Aslında Fotoğrafı çekeli baya oldu ama kısmet bugüneymiş. Fotoğrafta da gördüğünüz gibi 1 adet filli, 1 adet Kurukafalı, 2 adet bulutlu dekoratif bant (Deco Bant) aldım. Kurukafalı tek bir tane kalmıştı ve sonunda bulabildim ama diğerlerinden baya gördüm. Bu yüzden sonra aynısını alırım düşüncesiyle kitaplaşalım mı? Etkinliğinde eşleşeceğim arkadaşlara 2-3 adet farklı desende deco bant göndereceğim. (Diğer 3 kitaplaşma arkadaşıma da göndermiştim.)
~Şizofren~
PSİKO ANALİST’İN YAZARINDAN MUHTEŞEM BİR KURGU DAHA!Yirmi yıl önce Francis Petrel kendi iradesi yok sayılarak ailesi tarafından bir akıl hastanesine gönderilir ve uzunca bir müddet orada tutulur. Ta ki seri cinayetler işlenip hastanenin kapıları mühürleninceye dek. Yıllar sonra, üstü örtülü ve unutulmaya yüz tutmuş olaylar silsilesi kararlı bir dedektifin soruşturma talebiyle yeniden irdelenir. Francis yaşadığı gerçekliğe dönmüş olmasına rağmen hâlâ sesler duymakta ve ancak ilaçlarla bu sesleri susturabilmektedir. O günlere dair anıları içine bir korku salar ve o da yaşadığı her anı zihninin tozlu raflarından indirip gün ışığına çıkarmaya, yazmaya niyetlenir; elinde kısalıp duran kaleme bir palamar gibi asılarak. Kağıt yerine evinin duvarlarına yazmaktadır hikayesini. Karanlığın içinde ona göz kırpıp duran, delilerin kendisine “Melek” dediği ölüm saçan gizemli bir psikopatla baş etmek hiç kolay olmayacaktır. Gerçekte böyle biri var mı yok mu, o bile bilinmezken.
“Okumayı bitirdiğinizde bile onun hikayesi zihninizi kurcalamaya devam edecek… Katzenbach’ın bu muhteşem, gerilim dolu romanı müthiş bir sürükleyicilikle sizi hayal bile edemeyeceğiniz derinliklere çekiyor.”
-The Miami Herald-
“Katzenbach zirveye yaraşır bir eser yaratmış. Nefesinizi sıkı tutun, kitap sizi hayatın içindeymiş gibi hissedeceğiniz çok farklı bir yolculuğa çıkarıyor.”
-The Denver Post-
"Korkak ve Canavar"
Kitabın Adı: Korkak ve Canavar
Yazarı: Barış Müstecaplıoğlu
Yayın Evi: Metis Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 273
Tür: Fantastik Kurgu, Macera
Seri: Perg Efsaneleri I.Kitap
Tanıtım Yazısı:
Geçtiğimiz on yılda Fantazi Edebiyatının önemli örnekleri Türkçeye çevrildi: Hem geniş bir okuyucu kitlesiyle buluştu hem de kendi 'fan' çevresini oluşturdu.
Bundan sonraki soru, Türkçenin kendine has bir fantastik roman geleneği yaratıp yaratamayacağıydı. İşte Barış Müstecaplıoğlu'nun romanı Korkak ve Canavar bu soruya verilen ilk cevap: Artık Türkçe'de fantastik roman yazılabileceğini biliyoruz. Her açıdan bir 'ilk' Korkak ve Canavar: Hem bir 'ilk' romanı, hem de Türkiye'de Fantazi Edebiyatının 'ilk' romanı.20. yüzyıl fantastik roman geleneği ile Türkiye fantastik kültür geleneğinin bir araya gelmesinden ne denli güçlü bir anlatı çıkabileceğini gösteriyor bize.
