmanın özgün basımı Japon yayınevi East Press tarafından gerçekleştirildi. İçeriği ve kurgusu kadar görselliğiyle de öne çıkan eserin yayını dünya çapında büyük yankılar yarattı. Eserin Ekim 2009'da Türkçeye kazandırılan ilk cildi, Japonya'da olduğu gibi Türkiye'de de ilgiyle karşılandı.

Kapital Manga'nın ikinci cildinde, Marx'ın ölümünden sonra Kapital'in ikinci ve üçüncü ciltlerini yayına hazırlamış olan Friedrich Engels, anlatıcı olarak çıkar okur karşısına. Engels, meta, para, kullanım ve değişim değeri, değişmeyen ve değişen sermaye, artık değer gibi kavramları tanımlayarak sömürünün nasıl gerçekleştiğini, kapitalist üretim sürecinin nasıl kaçınılmaz olarak bunalımlara yol açtığını, peynir fabrikası örneği üzerinden çarpıcı ve anlaşılır bir dille özetler.

Bu arada kahramanlarımız Robin ve Daniel, işlerini büyütmenin keyfini yaşamaktadırlar. Piyasaya sundukları yeni peynir çeşidi çok tutulur, satışlar artar. Patlayan talebi karşılamak için krediler alınır, fabrikanın kapasitesi artırılıp makineleri yenilenir... Her şeyin tıkırında gittiği sanılırken, genç fabrika sahipleri, kendilerini bunalımın ortasında bulurlar. Gerisi çok tanıdıktır: Kapanan fabrikalar, kapı dışarı edilen işçiler, batık bankalar... Günümüz dünyasının gerçekleri, bizim hikâyemiz!

Kapital Manga, zevkli bir okuma vaat ediyor: Hem Kapital'in pasajları içinde gezinirken aylarını tüketmiş olanlar için, hem Kapital'i okuma hayalini hayata geçirememiş okuyucular için... Hem Kapital'in en temel kavramlarıyla tanışmak isteyen gençler için, hem de genç-yaşlı çizgi roman ve manga tutkunları için...

Yorum

Karl Marx’ın ölümünden sonra Karl Marx’ın notlarıyla yazılan “Kapital” in 2. ve 3. cildinin mangası olan bu kitapta, bolca 2. ve 3. cildi yazan Friendrich Engels’ı görmekteyiz. Hikayemiz daha bilimsel terimler yüklü ve daha politik olduğu için biraz sıkıcı, ama yinede ilk hikayeye devam edilmekte. Peynir fabrikası sanayileşmeyle beraber büyümüştür. Bu büyümeyle birlikte insan gücünün yerini alan makineler halkı işsizliğe ve haliyle açlığa sürüklemiştir. Halk gitgide hırsızlığa yönelmiş ve ellerinde para olmadığı içinde boğazından daha kısmaya başlamıştır. Hal böyle olunca büyük fabrikalar da borçlanmaya ve batmaya mahkum olmuştur.
Açıkçası ilk cilt daha bir güzeldi.
Puanlama: