"Tokyo Gul (Ghoul) Serisi #1 - #6"



Kitabın Adı: Tokyo Gul (Ghoul)
Orijinal Adı: Tokyo Ghoul
Yazarı: Sui İşida
Çeviren: İlke Güntan, Hümeyra Özcan
Yayınevi: Gerekli Şeyler Yayınları
Türü: Gizem, Korku, Fantastik, Dram, Macera
Sayfa Sayısı: 232
Satın Al: D&R
Seri Adı: Tokyo Ghoul Serisi #1 - #6

Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
Kitap okumayı seven Kaneki, sıklıkla gittiği kafede kendisi gibi kitap okumayı seven bir kızla karşılaşır. Rize adındaki bu güzel kızla beraber güzel bir gün geçiren Kaneki, onu evine bırakırken bu güzel kızın gerçek kimliği öğrenir ve şok olur. Rize, son dönemde sıklaşan cinayetlerin faili guldur. Kaneki'yi yemek için böyle bir tuzak kurmuş olan Rize, iştahla avını parçalarken yanlarındaki inşaattan düşen demirler nedeniyle ölür. Rize'nin iç organlarının kendisine nakledilmesiyle hayatta kalan Kaneki, yarı insan/ yarı gul bir varlık olur. Yeni kimliğini kabullenemeyen Kaneki, kendini, gulların peşindeki polisler, polislerin peşindeki terörist gullar ve bu karmaşa arasında insanlarla huzur içinde yaşamak isteyen gulların dünyasında bulur. Yeni tanıştığı insanlara çabucak güvenmek gibi kötü bir özelliği olan Kaneki'nin başı beladan kurtulmayacaktır.

Tokyo'da bir umutsuzluk saklanıyor. İnsanların arasına karışıp onları avlayan ve bu cesetlerle beslenen esrarengiz insanlar. İnsanlar onlara 'gul' diyor. Genç bir adam, bu esrarengiz insanlardan biriyle tesadüfen karşılaşınca kaderi aksi yönde değişmeye başlar!

Yorum

Herkese yepyeni bir manga yorumumdan daha Merhabalar,
Yaklaşık 8-9 günlük bir Karadeniz tatilinden yeni döndüm ve tatile gitmeden hemen önce okuduğum bu manga serisinin yorumunu hemen yazmak istedim. Aslında konuya da değinmek istiyorum, ama tanıtım yazısında konu zaten detaylıca verilmiş.
Serinin şu anda 6 ciltlik kısımı yayımlanmış durumda. Diğer 8 ciltlik kısım da eminim hızlı bir şekilde gelecektir. Açıkçası ben çok beğendim ve okurken zevk aldım diyebilirim. Tanıtım yazısında da belirttiği gibi bir kaza sonucu yarı insan / yarı gul olan Kaneki’nin insan gibi yaşamaya devam etme arzusuna rağmen insan etini tatma isteği yüzünden yaşadıkları anlatılıyor bu seride, ama tabi bu durumun birde kötü etkileri vardır. Zira o bir yarı gul olduğu için gul avcıları olan dedektiflerle ve yarı insan olduğu için de, insan etinde farklı bir lezzet arayan gurme guller ile savaşmalıdır.
         
  Puanlama:


"Gündüzsefası"



Kitabın Adı: Gündüzsefası
Orijinal Adı: Morning Glory
Yazarı: Sarah Jio
Çeviren: Duygu Parsadan
Yayınevi: Arkadya Yayınları
Türü: Romantik, Dram, Gizem
Sayfa Sayısı: 357
Satın Al: D&R

Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
Acı ne kadar derinde olsa da zamanla tüm çiçekler güneşe döner yüzünü…

Kalbin anahtarıdır gündüzsefası. Ruhlarında en derin izleri taşıyanları bile çiçekleriyle sarmalar, filizleriyle umut taşır. İşte böyle gündüzsefasının süslediği bir yüzen evde yaşayan Penny Wentworth, 1950’li yıllarda ünlü bir ressamla evlidir. Her şeye sahip olan Penny’nin tek eksiği ise küçük evlerini taçlandıracak bir bebektir. Ancak gün geçtikçe tek eksiğinin bu olmadığını anlayacaktır çünkü sevgiyi yürekten hissetmek gerekiyordur. Onun hissettiği tek şey ise içini kemiren acıdır…

Ada Santorini New York’ta yaşadığı trajediden sonra ağır depresyondadır. Kendini toparlamak için Seattle’a Tekneler Caddesi’ne gelir. Burada kiraladığı bir yüzen evde eski bir sandık bulur. Sandıkta Penny Wentworth adında bir kadına ait eski eşyalar vardır. Gariptir ki Tekneler Caddesi’ndeki hiç kimse bu kadınla ilgili konuşmak istememektedir. Merakına yenik düşen Ada, Penny’nin gizemli geçmişine adım atarken kendi geleceğini de örmeye başlayacaktır.