Leofold, Guorin ve Geryan, çok yakından tanıdığımız zayıf ve güçlü yanlarıyla, gönülsüzce girdikleri bir ölüm-kalım mücadelesinde kendi güçlerini ve cesaretlerini keşfetmeleriyle de 'ilk' olacaklar. 'İlk', ama son değil. Perg Efsaneleri yakında ikinci kitabıyla, Leofold, Guorin ve Geryan'ın yeni maceralarıyla sürecek.
Yazarı: Barış Müstecaplıoğlu
Yayın Evi: Metis Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 273
Tür: Fantastik Kurgu, Macera
Seri: Perg Efsaneleri I.Kitap
Tanıtım Yazısı:
Geçtiğimiz on yılda Fantazi Edebiyatının önemli örnekleri Türkçeye çevrildi: Hem geniş bir okuyucu kitlesiyle buluştu hem de kendi 'fan' çevresini oluşturdu.
Bundan sonraki soru, Türkçenin kendine has bir fantastik roman geleneği yaratıp yaratamayacağıydı. İşte Barış Müstecaplıoğlu'nun romanı Korkak ve Canavar bu soruya verilen ilk cevap: Artık Türkçe'de fantastik roman yazılabileceğini biliyoruz. Her açıdan bir 'ilk' Korkak ve Canavar: Hem bir 'ilk' romanı, hem de Türkiye'de Fantazi Edebiyatının 'ilk' romanı.20. yüzyıl fantastik roman geleneği ile Türkiye fantastik kültür geleneğinin bir araya gelmesinden ne denli güçlü bir anlatı çıkabileceğini gösteriyor bize.
Leofold, Guorin ve Geryan, çok yakından tanıdığımız zayıf ve güçlü yanlarıyla, gönülsüzce girdikleri bir ölüm-kalım mücadelesinde kendi güçlerini ve cesaretlerini keşfetmeleriyle de 'ilk' olacaklar. 'İlk', ama son değil. Perg Efsaneleri yakında ikinci kitabıyla, Leofold, Guorin ve Geryan'ın yeni maceralarıyla sürecek.
Yorumum
Tek kelimeyle muhteşem bir kitap diyorum başkada bir şey demiyorum. Bana bu kitabı mitolojik eserler severim dediğimde “Kitaplaşalım mı?” etkinliğinde sevgili Volante göndermiş ve gerçekten de iyi ki de göndermiş. Teşekkürler Volante. Bu kitaba 3 gün önce başladım ve soluksuz bir şekilde severek okudum. (Sıcaklar ne kadar bunaltsa da.) Ana karakter olarak 3 karakter olsa da sonradan eklenen yan karakterlerle her sayfada ayrı bir macera yaşayıp elinizden düşürmek istemeyeceksiniz. Kitap 4 seriden oluşuyor. Bende şu anda I. ve II. kitap mevcut (II. Kitapta Volante’den). Karakterlere gelindiğinde ise:
Leofold: Canavar karakterimiz aslında kendisi ailesini öldüren canavarın elinden kaçmayı başarmış(8 yaşındayken) ve 20 yıl sonra nişanlanmış olduğunu öğreniriz ve aynı zamanda bir askerdir. Son savaşta arkadaşının ölmesi üzerine kaçarken ailesinin öldüğü mağaraya girer ama orda ailesini öldüren canavar tarafından kendiside canavara dönüştürülür.
Guorin: Korkak karakterimiz. Savaş sırasında askere gitmemek için sakat taklidi yapar ama bir gün köylerine gelen emrindeki insandan ayrılmış askerler doğmamış çocuğunu ve karısını öldürür. Kendisine ise kılıç vererek buna karşı karısını öldüren kendisiyle dövüşüp intikam almasını ister ama o ormana kaçarak herkesten uzak olmak ister. Çünkü kendisine ve herkese göre o korkaktır.
Geryan: Büyücü karakterimizdir. Baş büyücünün de çırağıdır. Bir gün baş büyücü arkadaşını öteki diyarlarda bulmak için gider ama döndüğünde elinde Kobra adlı bir kılıç vardır ve Geryan’a arkadaşının değişip bir kitap tarafından ele geçirildiğini söyleyip ölür.