Okuyucuları kalemiyle büyüleyen Sarah Jio’dan bir başyapıt daha. Gündüzsefası’nı okurken, ne kadar imkansız görünse de her şeyin bir umuda açılacağını göreceksiniz.
Yorum

Sarah Jio’dan beklenildiği gibi bir başyapıt “Gündüzsefası”.
Bu kadının en ufak bir şeyden kocaman, içinize dokunacak bir roman yazmasına bayılıyorum. Bu romanda da keza öyle olmuş ve Sarah Jio, gündüzsefası adlı bir çiçeği okuyucuları etkilemek için başarılı bir şekilde kullanmış. İlk başlarda diğer romanlarına göre sönük gelse de, konular ilerledikçe bu kitabı sevdim ve finaliyle duygulandım. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Kitabın konusuna gelirsek eğer;
Penny sıradan bir kızdır ve adab-ı muaşeret kurallarını öğrenmesi için annesi tarafından bir okula gönderilmiştir. Yine okula gittiği bir gün yağmur başlar ve yanında bir araba belirir. Bu Dexter Wentwort’tur. Tanışmalarından üç ay gibi kısa bir süre sonra Penny kendinden oldukça büyük, daha önce evlenmiş olan (Bunu Penny’den saklıyor) bu ünlü ressamla evlenip, onunla, Seattle’daki bir göl evine taşınır. Her şey hoş gözükse de araları Dexter’ın ressamlığı yüzünden sürekli evden uzaklaşması yüzünden bozulmaktadır.
Yıllar Sonra
Ada, eşi James ile kızı Ella’yı kaybetmiştir ve bu onu fena sarsmıştır. İkisini de deliler gibi seven Ada, işinden ayrılıp Seattle’a bir göl evine taşınır. Burada acısını unutmaya çalışsa da, acısı gün be gün katlanacaktır. Kısa bir süre sonra tezgahın altında bulacağı bir anahtar ve odada sehpa olarak kullanılan bir sandık onu geçmişe bir yolculuğa çıkaracak ve Penny Wentworth ile tanıştıracaktır. Merakına yenik düşen Ada araştırmaya başladığında bu evin eski sahiplerinden olan Penny’nin yıllar önce kaybolduğunu ve bulunamadığını öğrenecektir. Yalnız göl evde yaşayanlardan kimse bu konu hakkında konuşmak istememektedir.
Puanlama:


"Saatçi Peygamber"



Kitabın Adı: Saatçi Peygamber
Yazarı: Necati Göksel
Yayınevi: Altın Kitaplar Yayınları
Türü: Tarihi, Tasavvuf
Sayfa Sayısı: 264
Satın Al: D&R

Tanıtım Bülteni / Arka Kapak:
Halepli bir tüccarın oğluyken, korsanlar tarafından esir alındı. İtalya’da satılarak vaftiz edildi. Efendisi Giovanni, ülkenin en usta saatçilerindendi. Zekasıyla parladı. Ustasının gözdesi oldu. Sonra gizemli bir olay gerçekleşti ve onu başka şehirlere, başka topraklara, başka alemlere sürükledi. Her dinden, her dilden insanla yarenlik etti. Fani aşkla, ilahi aşkla savruldu durdu.

Harran şehrine geldiğinde 15 yıldır diyar diyar gezmekteydi. Hiçbir dini reddedip yok saymadan, tıpkı kendinden önceki yol erbabı gibi her inançtan insana kucak açtı. Zihinleri sorularla dolup taşanlar onun irfanından damlayan sözcüklerle kendilerini yeni ve cezbedici bir anlatıda buldular. Ardındaki kitle büyüdükçe onun ufku da büyüdü. Öyle ki, zamanın en güçlü hükümdarı Timurlenk’e yöneltti bakışlarını ve lanetini. Doğu’nun ilk saat kulesini yaptı. Saat çınladıkça fani hayatın ninnisi her yerde yankılansın istedi.

1400’lü yılların şafağıydı. Kimi ona evliya dedi; kimi ermiş, kimi peygamber, kimi de sapkın. O ise kendisine sadece “fani” sıfatını uygun gördü.

Bu romanda, İtalya’da köle olarak satılan bir Müslüman çocukken, yıllar sonra menkıbesini Doğu’da aramaya başlayan Kınalı Peygamber’in ilginç ve gizemli öyküsünü bulacaksınız.
Yorum

Halepli Müslüman bir tüccarın oğlu olan Kutay, korsanlar tarafından kaçırılarak ünlü bir saat ustası olan Giovanni’ye satılır. Kısa sürede Giovanni’nin gözüne giren Kutay, ondan; saat yapmayı, demirciliği, lisan ve dil öğrenir ve bu süre içinde onun kızı Maria’ya da aşık olur. Bu aşk karşılıklıdır, ama bir türlü birbirlerine açılamazlar ve Maria ölür. Bu aralarda Kutay’ın elinde bir cumartesi günü kızıl kınadan bir işaret belirmiştir ve hangi din adamına yorumlattıysa bunun tanrının bir işareti olduğunu ve artık dinini seçmesi gerektiğini belirtir. Yolda tekrar ustasının yanına, atölyeye dönerken bir çingeneye ekmek verir ve o da karşılığında falına bakıp doğduğu yerelerde dininin özünü araması gerektiğini belirtir. Kızı öldükten sonra Kutay’ın da azap çektiğini gören Giovanni, Kutay’ı azat eder ve böylece Kutay’ın on beş yıllık arayış sonrası Harran’a gelip küçük bir ev alır ve bir kısmını saat yapma atölyesine çevirir. İlk eserini kapının önüne çıkardığında hayretle karışık alay konusu da olur. Kısa süre sonra onunla muhabbet edenler onun ilmini dinleyip, ona biat edeceklerdir. Kimisi onu bir ermiş, kimisi ise; Peygamber diyecektir. Bu yolda birde ona inanan bir dostu olacak ve onun kızına aşık olup fani aşkı da tekrar tadacaktır. Bu dostu da Borgos adında bir tüccardır.

Okurken zevk aldığım, beğenerek okuduğum bir kitap oldu benim için “Saatçi Peygamber”.
İçindeki derin tasavvufi bilgi ile ufkunuzu aydınlatıyor diyebilirim. Beni tek rahatsız eden unsur: içindeki “Peygamber” ibaresi. Bence karakter inkar ederken sesi biraz yükselmeliydi. Onun dışında oldukça sakin giden güzel bir kitaptı diyebilirim.
Puanlama:


"Tecrübe her zaman bilgelik getirmez. Bazen iyi bir gözlemci bile bizim göremediklerimizi görebilir." (Sayfa 16)
"Beden kirliyse ruh da kirlidir. Ruh temizse beden kirli kalamaz. Bir saatin düzeneği nasıl ince bir ustalıkla çalışıyorsa insan ruhunun da cilaya ve bakıma ihtiyacı vardır." (Sayfa 32)

"İnsan bir kabuktur. Kabuğa ne sararsan sar, kabuğun şekli değişmez, önemli olan ruhtur." (Sayfa 43)

"Bir dikeni pamuğa da sarsan, yüne de sarsan, ipeğe de sarsan, açtığında tutunca elini kanatır, oysa güzel bir çiçeği kirli çaputa da sarsan açtığında göz alır." (Sayfa 44)

"Göz her şeyi görür ama kendini görmez dostum. Erdem öyle bir şeydir ki, asla kendini fark etmez. Bunu fark etttiğin andan itibaren erdem saflıktan sıyrılır." (Sayfa 58)

"Ben menkıbelerimi aramaya çıkıştım. Aradığımın, hayatın altındaki derin hikmet olduğunu kavradım ve bunu içselleştirdim. Fakat arayış hiçbir zaman bitmez. Oldum, bittim, diyemezsiniz. Dediğiniz an, sizin bittiğiniz vakittir." (Sayfa 67)