Son olarak mutlaka almanızı tavsiye edeceğim bir kitap öncelikle onu söylemeliyim. Bu arada kitap illüstrasyonu da bayıldım.
Lütfen bizden yorumlarınızı esirgemeyiniz…
" İki Dirhem Bir Çekirdek "
Kitabın Adı: İki Dirhem Bir ÇekirdekYazarı: İskender Pala
Yayın Evi: Kapı Yayınları
Sayfa Sayısı: 212
Tür: Araştırma, İnceleme, Tarih
Tanıtım Yazısı:
Anlatımı güzelleştirmek, savunulan fikir ve düşünceyi daha etkili kalmak üzere her dilde kalıplaşmış bazı sözler bulunur. Atasözleri, dua ve temenni cümlecikleri, sövgü ve ilençler, bilmece ve tekerlemeler... Bu tür kalıplaşmış sözler arasında, dilin bünyesinde en sık rastlanılanlar ise deyimdir. Dilin bünyesinde kalıplaşmış ve kökleşmiş olarak değişmeden kullanılan deyimler, hiç şüphe yok ki anlatıma canlılık ve güç katarlar. Bu sayede düşüncelerin ve olayların muhataba daha etkili biçimde yansıtıldığı bir gerçektir.
Bazı kişilerle ilgili anılar ve hikayeler, tarihten alınmış olaylar ve deyimlerin ortaya çıkış nedenleri arasında ön sıraları paylaşırlar. Bu bakımdan deyimlerin kaynaklarını arayıp bulmak, oldukça meşakkatli bir iştir. Bazen rastgele bir sayfada, bazen bir dipnotta, bazen de hiç ummadığınız bir el yazması sayfasında bir deyimin ortaya çıkış hikayesiyle karşılaşmak mümkündür.
Deyimlerimizin ortaya çıkış hikayelerini bilmenin, dilimizin kültüre yansıyan yüzüne bir renk katacağı kesindir. Umarız, bu konuda daha geniş araştırma yapacaklar için bu küçük kitap bir başlangıç olur.
Yorumum
İskender Pala’dan harika bir araştırma ve inceleme kitabı “İki Dirhem Bir Çekirdek”. Size bir şeyler katarken aynı zamanda sizi güldürüyor. Bazı yerlerinde konuyu uzatarak size sıkabilir de ama yinede almanızı tavsiye ederim. İçinde toplam 99 deyimin anlamı bulunmakta. Şöyle kısa bir deyim anlatacak olursak Ağzına Tükürmek deyimini açıklayalım.Ağzına Tükürmek: Muska yazanlar veya şifacılar birisinin ağzına tükürerek öldükten sonra güçlerinin ağzına tükürdüğü kişiye geçeceği inanılırmış ve böylelikle daha bebekken çocuğun ağzına tükürülürmüş. Şöyle komik bir hikaye de kitapta yer alıyor:Vaktiyle saçma sapan şiirler yazan bir şair, Molla Camii’nin meclisinde, -Üstat, demiş, dün gece rüyamda şiirler yazıyordum ki Hızır aleyhisselamı gördüm. Mübarek ağzının tükürüğünden bir parça benim ağzıma tühledi. Molla Cami, adamın, şiirlerinde keramet sezilmesi için böyle söylediğini ve güya Hızır’ın feyiz verici nefesine mazhar olduğuna dair yalancı şöhret peşinde koştuğunu anlayıp cevabı yapıştırmış: -Be ahmak, öyle değil! Bence Hızır aleyhisselam bu şiirleri senin yazdığını görünce yüzüne tükürmek istemiş, ama o sırada ağzın açık olduğundan, tükürük suratına geleceğin yerde ağzına gelmiş!..