"Karşısında kendi ruhunun yansıyacağı bir ayna görürse ve karşısındaki de aynı yansımayı diğerinden alırsa bu aşktır. Bunun bir kadınla bir erkek, hemcins iki insan ya da Tanrı ile kul arasında olması fark etmez, hepsi de aşktır. Adı bazen aşk, bazen dostluk, bazen esriklik de olsa aşk bence böyle bir şeydir." (Sayfa 141)


Küçük Bir Kitap Alışverişi

Küçük bir kitap alışverişinden daha merhabalar.
Dün ailecek İstanbul-Avcılar'da bulunan Pelican Mall Alışveriş Merkezi'ne gittik. Genellikle ailecek bir AVM'ye gidiyorsak ben direk ailemden ayrılıyorum zira bizim ailede bende başka erkek olmadığı için ablamlar ve annem direk takıcı, kozmetikçi ve giyim mağazalarına giriyor ve bende bu arada kitapçıları dolaşıyorum. Pelican AVM'de bir tek İnkilap Kitapevi olduğu için oraya uğradım. Bazalarda 9.90 kampanyası olan April Yayınevi, Martı  Yayınevi ve Novella Yayınevi'ne ait kitaplar vardı. Maalesef fotograf çekemedim. :(
Bir bazada da yine yeni çıkanlar arasında dört ciltlik "1001 Gece Masalları" kitabını gördüm. Tam koleksiyonluk, ciltli baskı, ama maalesef her biri 40 TL idi. (D&R'da ciltli baskısı tükenmiş, ama incelemek isterseniz linki BURADA.)

Hal böyle olunca bende Kırgızistan'a giderken daha hafif olduğu ve fazla yer kaplamadığı için Doğu-Batı Edebiyatı klasiklerinden iki tane daha aldım. Kitaplarım:


Mantıku't - Tayr Kuş Dili - Feridüddin Attar (14.90 TL) ve
A'mak-ı Hayal - Filibeli Ahmed Hilmi (12 TL).
 
Diğer bir kitabım ise; 
Tokyo GUL adlı manga serisinin ilk kitabı.

Serinin şu anda 6.cildi yayınlanma aşamasında. Rosario + Vampire serisini de 6.cildinde bırakıp Kırgızistan'dan döndüğümde tamamlamıştım. Bunun içinde öyle düşünüyorum bakalım. Bu arada mangamız 14 TL.

Evet, bu aralar sizler neler yapıyorsunuz bakalım! Ben Necati Göksel'in "Saatçi Peygamber" kitabına başladım ve son 100 sayfam kaldı. İlerleyen saatlerde biter. Siz neler okuyorsunuz? Bana tavsiye etmek istediğiniz ve kesinlikle başla dediğiniz bir manga var mı? Yorum yazarsanız çok sevinirim.


Temmuz Ayında Neler Okudum?


Merhaba Arkadaşlar,
Bende Youtube Sayfamda daha düzenli video yayınlamaya karar verdim ve ilk videomu "Temmuzda Neler Okudum?" adıyla yayınladım. Umarım beğenirsiniz.

Temmuz ayında toplam 15 kitap ve 4 manga okumuşum. Bütün kitapların tanıtımı blogumda mevcut, ama ben yine de buraya yazayım. Eğer videomda ilginizi çeken bir kitap olursa inceleyebilirsiniz.

"Görünmez Adam" yorumu için BURAYA,
"Zaman Makinesi" yorumu için BURAYA,
"Frankastein" yoru için BURAYA,
"Yürüyen Şato" yorumu için BURAYA,
"Uçan Şato" yorumu için BURAYA, 
"Sınırdaki Ev" yorumu için BURAYA,
"Ara Dünya" yorumu için BURAYA,
"Yokyer" yorumu için BURAYA,
"Mezarlık Kitabı" yorumu için BURAYA,
"Bir Başka Defter - Los Angeles BB Seri Cinayetleri" yorumu için BURAYA,
"L - Dünyayı Değiştir" yorumu için BURAYA,
"Yıldızlar" yorumu için BURAYA,
"Thanatos" yorumu için BURAYA, 
"Gelecek Sefere" yorumu için BURAYA,
"Fırtına" yorumu için BURAYA,
"Rosario + Vampire #7 - #10" yorumları için BURAYA tıklayınız! 

Videomuzu da şuraya ekledik mi tamamdır. 


Tamam, video pek hoşuma gitmedi, ama inşallah ilerde daha iyi videolar göreceksiniz.