Lütfen bizden yorumlarınızı esirgemeyiniz…
Etiketler:
4Puan,
Araştırma,
Deyim,
İnceleme,
İskender Pala,
Kapı Yayınları,
Kitap Analizi,
Okuduklarım
"Mavi Kapı"
Kitabın Adı: Mavi KapıOrijinal Adı: Blue Door
Yazarı: David Fulmer
Çeviren: Tanju Anapa
Yayın Evi: Sonsuz Kitap Yayınevi
Sayfa Sayısı: 400
Tür: Polisiye, Gizem
Tanıtım Yazısı:
En iyi polisiye roman yazarlarına verilen Shamus Ödüllü David Fulmer'dan Mavi Kapı Barı'nın kalbinde atan ateşli bir gerilim romanı…
Ringlerden ayrılmak zorunda kalan Eddie Cero, bir tesadüfle ilginç bir teklif alır: Özel Dedektiflik. Bu mesleği pek düşünmese de Eddie'nin paraya ihtiyacı vardır; mecburen kabul eder. Önemsiz vakaları çözmeye çalışırken asıl merak ettiği bir gizemin peşine düşmeye karar verir. Koyu hayranı olduğu bir müzik grubunun baş solisti yıllar önce aniden ortadan kaybolmuş ve hâlen kendisiyle ilgili hiçbir bilgiye ulaşılamamıştır. Bu konuda yardım alabileceği tek kişi ise şarkıcının yetenekli kız kardeşi Valerie'dir. Ancak Valerie’nin onu hıyanet, entrika, güç ve hırs dolu sapkın bir hikâyenin içine çekeceğinden habersizdir…
“Gerçekten iyi bir cinayet romanı, 60'ların Philedelphia'sında bir serseri boksörün genç soul şarkıcısının kayboluşunun peşinde sürüklenişi… Fazlasıyla başarılı!”
The Atlanta Journal & Constitution
“Fulmer tüm gerekenleri bize sunuyor: Cesur karakterler, güçlü bir konu ve tarihi bağlantılar…”
The Critical Mystery Tour
“Shamus Ödüllü yazar Fulmer'dan büyüleyici bir müzik ve cinayet masalı
Publishers Weekly
“Karakterler ve arka plan bu kitabı zirveye taşıyor.”
Ellery Queen Mystery Magazine
Yorumum
Muhteşem bir New York Times Bestseller kitabı, harika bir polisiye başyapıtı… David Fulmer hakikatten adının ve ödülünün hakkını verdiğini Mavi Kapı adlı eserinde bize fazlasıyla gösteriyor. 400 sayfalık bu eser kapağıyla ve konusuyla sizi ilk saniyede kendisine bağlayacak. Hiçbir kusur gözüme çarpmadı ama güneş tasviride daha güzel yapılabilirdi. Konusuna gelindiğinde ise; Eddie Cero adlı boksörün son maçında kaşında bulunan yaranın tekrar açıldığı için maçı kaybetmesi ve antrenörünün onu bırakması ile başlayan roman ringden ayrılıp sokakta dolaşırken Sal adlı bir adamın dayak yediğini görüp ona yardım etmesiyle devam ediyor. Bu adam bir dedektiftir ve birlikte bir şeyler içerlerken adam Eddie sarhoş olduğu bir sırada dedektiflik işi teklifinde bulunur ve kartını uzatır. Eddie kabul eder ama ertesi gün her şeyi hatırlayıp da vazgeçmek için adrese gittiğinde Sal onu dinlemeden hemen bir iş verir ve böylece Eddie dedektiflik işi yapmaya başlar. Daha sonraları ise çok sevdiği müzik grubunun 3 yıl önce kaybolan baş solisti Johnny Pope’ın ortadan kaybolmasını araştırmaya başlar Eddie ama bu hiçte kolay olmaz çünkü herkesin sakladığı bir şey var gibidir. Bu arada Mavi Kapı ortadan kaybolan baş solistin kız kardeşi Valerie'nin çalıştığı barın ismidir.
Lütfen bizden yorumlarınızı esirgemeyiniz…
Etiketler:
5Puan,
David Fulmer,
Kitap Analizi,
Okuduklarım,
Roman,
Sonsuz Kitap
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



